Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
6 Ekim 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

90’larda kaleciler neden böyle giyiniyordu?

90’larda kaleciler neden böyle giyiniyordu?

90’lar nostaljisi her dönemde popüler olan konuların başında geliyor. Evet, şarkıları, modası, sineması, teknolojisi ve akla gelmeyecek pek çok şeyiyle 90'lar başkaydı... En çok da futbol maçlarıyla... Bunun ne demek olduğunu ilk bakışta anlamayanlar rastgele bir 90'lar maçı açarsa kalecilerin hayret ettiren forma tercihlerini görünce anlayacaktır.

Dünyanın en önemli futbol maçlarında kalecilerin üzerinde geometrik desenlerin, neon renklerin ve dev omuz parçalarının birbirine karıştığı bambaşka bir kıyafet vardı. Spor camiası 90'larda bu kaleci kostümlerine alışıktı. Peki, bugün görünce hayret ettiğimiz bu kostümlerin arkasında yatan gerçek ne?

Bu görüntünün temelinde aslında bugün de çok iyi bildiğimiz kalecilerin diğer oyunculardan farklı giyinmesi zorunluluğu yatıyor. Dünya futbol otoritelerinin çok uzun zamandır kabul ettiği bir kural bu: Futbolda kaleciler hem takım arkadaşlarından hem de hakemlerden ayırt edilebilecek renkte forma giymeli... Ancak bugün bu kuralın bazı şartları var.

KALECİ FORMALARI BİR TASARIM OYUNUNA DAHİL OLDU

Kalecilerin farklı forma giymesinin sınırlarının epey genişlediği 90'lı yılların çılgın modası 1990 Dünya Kupası ile başladı. Turnuvada kaleci formalarındaki değişim iyice görünür hale geldi. Spor markaları bu kuralı bir fırsat bilip kalecinin forması üzerine saha oyuncularından tamamen farklı tasarımlar geliştirmeye başladı. Bazı markalar aşırı bol kesimleri tercih ederken bazı markalar büyük yakalara yöneldi. Dirsek dolguları ve çarpışan renkler bir futbol modası yaratmak konusunda birbiriyle yarışırken o yıllara bazı kalecilerin kişisel tercihleri de altın harflerle kazındı.

Kolombiya’nın ünlü kalecisi René Higuita, İngiltere'ye karşı yaptığı meşhur akrep vuruşuyla ünlüydü. Ancak Higuita'nın adı akrep vuruşu kadar 1990 Dünya Kupası’nda giydiği rengârenk üçgenlerle kaplı formasıyla da anılıyordu.

90'ı yılların tercih ettiği forma nedeniyle ünlenen diğer ismi Peter Schmeichel'di. Peter Schmeichel, Danimarka’nın Avrupa şampiyonu olduğu Euro 1992’de neon renklerin birbirine karıştığı 90’lar kaleci modasının simgelerinden biri haline geldi.

JORGE CAMPOS FORMALARINI KENDİ TASARLIYORDU

Kalecilerin çılgın forma sevgisinde işi başka bir boyuta taşıyan hamle Jorge Campos'tan geldi. Meksikalı kaleci Campos’un pembe, sarı, turuncu, mavi ve yeşilden oluşan dev desenli formalarını kendisi tasarlıyor, maçta üzerinde taşıyacağı formada çocukluğunu geçirdiği Acapulco’nun sahil ve sörf kültürünün izlerini de görmek istiyordu.

Bu neon tasarımlar Campos'un imzası haline geldi ve bu formalar sayesinde bir futbol ikonuna döndü. Campos'un imza formaları futbol dünyasında tek değildi. Boca Juniors kalecisi Carlos Navarro Montoya da imza bir forma trendine sıkı sıkı tutunuyordu: Üzerinde kendisini kamyon kullanırken gösteren bir çizimin bulunduğu formalar...

Edwin van der Sar, kariyerinin ilerleyen yıllarında ağırbaşlı tavırlarıyla dikkat çekecekti ama 90'ların ortasında giydiği dev desenler, büyük dirsek süngerleri ve yüksek bir yakadan oluşan forması bu ağırbaşlı tavrın tam aksini temsil ediyordu.

İngiltere'de devasa desenli tasarımların adresi David Seaman'dı. Seaman, Euro 1996’da kırmızı, mor, lime yeşili ve sarının bir arada kullanıldığı İngiltere formasıyla dönemin en unutulmaz görüntülerinden birini verdi.

Aynı yıllarda Paraguaylı José Luis Chilavert da “El Bulldog” lakabını formasıyla ekranları meşgul ediyordu. Kamyon şoförü çizimli bir kaleciye alışan 90'lı yıllar elbette ve üzerinde büyük bir bulldog resmi bulunan formaya da alıştı ve bu forma Chilavert'ın imzası haline geldi.

HEPSİ RENGÂRENKTİ, BİRİ HARİÇ

Bu renkli ve desenli formaların yanında 90'larda oldukça dikkat çekici bir forma daha vardı. O da Macar kaleci Gábor Király'nin, bu renk cümbüşünün tam aksine tercih ettiği bol, gri eşofman altı formasıydı.

Király’nin yıllar sonra kendisinin anlattığına göre uzun gri eşofman altı tercih etmesinin nedeni diğer kalecilerinki gibi bir tasarım ve imza hevesi değildi. O gri eşofmanı sadece kötü ve sert zeminlerde daha rahat olduğu için giymişti.

Bu tercihte özellikle gri rengi seçmesi ise batıl bir inanca dayanıyor. Király, kulübün çamaşır sorunu nedeniyle bir maçta gri eşofmanını giymek zorunda kaldı. Gri eşofmanla çıktığı maçı takımı kazanınca Király bunu bir totem olarak sürdürmeye karar verdi.

1990’ların kalecileri bu modanın peşinde oynadıkları futbol kadar giydikleri formalarla da akıllara kazınmış oldu. Bugünün standart kaleci formalarına bakınca o dönemde maçlara bu formalarla çıkıldığına inanmak zor ancak futbol tarihi bugün inanmakta zorlanacağımız hikâyelerle dolu.

Haber Orijinal Kaynağı