Torbalı Belediyesi tarafından "Tarihin Kalbinde, Bilgeliğin İzinde" temasıyla düzenlenen 2. Güz Kitap Günleri, Ertan Ünver Millet Parkı’nda kapılarını açtı. İlçenin kurtuluşunun 104. yılına özel olarak 104 konuğun ağırlanacağı organizasyon, 6 Eylül’e kadar edebiyat ve sanat tutkunlarını ağırlayacak. Etkinlik programı kapsamında 104 konuk, 35 yayınevi, 60 kitap standı ve 35 söyleşi bir hafta boyunca ziyaretçilerle buluşacak.
ONUR KONUĞU PROF. DR. EMRE KONGAR
6 Eylül’e kadar sürecek olan buluşmanın onur konuğu toplumbilimci ve gazetemizin yazarı Prof. Dr. Emre Kongar oldu. Kongar, organizasyon kapsamında “Atatürk Cumhuriyeti’nin Tarihsel Önemi” başlıklı söyleşisiyle Torbalılı okurlarla bir araya geldi. Prof. Dr. Emre Kongar, Atatürk’ü ve Cumhuriyeti insanlık tarihinin gelişim aşamaları içerisinde ele aldığı konuşmasında, toplumların üretim biçimleriyle birlikte değiştiğini belirtti. İnsanlık tarihini “toplayıcı-avcı toplum, tarım toplumu, sanayi toplumu ve bilişim toplumu” olmak üzere dört aşamada değerlendiren Kongar, her dönemin kendine özgü inanç, yönetim ve toplumsal örgütlenme biçimi oluşturduğunu ifade etti. Toplayıcı-avcı toplumlarda aşiret ve reisliğin, tarım toplumlarında ise din, padişahlık, krallık ve imparatorlukların öne çıktığını söyleyen Kongar, “Reislik, insanlık tarihinin en ilkel yönetim biçimidir. Tek bir reis her şeye karar veriyorsa bu, insanlık tarihinin en ilkel yönetim biçimidir” dedi. Tarımın keşfedilmesiyle toprağın ve emeğin önem kazandığını kaydeden Kongar, bu dönemde orduların, merkezi yönetimlerin ve tek tanrılı dinlerin toplumsal örgütlenmenin temelini oluşturduğunu dile getirdi. Sanayi Devrimi’yle birlikte ise fabrikaların, ulusların, seçimlerin ve demokrasinin geliştiğini belirten Kongar, bilişim devriminin farklı kimliklerin eşitliği düşüncesini güçlendirdiğini söyledi.
“OSMANLI ORTAÇAĞIN DÜNYA İMPARATORLUĞUYDU”
Osmanlı İmparatorluğu’nun sıradan ya da küçümsenebilecek bir devlet olmadığını vurgulayan Kongar, “Osmanlı, Ortaçağ dünyasının egemeniydi. Avrasya’nın ticaret yollarına hâkimdi. Çin’den, Hindistan’dan ve Japonya’dan gelen yollar Anadolu ve Akdeniz üzerinden Avrupa’ya ulaşıyordu” diye konuştu. Osmanlı’nın din ve tarıma dayalı Ortaçağ toplumunun dünya imparatorluğu olduğunu belirten Kongar, çöküşün temel nedenini sanayileşme sürecinin kaçırılması olarak açıkladı. Kongar, “İngiltere Sanayi Devrimi’ni gerçekleştirince Osmanlı’nın elinden dünya imparatorluğunu aldı. Osmanlı sanayileşemediği için battı” ifadelerini kullandı.
Batı’nın Rönesans ve Reform hareketleriyle kilisenin egemenliğini kırdığını, bilimsel düşünceyi ve laikliği geliştirdiğini söyleyen Kongar, Osmanlı’nın ise aynı dönüşümü gerçekleştiremediğini savundu. Kongar, “Sanayi Devrimi’nin ortaya çıkardığı Cumhuriyet, demokrasi, bilim ve eğitim Osmanlı’da yoktu. İnsanlık çocukluk aşamasına geçip koşarken Osmanlı emekleme aşamasında kaldı” dedi.
“CUMHURİYET, İLERİYE DOĞRU BİR ATILIMDI”
Kurtuluş Savaşı’nın yalnızca işgalci güçlere karşı değil, İstanbul hükümetinin Kuvayı Milliye’ye karşı oluşturduğu Kuvayı İnzibatiye’ye karşı da yürütüldüğünü hatırlatan Kongar, Atatürk’ün İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan güçlerinin yanı sıra padişahın ordusuyla da mücadele ettiğini söyledi. Atatürk’ün önünde halifeliğin sürdürülmesi ya da Sovyet modelinin benimsenmesi gibi farklı seçenekler bulunduğunu belirten Kongar, onun Cumhuriyeti tercih ettiğini vurguladı. Kongar şöyle konuştu: “Cumhuriyetin ne kurumları ne hukuku ne sermayesi ne de yeterli işçi sınıfı vardı. Buna rağmen Mustafa Kemal, bunun Cumhuriyet olduğunu ve kendisinin de Cumhurbaşkanı olduğunu söyledi. Bu, insanlık tarihinin ileriye doğru atılmış büyük bir adımıydı.”
Atatürk’ün 15 yıl içerisinde büyük bir dönüşümü gerçekleştirdiğini dile getiren Kongar, “Sermayesi, işçisi, bilgisi, kurumu ve hukuku olmayan feodal bir din-tarım toplumundan Cumhuriyet yarattı. Bugün yaşadığımız sıkıntılar geçicidir. İnsanlık tarihi bize, bütün bu sıkıntıların sonunda aşılacağını gösteriyor” dedi.