Belgedeki isim sıradan bir paşa değildi
Belgenin ortaya koyduğu tablo, Erzurum’daki petrol kaynaklarının Osmanlı Devleti tarafından 19. yüzyılın sonlarında bilindiğini ve bu kaynakların ekonomik değerinin değerlendirilmesi amacıyla imtiyaz sürecinin başlatıldığını gösteriyor. Araştırmacı Taner Özdemir, petrol dosyasının merkezinde yer alan Ahmed Celaleddin Paşa, Sultan II. Abdülhamid döneminin en dikkat çekici devlet adamlarından birisi olduğunu ifade ederek, "Osmanlı istihbarat teşkilatının başında bulunan Serhafiye Ahmed Celaleddin Paşa, aynı zamanda Sultan II. Abdülhamid’in güvendiği isimler arasında yer alıyordu. Çerkes kökenli bir Kafkasya göçmeni olan Ahmed Celaleddin Paşa, genç yaşlarda İstanbul’a gelerek saray hizmetine girdi. Yıldız Sarayı’nın muhafazasında görev yapan Tüfekçi Teşkilatı içerisinde yetişti. Daha sonra padişahın yaverleri arasında yer aldı ve Osmanlı istihbaratının en önemli makamlarından biri olan serhafiyeliğe yükseldi" dedi.
Erzurum’un Pülk petrolünde de Paşanın adı var
Araştırmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri ise Tercan ve Pülk bölgesi ile ilgili Osmanlı belgeleri. Erzurum Vilayeti’nin Tercan Kazası’na bağlı Pülk köyündeki petrol ve neft madenlerinin işletilmesine ilişkin kayıtlarda Ahmed Celaleddin Paşa’nın adı açık biçimde geçiyor. Osmanlı belgelerinde, Paşanın tavsiyesi doğrultusunda Pülk köyündeki petrol ve neft madenlerinin işletme imtiyazının Almanya tebaasından Mösyö Şarl Rayzer’e verilmesine ilişkin süreç yer alıyor. Bu gelişme, Erzurum petrolünün XIX. yüzyılın sonlarında yalnızca Osmanlı bürokrasisinin değil, Alman girişimcilerin de ilgisini çektiğini ortaya koyuyor.
Erzurum petrolü için Alman girişimci devreye girdi
1898 yılına ait belgelerde Pülk bölgesindeki petrol sahalarının işletilmesi için imtiyaz sürecinin yürütüldüğü görülüyor. Ahmed Celaleddin Paşa’nın tavsiyesi sonrasında hazırlanan belgeler ilgili devlet kurumlarına gönderiliyor ve konu Şûrâ-yı Devlet’in gündemine taşınıyor. Arşiv kayıtlarında, Pülk’teki petrol ve neft madenlerinin işletilmesine yönelik şartların belirlendiği görülüyor. Böylece Erzurum’un petrol kaynakları, XIX. yüzyılın sonlarında Osmanlı Devleti’nin maden, ekonomi ve dış politika gündeminin kesiştiği alanlardan biri haline geliyor.