ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Kevin Warsh’ın para politikası kararlarında ekonomik verilere öncelik verilmesi ve ileriye dönük yönlendirmeye bağımlılığın azaltılması gerektiğine ilişkin mesajlarına rağmen yatırımcılar, faiz beklentilerini oluştururken Fed yetkililerinin açıklamalarını yakından izlemeye devam ediyor.
Bloomberg’in haberine göre, yaklaşan faiz kararı öncesinde ekonomik veriler ile Fed yetkililerinin mesajları arasındaki etkileşim, piyasalardaki belirsizliği artırıyor.
TD Securities ABD faiz stratejisi Başkanı Gennadiy Goldberg, 14 Ekim’de açıklanacak enflasyon verisi öncesinde Fed’in ekim ayında faiz artırmayacağı yönünde pozisyon alınmasını önerdi. Goldberg’in değerlendirmesinde, enflasyonun faizlerin sabit tutulmasını destekleyecek ölçüde ılımlı gerçekleşeceği beklentisinin yanı sıra Fed yetkililerinin yakın vadede faiz artışına gidilmeyeceğine işaret eden açıklamaları da etkili oldu.
Enflasyon verisi faiz artışı beklentisini yükseltti
Enflasyon verisinin beklentilerin üzerinde gelmesi, yatırımcıların faiz artışı ihtimalini yeniden fiyatlamasına neden oldu. Ekim ayında faiz artırımı olasılığı, veri öncesindeki yaklaşık yüzde 20 seviyesinden kısa süreliğine yüzde 50’ye yaklaştı. Ancak gün içinde yaşanan yükselişin önemli bir bölümü daha sonra geri alındı.
Bloomberg’in aktardığına göre, Fed yetkililerinin ekim ayında faizlerin sabit tutulabileceğine işaret eden açıklamaları, piyasanın enflasyon verisine verdiği tepkinin kalıcı olmasını engelleyen başlıca unsurlar arasında yer aldı. Faiz takaslarına dayalı fiyatlamalarda ekim ayında faiz artırımı olasılığı yüzde 15’in altına geriledi.
Fed yetkililerinin mesajları beklentileri değiştirdi
New York Fed Başkanı John Williams, 29 Eylül’de yaptığı açıklamada yılın ilerleyen dönemlerinde bir faiz artışının uygun olabileceğini belirtmişti. Ancak Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson’ın 1 Ekim’de ek faiz artışlarına karar vermeden önce daha fazla zaman geçirilmesi gerektiğini vurgulaması, piyasa beklentilerinin yeniden aşağı yönelmesinde etkili oldu.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Christopher Waller’ın 8 Ekim’de yaptığı ve art arda toplantılarda faiz artırmanın zorunlu olmadığına ilişkin değerlendirmesi de bu eğilimi destekledi.
Nationwide Başekonomisti Kathy Bostjancic, tahvil piyasasında fiyatlanan faiz artışlarının politika yapıcıların beklentilerinden daha agresif bir görünüm sergilemiş olabileceğini belirtti. Bostjancic’e göre Fed yetkilileri, piyasadaki fiyatlamaların önüne geçmek ve faiz artışlarına ilişkin beklentileri yavaşlatmak istemiş olabilir.
Columbia Threadneedle Portföy Yöneticisi Ed Al-Hussainy ise mevcut enflasyon verilerinin faiz artışını desteklediğini savundu. Al-Hussainy, faizlerin artırılması ile sabit tutulması arasındaki temel ayrımın ekonomik verilerden ziyade Fed’in iletişiminden kaynaklandığını ifade etti.
Warsh’tan ileriye dönük yönlendirme vurgusu
Fed Başkanı Kevin Warsh, 16 Ekim’de Bangkok’ta yaptığı açıklamada para politikası toplantılarının sonuçlarının önceden belirlenmediğini vurguladı. Warsh, Fed’in kararlarını önceden açıklamaya dayalı bir yaklaşım benimsemediğine işaret ederek, para politikasında ekonomik verilerin belirleyici olması gerektiği mesajını verdi.
Buna karşın yatırımcılar, enflasyon verisinin ardından Warsh’ın faizlerin sabit tutulacağı yönündeki piyasa beklentilerini değiştirecek bir mesaj vermemesine dikkat çekti.