Yaşamını emekçi haklarına, sendikal mücadeleye ve Cumhuriyet değerlerine adayan; gazetemizin Şükran ablası, Şükran Soner 80 yaşında aramızdan ayrıldı. Gazetemizde 60 yıllık süreci boyunca en ön saflarda yürüyen, gazetemizin hafızası olan ve genç kuşaklarımızı yetiştiren Şükran Soner'i kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz.
CUMHURİYET AİLESİNDEN VEDA MESAJLARI
Cumhuriyet Vakfı Genel Başkanı ve gazetemiz imtiyaz sahibi Dr. Mehmet Alev Coşkun: Şükran Soner gazetecilik yaşamının tüm aşamalarını Cumhuriyet gazetesinde geçirdi. Cumhuriyet gazetesinde 1966 yılından bugüne 60 yıldır kesintisiz olarak çalıştı. Muhabirlik, yazı işleri müdürlüğü ve sütun sahibi olarak yazarlık yaptı. Şükran Soner bir Yugoslav göçmeniydi. Göçmenliğin ne demek olduğunu ve Yugoslavya’nın emperyalist devletler tarafından parçalanmasını daima yazdı ve hatırlattı. Emekçilerin haklarını ömür boyu savundu. Şükran Soner, Cumhuriyet Vakfı’nın kuruluşundan bugüne daima vakfa sadakatle bağlı kaldı. Uzun yıllar vakıf yönetim kurulu üyeliği yaptı. Cumhuriyet gazetesinin karşı karşıya kaldığı her olayda gazetenin ve Cumhuriyet Vakfı’nın yanında yer aldı. Sevgili Şükran Soner, seni daima sevgi ve saygı ile anacağız. Seni unutmayacağız.
Cumhuriyet vakfı Başkan Vekili ve gazetemiz yazarı Emre Kongar: “Büyük çok büyük bir kayıp: ŞÜKRAN ABLAMIZ! Büyük bir yürek… Büyük bir bilinç… Emeğin savunmasına… Sendikacılığa… Atatürk Cumhuriyeti’ne adanmış bir hayat.”
Yenigün Haber Ajansı Basın Yayıncılık A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi ve yazarımız Özlem Yüzak: “Cumhuriyet ağlıyor.. Koridorlar, katlar sessiz.. Sanki duvarları taşları bile ağlıyor...Nasıl ağlamasınlar gazetemizin belleği yitti, gitti...Emek dünyasının, işçi haklarının ödün vermeyen savunucusu artık yok. Dile kolay..60 yıl. Okuldan yeni mezun gencecik bir kızken adim attığı Cumhuriyet'te gecen tam 60 yıl. O dönemin erkek egemen basın dünyasında üstelik sendikal haklar gibi zorlu bir alanda darbeler krizler arasında uzun yıllar boyu sürdürülen bir mücadele... Her gün öğle saatlerinde sırt çantası kitap ve gazete küpürler ile dolu bahçe kapısından içeri girer odasına geçer yazar, okur, yazı dizileri hazırlar, programlar yapardı. Odası da tıpkı kendi gibi anılar yüklüydü, fotoğraflar, plaketler, yetiştirdiği çiçekler...eski bir radyodan derinlerden gelen klasik müzik sesi...Gazete onun nefes aldığı yerdi, aksi mümkün değildi zaten...bunu iyi biliyorduk da o bir yıldız gibi elimizden kayıp gidince bizim de nefesimizin kesileceğini tahmin edememişiz.. Işıklar içinde uyu Şükran abla, geride bıraktığın bizler Cumhuriyet'e ve değerlerine sahip çıkmayı sürdüreceğiz...”
