Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
7 Ekim 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

ABD'den İran'a savaşın bitmesi için uranyum şartı

ABD'den İran'a savaşın bitmesi için uranyum şartı

ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeye yönelik diplomasi yeniden nükleer program düğümüne takıldı. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Tahran'ın yalnızca geleceğe dönük güvence vermesinin Washington açısından yeterli olmayacağını, mevcut uranyum zenginleştirme kapasitesinde somut bir gerileme görülmesi gerektiğini açıkladı.

Vance'in açıklaması, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı da içeren son barış teklifinin ABD Başkanı Donald Trump tarafından reddedilmesinin ardından geldi. Böylece iki taraf arasındaki pazarlığın enerji ve yaptırımlar kadar İran'ın nükleer kapasitesine de bağlı olduğu daha açık hale geldi.

Washington söz değil, kapasite indirimi istiyor

Vance, pazartesi günü Alaska'daki seçim programının ardından verdiği röportajda, savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın İran'ın nükleer faaliyetlerinde gelecekte atacağı adımlara ilişkin sözlere dayanamayacağını söyledi.

ABD'nin beklentisinin, İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesinde ölçülebilir ve “anlamlı” bir düşüş gerçekleştirmesi olduğunu belirten Vance, Washington'ın anlaşma karşılığında somut bir değişiklik görmek istediğini ortaya koydu.

Bu yaklaşım, ABD'nin daha önce açıkladığı “İran nükleer silah sahibi olamaz” çizgisinden daha somut bir pazarlık eşiğine işaret ediyor. Washington artık yalnızca nihai sonucu değil, İran'ın mevcut zenginleştirme kapasitesinde ne kadar geri adım atacağını da müzakerenin merkezine yerleştiriyor.

Vance ayrıca ABD'nin hâlâ diplomatik çözüm aradığını, ancak İran'ın nükleer programına ilişkin yalnızca siyasi güvence vermesinin yeterli görülmediğini ifade etti.

Savaşın uzaması Washington açısından da giderek daha pahalı hale geliyor. ABD Kongre Bütçe Ofisi'nin eylül ayında yayımladığı hesaplamaya göre İran'la yürütülen askeri operasyonların Savunma Bakanlığı'na maliyeti 1 Ağustos itibarıyla yaklaşık 38 milyar dolara ulaştı.

Kurum, çatışmanın düşük yoğunlukta sürmesi halinde her ek ayın yaklaşık 2 milyar dolar, temmuz ayındaki yoğunluğa dönülmesi halinde ise yaklaşık 3 milyar dolar ilave maliyet yaratabileceğini hesaplıyor.

Yüzde 60 zenginleştirme pazarlığın merkezinde

Vance'in açıklamasında özellikle İran'ın yüzde 60 seviyesine kadar zenginleştirilmiş uranyum üretmesi öne çıktı.

ABD Başkan Yardımcısı, İran'ın nükleer silah geliştirme amacı bulunmadığını savunması halinde neden yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yakıta ihtiyaç duyduğunun açıklanması gerektiğini söyledi.

Washington açısından yeni anlaşmanın önemli eşiklerinden biri bu nedenle İran'ın yüksek seviyede zenginleştirilmiş uranyum üretimini azaltması olacak.

İran ise bugüne kadarki görüşmelerde nükleer program konusunda geniş çaplı taviz vermeye sıcak yaklaşmadı. Tahran yönetimi programının barışçıl olduğunu savunurken, uranyum zenginleştirme hakkından vazgeçmeyeceği yönünde açıklamalar yaptı.

Bu nedenle Vance'in son açıklaması iki taraf arasındaki temel anlaşmazlığı daha görünür hale getiriyor.

ABD, İran'dan mevcut kapasitesini somut biçimde azaltmasını isterken Tahran, yaptırımlar ve Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik düzenlemeleri çözülmeden nükleer konuda geri adım atmaya yanaşmıyor.

Taraflar arasındaki yeni müzakerenin başarısı büyük ölçüde bu iki pozisyon arasındaki mesafenin kapatılıp kapatılamayacağına bağlı olacak.

İran'ın son teklifi Hürmüz üzerinden geldi

İran'ın eylül sonunda sunduğu son teklifin merkezinde Hürmüz Boğazı bulunuyordu.

Tahran, ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırması, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve petrol yaptırımlarından feragat edilmesi karşılığında Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı teklif etti.

Plan kapsamında anlaşmanın ardından yedi gün içinde bölgedeki çatışmaların sona ermesi ve Hürmüz'den geçişlerin yeniden başlaması öngörülüyordu.

Ancak Trump bu öneriyi kabul etmedi.

İran daha sonra ABD'nin teklifine verdiği resmi yanıtın Katar aracılığıyla kendisine ulaştırıldığını açıkladı. Taraflar görüşmeleri tamamen kesmiş değil ancak atılacak adımların kapsamı ve sıralaması konusunda anlaşmazlık devam ediyor.

Vance'in son açıklaması, ABD'nin yeni bir anlaşmada Hürmüz'ün açılmasıyla yetinmeyeceğini gösteriyor. Washington, nükleer programın da anlaşmanın temel parçalarından biri haline gelmesini istiyor.

Bir diğer sorun ise İran'daki karar alma mekanizması. Vance, Washington'ın görüşmelerde Tahran adına nihai kararı kimin verdiği konusunda tam bir netliğe sahip olmadığını belirtti.

Bu belirsizlik, ABD ile İran arasında yeni bir uzlaşmanın hazırlanmasını daha da zorlaştırıyor.

Türkiye için risk yine enerji cephesinde

ABD ile İran arasındaki anlaşmazlığın Türkiye açısından en doğrudan etkisi enerji piyasasında görülüyor.

Hürmüz Boğazı'ndaki kesintiler petrol ve doğal gaz ticaretini etkilerken savaşın uzaması küresel enerji maliyetlerini yukarı taşıyor. Son haftalarda Brent petrolün yeniden 100 doların üzerine çıkması da bu baskının en görünür sonuçlarından biri oldu.

Türkiye enerji ihtiyacının önemli bölümünü ithalat yoluyla karşılıyor. Bu nedenle savaşın uzaması, Hürmüz'deki geçişlerin düşük kalması veya yeni askeri tırmanma yaşanması enerji ithalat faturası, akaryakıt fiyatları ve enflasyon açısından risk oluşturuyor.

ABD Kongre Bütçe Ofisi de İran savaşının küresel petrol ve doğal gaz sevkiyatında yarattığı aksamanın enerji fiyatlarını yükselttiğini ve enflasyon üzerinde baskı oluşturduğunu belirledi.

Kurumun hesaplamasına göre savaşın enerji fiyatlarına etkisi nedeniyle ABD'de 2027'nin ilk çeyreğinde yıllık PCE enflasyonunun daha önceki tahmine göre 0,5 puan daha yüksek olması bekleniyor. Enerji fiyatlarındaki küresel baskının yalnız ABD'yle sınırlı kalmaması, ithalatçı ülkeler açısından da riski artırıyor.

Bu nedenle Washington-Tahran görüşmelerinde asıl izlenecek iki konu artık daha belirgin.

Birincisi İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesinde ABD'nin istediği ölçüde geri adım atıp atmayacağı. İkincisi ise olası anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nı yeniden normal petrol ve doğal gaz trafiğine açıp açmayacağı.

Bu iki başlıktan çıkacak sonuç, yalnız savaşın geleceğini değil küresel enerji fiyatlarının yönünü de etkileyebilir.

Haber Orijinal Kaynağı