Suriye, yaklaşık 47 yılın ardından ABD’nin “Terörizmi Destekleyen Devletler” listesinden çıkarılıyor. Washington yönetiminin kararına ilişkin Kongre’nin zorunlu 45 günlük inceleme süresi 22 Ağustos’ta herhangi bir engelleme girişimi olmadan tamamlanırken, kararın resmileşmesi için ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun iptali Federal Sicil'de (Federal Register) yayınlaması bekleniyor. ABD, Suriye’yi 29 Aralık 1979’da dönemin Devlet Başkanı Hafız Esad yönetiminde “uluslararası terörizme destek” verdiği gerekçesiyle listeye almıştı. Listeleme, Beşşar Esad döneminde ve 2011’de başlayan iç savaş boyunca da sürdü. ABD Başkanı Donald Trump ise 8 Temmuz’da Kongre’ye gönderdiği bildirimde, Suriye’nin son 6 ay içinde uluslararası terörizmi desteklemediğini ve gelecekte de destekleme-yeceğine dair taahhütte bulunduğunu belirterek yaptırım niteliğindeki listenin kaldırılması sürecini başlatmıştı.
İsrail'e karşı bir zafer daha
Gelişme, Suriye’nin uluslararası alanda yeniden meşruiyet ve destek kazanmasına yönelik yeni bir adımı oluştururken, işgalci güç İsrail’in Şam yönetimini zayıflatmaya ve ülkenin istikrarını bozmaya yönelik askeri hamlelerinin tartışıldığı bir döneme denk geliyor. ABD’nin kararının yanı sıra Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin Suriye’nin yeniden yapılanmasına verdiği destek, Şam yönetiminin dış politikada hareket alanını genişletiyor. ABD'de İsrail destekçisi Siyonist lobi Trump yönetiminin Suriye'yi listeden çıkarma adımına yoğun tepki göstermişti.
Türkiye’den vazgeçmeyeceğiz
Öte yandan Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani de ordunun yeniden yapılandırılması konusunda Türkiye’nin desteğine dikkat çekti. Şeybani, Türkiye’nin yanı sıra Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkelerden de askeri eğitim ve iş birliği alanında destek aldıklarını belirterek, “Suriye, ordusunu yeniden inşa etme konusundaki desteği nedeniyle Türkiye’ye minnettardır ve biz bu destekten vazgeçmeyeceğiz” dedi.
Ebu Zuhur iddiaları gerçek değil
Şeybani, İsrail’in 18 Ağustos günü Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıya ilişkin de açıklamalarda bulundu. İsrail’in saldırıyı, Suriye’nin Türk kuvvetlerinin bölgeye konuşlanmasına izin vereceği iddiasıyla gerçekleştirdiğini belirten Şeybani, söz konusu iddianın hem Şam hem de Ankara tarafından kesin biçimde yalanlandığını söyledi. Suriye’nin İsrail’e gerekli mesajı iletmesine rağmen saldırının gerçekleştiğini ifade eden Şeybani, saldırının ardından İsrail ile yürütülen doğrudan ve dolaylı temasların kesildiğini açıkladı. İsrail’e güvenmediklerini belirten Şeybani, Şam’ın önceliğinin İsrail saldırılarının ve Suriye hava sahasına yönelik ihlallerin sona ermesi olduğunu vurguladı. Buna rağmen diplomatik kanalların tamamen kapatılmadığını söyleyen Şeybani, İsrail ile güvenlik anlaşmasına ilişkin görüşmelerin yeniden başlamasını beklediklerini ifade etti. Şeybani, “Suriye diplomasiden yana elini uzatmaktadır ve İsrail bu tarihi fırsatı değerlendirmelidir” derken, İsrail’in güvenliğini askeri güç kullanarak sağlamaya çalışmasının sonuç vermediğini savundu.
Bölgeden tam destek
Öte yandan İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), Kuveyt, Katar ve Suudi Arabistan, Suriye’nin başkenti Şam kırsalında düzenlenen saldırıları kınayarak Şam yönetimine destek verdi. İİT Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha, iç güvenlik güçlerini taşıyan otobüse yönelik bombalı saldırıyı şiddetle kınarken, terörizmin her türüne karşı Suriye ile tam dayanışma içinde olduklarını belirtti. Kuveyt ise batı Şam kırsalında İsrail’e ait İHA tarafından sivil bir aracın hedef alınmasına tepki göstererek uluslararası topluma ve BM Güvenlik Konseyi’ne İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarını durdurma çağrısı yaptı. Katar ve Suudi Arabistan da güvenlik güçlerine yönelik saldırıyı kınayarak Suriye hükümetinin terör ve aşırılıkla mücadelesine destek verdi. Bölge ülkelerinin açıklamaları, Suriye’nin egemenliği, toprak bütünlüğü ve istikrarına yönelik bölgesel desteğin güçlendiğini ortaya koydu.