Gazetemiz Ankara temsilcisi Sertaç Eş: “Bugün 1 Eylül ve Şükran Ablamızı yitirdik, çok üzgünüz. Kendisi Cumhuriyet gazetesine verdiği emekleriyle, laik Türkiye Cumhuriyeti’ni savunma konusundaki ödün vermez tavrıyla anılarda yaşayacak. Cumhuriyetin her zor anında deneyimiyle, birleştiriciliğiyle devreye girdi. Cumhuriyetin yaşamasına ömür boyu omuz verdi. Cumhuriyet aydınlanmasını savundu, gerektiğinde sendikal örgütlenmeye önderlik etti. Bizlere Nadir Nadi’yi, İlhan Ağabey’i anlattı. Görmediğimiz geçmişi bize taşıdı. Cumhuriyetçiler Şükran Ablasını unutmayacak.”Cumhuriyet Gazetesi Yayın Kurulu üyesi ve gazetemiz yazarı Zülal Kalkandelen: “Şükran Ablamız çok uzun yıllardır gazetenin geçirdiği tüm zorlu dönemlere tanıklık etti; her zaman Atatürk’ün adını koyduğu gazeteyi bir emanet olarak gördü ve onu yaşatmak için var gücüyle destek verdi. Bazen yazı yazmadan önce onu arar, olayları onunla teyit ederdim. Çünkü bilirdim ki o hem eşsiz bir bellektir hem de gerçeği söyler… Son yıllarda gazetemizin Yayın Kurulu’nda onunla birlikte görev yaptığım için şanslıyım. Paha biçilmez anılarını anlatır, bazen düşündürür bazen de güldürürdü. Sendikal mücadelenin en büyük destekçilerindendi. Son ana kadar her gün gazeteye gidip yazılarını yazdı, Cumhuriyet TV’ye katkıda bulundu. Çalışkanlığı ve disiplini ile de genç gazetecilere örnekti. Hem Cumhuriyet hem de ülkemizdeki gazetecilik mesleği için yeri doldurulamayacak bir kayıptır.”
Gazetemiz yazarı Orhan Bursalı: “Şükran Soner’in kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyorum. Hey işçi sınıfı, hey tüm çalışanlar, hayatı boyunca sizin hak ve özgürlük mücadelenize, ülkenin insan hakları mücadelesine sürekli destek veren değerli bir Cumhuriyet yazarını kaybettik, haberiniz var mı? Şükran ablamız Cumhuriyet Gazetesinin ve aynı zamanda Cumhuriyet tarihinin, işçi sınıfının mücadele tarihinin, işçi siyaset ve hükümet ilişkilerinin derin belleği idi. Hep Cumhuriyet Gazetesinin yaşaması yönünde davrandı, en zor koşullarda bile bu tutumunu değiştirmedi. Şu kadar söyleyeceğim: Şükran’ı kaybedince gerçek anlamda yoksullaştık. Unutmayalım, yaşatalım...”
Gazetemiz yazarı Mustafa Balbay: “Bir Cumhuriyet büyüğünü daha kaybettik. Şükran Soner hepimizin ablasıydı. Sözcüğün tam anlamıyla ayakta öldü. Son nefesine kadar meslek aşkını bırakmadı. Bizlere direnmeyi kararlılığı azmi öğretti ve yaşattı. Cumhuriyet'in son 60 yılının her saniyesine ortak her saniyesinde payı olan bir meslek büyüğümüzdü. O şimdi işçinin emeğinde, gazetenin sayfalarında yaşayacak.”
Gazetemiz yazarı Özdemir İnce: “Şükran hanım Cumhuriyet gazetesinin temel direklerinden biriydi. Değerli bir Cumhuriyet aydınıydı. Gerçek bir Cumhuriyetçiydi. Vefatı beni son derece üzmüştür.”
Gazetemiz yazarı Mehmet Ali Güller: “Şükran Soner, bizler için sadece kıdemli bir gazeteci büyüğümüz değildi, aynı zamanda gazetemizin belleğiydi, sesli arşiviydi, hepimizin Şükran Ablasıydı.
Sadece gazeteci değildi, gazetecilerin emek mücadelesinin en önündeki isimdi, insan hakları mücadelesi neferiydi, aydınlanma savaşçısıydı…
Türkiye sadece örnek bir gazeteciyi değil, cumhuriyet aydınlanmasının yaşayan en önemli temsilcilerinden birini kaybetti.
Türkiye’nin başı sağolsun.”
