ALTIN ŞEHİR’ KHRİSOPOLİS
Fenikelilerden Perslere, Bizans’tan Osmanlı’ya kadar pek çok medeniyetin iz bıraktığı Üsküdar’dan ordular, kervanlar ve seyyahlar geçti.
FATİH DÖNEMİNDE YENİDEN ŞEKİLLENDİ
Erken, Üsküdar’ın asıl şehir kimliğini Osmanlı döneminde kazandığına dikkat çekti. Fatih Sultan Mehmet döneminde yeniden şekillenen Üsküdar, Türkmen mahalleleriyle büyürken camileri, tekkeleri, çeşmeleri, iskeleleri ve kervansaraylarıyla önemli bir merkez haline geldi.
16. yüzyıldan itibaren Üsküdar, ilim, ticaret, maneviyat ve yolculuk açısından İstanbul’un öne çıkan bölgelerinden biri oldu.
HAC KAFİLELERİNİN BULUŞMA NOKTASI
Erken’in anlatımında Üsküdar’ın dini ve manevi kimliğine de ayrı bir yer veriliyor. Hac yolculuğuna çıkan kafilelerin burada toplandığı, Osmanlı dönemindeki sürre alaylarının kutsal topraklara Üsküdar’dan dualarla uğurlandığı aktarılıyor. Bu tarihi hafıza, bugün Üsküdar’daki Harem ismine de yansıyor.
ÜSKÜDAR’DA YÜZYILLARIN İZİ VAR
Kız Kulesi, Salacak, Kuzguncuk ve Çamlıca gibi önemli noktalarıyla Üsküdar, farklı dönemlerin izlerini aynı coğrafyada buluşturuyor.
Erhan Erken’in aktardığı tarihsel anlatı, Üsküdar’ın yalnızca İstanbul’un tarihi bir semti değil, antik çağlardan Osmanlı’ya ve günümüze uzanan güçlü bir medeniyet hafızası olduğunu ortaya koyuyor.