Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda yaklaşık 12 saat süren maraton görüşmelerin ardından, kamuoyunda "Terörsüz Türkiye" düzenlemesi veya "Çerçeve Yasa" olarak bilinen 7595 Sayılı Kanun teklifi yasalaştı. Toplam 562 milletvekilinin katıldığı tarihi oylamada; iktidar ve muhalefet kanadından geniş bir uzlaşıyla 467 kabul, 87 ret ve 7 çekimser oy kullanıldı.
Af yasası değil!
12 maddeden oluşan Kanun, sanılanın aksine genel bir af niteliği taşımıyor. Düzenleme; Anayasa’nın af yetkisi yerine, örgüt üyeliği, propaganda ve yardım suçları için belirli şartlara bağlanmış bir "soruşturma, kovuşturma ve infaz erteleme rejimi" getiriyor.
Düzenlemenin fiilen yürürlüğe girebilmesi ise iki aşamalı katı bir güvenlik mekanizmasına bağlandı:
Cinayet failleri kapsam dışı
Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen kasten öldürme suçları (TCK m. 81-82) açıkça kapsam dışında bırakıldı. Şehit eylemlerine katılan, bombayı patlatan veya doğrudan cinayet işleyen failler yargılanmaya ve cezalarını cezaevinde çekmeye devam edecek. 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen ve müebbet/ağırlaştırılmış müebbet gerektiren ağır suçlar da erteleme kapsamına dahil edilmedi. Bu çerçevede, terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ve birinci derece cinayet faillerinin yasadan yararlanarak serbest kalmasının hukuken mümkün olmadığı vurgulandı. Bizzat cinayet eylemine katılmamış kadrolar için; cezası 15 yıl ve altı olanlarda 5 yıl, 15 yılın üzerinde olanlarda ise 10 yıl infaz ertelemesi uygulanacak. Belirtilen denetim süreleri içinde şahsın yeniden bir terör veya asayiş suçu işlemesi halinde erteleme kararı derhal kaldırılarak cezaevine gönderilmesi hükme bağlandı. Ayrıca haklarında 2 ila 3 yıl arasında değişen siyaset ve kamu hakkı kısıtlaması getirilecek.
Örnekleri ne söylüyor? Taviz mi, tasfiye mi?
Uluslararası çatışma çözümü literatüründeki Silahsızlanma, Terhis ve Entegrasyon (DDR) süreçleri incelendiğinde dünyada iki temel yaklaşım öne çıkıyor:
Türkiye'nin "Çerçeve Yasa" Modeli: TBMM'den geçen 7595 sayılı kanun, FARC modelindeki gibi örgüte herhangi bir anayasal ayrıcalık, özerklik vaadi ya da meclis kontenjanı tanımıyor. Aksine İspanya örneğinde olduğu gibi, devletin askeri üstünlüğü kurmasının ardından örgütün tek taraflı silahsızlanması ve kendini lağvetmesi şartına dayanıyor.