Gazetemiz yazarı Barış Pehlivan: “Yolunu kaybedenlerin yönü, umudunu kaybedenlerin ışığı, kalemini kaybedenlerin sesi oldu hep. Ne zaman başımız derde girse yanı başımızda hep onu gördük. İyi ki yaşadın Şükran Abla, hep yaşayacaksın…”
Gazetemiz yazarı Barış Terkoğlu: “Şükran Soner Cumhuriyet gazetesinin hafızasıydı. Gazeteye atılan bombadan akıtılan kanına, yaşanan anılarından verilen kavgalarına kadar her şeyi hatırlar ve genç gazetecilere anlatırdı. Bir de elbette Şükran Abla gazetemizin hep işçi sınıfına bakan yüzüydü. Çileyle büyümüş kızıl güllerin yerine kolay yetişen çiçekler bile ekmekte zorlandığımız bir dönemde yitirdik. Yeri doldurulmayacak, başımız sağ olsun…”
Gazetemiz yazarı Zeynep Oral: “Tüm emekçilerin, işçilerin , sendikaların, dostlarının "ablası", arkadaşım, yaşıtım Şükran Soner'i yitirmenin büyük acısı içindeyiz. Koca bir çınardı. Emek tarihimizin tanığı, tarihçisiydi. Cumhuriyet Gazetesi'nin demirbaşıydı. Onu 1968'de Beyazıt Meydanı'nda öğrenci olayları sırasında tanımıştım. O Cumhuriyet'te ben Milliyet'te muhabirdik. O gun bugün dostluğumuz hic azalmadı... ilkelerinden hic ödün vermedi. insan hakları mücadelesinden hiç geri durmadı. Mücadele ettiği karşı çıktığı kişiler bile , onu belki sevmezdi ama yine de saygı duyarlardı.. Saygınlığını hic ama hic yitirmedi... Artık dinlenebilirsin sevgili Şükran... Basın tarihimizdeki, emek tarihimizdeki , mücadele tarihimizdeki yerin hiç ama hiç sönmeyecek, bizden sonrakilere örnek olmaya devam edeceksin. Hoşça kal Sevgili Arkadaşım. Bir başka çınarı Yasar Kemal i aramıza alıp çektirdiğimiz fotoğraftaki gülümsemen gözümün önünden hiç gitmeyecek....”
Gazetemiz yazarı Nilgün Cerrahoğlu: “Yaşam sayfasını kapattığını duyunca içim “cızz” etti. 60 yılını Cumhuriyet’in çatısı altında geçirmiş… Başlı başına bir ömür. Şükran Soner kendi başına bir müesseseydi. Gazete 'Şükran'sız eksik olacak ve eksik kalacak. Vefatını duyduğumda ilk düşüncem bu oldu. O, Cumhuriyet’in ayrılmaz parçasıydı. Cumhuriyet’i bekleyen bir nefer gibiydi. Devri daim olsun.”Gazetemiz yazarı Örsan Öymen: "Çok üzgünüm. Cumhuriyet gazetesiyle özdeşleşmiş, bir ömür boyu ekonomik ve sosyal adalet, emekçi hakları, demokrasi, cumhuriyet, laiklik, bağımsız Türkiye için mücadele vermiş bir insandı. Ailesine, dostlarına, yakınlarına, Cumhuriyet ailesine sabır, başsağlığı diliyorum."
Gazetemiz yazarı ve ekonomi servisi şefi Jale Özgentürk: Cumhuriyet'in koridorlarında alışılmadık, acılı bir sessizlik var. Bugün bir dönemin, bir okulun, bir gazetecilik anlayışının en önemli temsilcilerinden birini uğurluyoruz. Şükran Soner'i. Bizim için hep Şükran Abla'ydı... 1966'da başlayan gazetecilik serüveni tam altmış yıl sürdü. Gazeteciliği hiçbir zaman bir meslek olarak görmedi, yaşam biçimi olarak benimsedi. Emekli oldu ama gazetecilikten hiç emekli olmadı. Her gün Cumhuriyet'e geldi. Anılarla dolu odasında yazdı, okudu, tartıştı. Genç muhabirlerin haberlerini dinledi, yol gösterdi. Gazetesi ve gazetecilik, onun nefes aldığı yerdi. Yarım yüzyılı aşan meslek yaşamında Türkiye'nin darbelerini, grevlerini, ekonomik krizlerini, sendikal mücadelelerini, iş cinayetlerini, özelleştirmelerini izledi ancak hiçbir zaman yalnızca olup biteni yazan bir gazeteci olmadı. O, emeğin tarafında duran bir tanıktı. Cumhuriyet'te ekonomi sayfası denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biriydi. İşçi haklarını, sendikal mücadeleleri, çalışma yaşamını yıllarca yalnızca haberleştirmedi; bu ülkenin toplumsal hafızasına kaydetti. Bugün arşivlerde duran binlerce haberi, Türkiye emek tarihinin belgeleri olarak da yaşamayı sürdürüyor. Şükran Soner, yazılı basının kurşun harflerden dijital gazeteciliğe uzanan bütün dönüşümüne tanıklık ederken, değişime de ayak uydurdu. Cumhuriyet TV'nin ilk söyleşi programını hazırlayıp sunarak, genç kuşaklara "Gazetecilik mecrasını değiştirir ama ruhunu değiştirmez" mesajını verdi. Şükran Abla'nın odasının kapısı artık açılmayacak. Koridorda yürürken sesi duyulmayacak. Cumhuriyet bir yazarını değil, belleğinin önemli bir parçasını uğurluyor. Hoşçakal Şükran Abla... Yazdığın her satır, emeğin ve gazeteciliğin tarihine düşülmüş bir not olarak yaşamaya devam edecek.”