Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
8 Kasım 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

COP31'de iklim sınavı

COP31'de iklim sınavı

Dünya, iklim diplomasisinin en önemli buluşmalarından birine hazırlanıyor. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı (COP31), 9–20 Kasım tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek.

Devlet temsilcileri, müzakereciler, bilim insanları, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyası, iklim krizine karşı ortak çözümleri görüşmek üzere bir araya gelecek. Ancak bu yılın temel sorusu yeni vaatlerden çok verilen sözlerin ne ölçüde yaşama geçirilebildiği.

2015'te kabul edilen Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi döneme göre iki derecenin oldukça altında tutmayı, mümkünse 1.5 dereceyle sınırlandırmayı hedefliyor.

Aradan geçen 10 yılı aşkın süreye karşın var olan politikalar ve ülkelerin emisyon azaltım taahhütleri, gerekli dönüşümü sağlamakta yetersiz kalıyor. Aşırı sıcaklıklar, seller, kuraklık ve ekosistem kayıpları ise iklim krizinin geleceğe yönelik bir tehdit değil, bugünün yaşam koşullarını değiştiren bir gerçeklik olduğunu gösteriyor.

VAATLERDEN UYGULAMAYA

COP31'in öne çıkan yaklaşımı, iklim taahhütlerinin uygulanmasını hızlandırmak. Fosil yakıtlardan uzaklaşma, yenilenebilir enerjiye geçiş, iklim değişikliğine uyum, finansman ve adil geçiş müzakerelerin belirleyici başlıkları arasında.

Özellikle iklim finansmanı, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki temel anlaşmazlıklardan biri. İklim krizine tarihsel katkısı sınırlı olmasına karşın sonuçlarından ağır biçimde etkilenen ülkeler, uyum ve kayıp-zarar mekanizmaları için daha güçlü destek talep ediyor. Finansmanın miktarı kadar erişilebilirliği, kredi yerine hibe niteliği taşıması ve gereksinim duyan kişi ve topluluklara ulaştırılması da tartışılıyor. Bir diğer kritik konu, enerji dönüşümünün toplumsal maliyeti. Karbonsuzlaşmanın çalışanlar, yerel topluluklar ve kırılgan kesimler üzerindeki etkileri, adil geçiş tartışmalarının merkezinde bulunuyor.

UZLAŞMA ARAYIŞI

Tartışmalar yalnızca ev sahibi ülkelerle sınırlı değil. Geçen yıl Brezilya'nın Belém kentinde düzenlenen COP30'da fosil yakıtlardan uzaklaşmaya yönelik ortak bir yol haritası üzerinde uzlaşılamaması, Antalya öncesindeki kuşkuları artırıyor. Fosil yakıt şirketlerinin müzakerelerdeki etkisi, sivil toplumun katılım olanakları ve iklim krizinden en fazla etkilenen toplulukların yeterince temsil edilip edilmediği de sorgulanıyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, karar süreçlerinin şeffaflığını ve katılım özgürlüğünü özellikle vurguluyor.

Peki ülkeler, ekonomik çıkarları ve siyasi farklılıklarına karşın iklim krizinin gerektirdiği dönüşümde uzlaşabilecek mi? Yeni finansman vaatleri gerçekten karşılık bulacak mı? Antalya'nın başarısı bu sorulara verilecek yanıtlarla ölçülecek.

MAVİ VE YEŞİL

COP31 iki ana alanda düzenlenecek. Birleşmiş Milletler yönetimindeki Mavi Alan (Blue Zone), yalnızca akredite katılımcıların erişebildiği resmî müzakerelere, ülke pavilyonlarına ve yan etkinliklere ev sahipliği yapacak. Türkiye'nin koordinasyonundaki Yeşil Alan (Green Zone) ise kayıt yaptıran ziyaretçilere açık olacak; sivil toplum, akademi, iş dünyası, gençler ve sanatçıları buluşturarak iklim çözümlerinin toplumsal boyutunu görünür kılacak.

Cumhuriyet adına Mavi Alan'da bulunarak müzakereleri, ülkelerin tutumlarını ve karar süreçlerini yerinden takip edeceğim. COP31 yarın başlıyor. Antalya'da asıl sınav, verilen sözlerin zirve salonlarından çıkıp yaşamın içinde karşılık bulması ve daha adil, dayanıklı, yaşanabilir bir geleceğin yolunu açması olacak.

TÜRKİYE'NİN SORUMLULUĞU

Türkiye'nin konferans başkanlığını, Avustralya'nın ise müzakerelere başkanlık etme görevini üstlendiği COP31, alışılmışın dışında bir işbirliği modeliyle düzenleniyor. Ancak bu ortaklık, iki ülkenin fosil yakıt politikalarına yönelik eleştirileri de beraberinde getiriyor.

Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefi bulunmasına karşın kömürden çıkış için açıklanmış bir takvimi yok. Yenilenebilir enerji yatırımları artarken fosil yakıtlara bağımlılığın sürmesi, hedeflerle uygulamalar arasındaki uyumu sorgulatıyor. Avustralya'nın büyük kömür ve doğal gaz ihracatçılarından biri olması da benzer tartışmaları gündeme taşıyor.

Haziran ayında Türkiye ve Avustralya'dan 94 sivil toplum kuruluşu, COP31 yönetimine fosil yakıtlardan uzaklaşmayı zirvenin merkezine yerleştirme çağrısında bulundu. İki ülkenin kendi enerji politikalarında da bu dönüşümü göstermesi isteniyor.

Haber Orijinal Kaynağı