Bu serinin ilk iki yazısında anlatılan mukaddimeleri okuyanların fark edeceği üzere “düşünce” adını verdiğimiz şey, daima bir terkiptir. Farklı kanallardan gelen pek çok unsur barındırır. En saf göründüğü durumda bile dikkatle bakıldığında çok köklü akrabalıkları taşıdığı görülür. Vahyin kendisi Hz. Peygamber’in (sav) kalbine ilka edilen ilâhî bir hakikattir. Lakin müesses bir din olarak İslam, dilcilerin, müfessirlerin, fakihlerin, mütekellimlerin, mutasavvıfların ve filozofların yorumlarıyla şekillenmiş,