Spor
Fenerbahçe'nin eski yıldızından flaş itiraf! "Ayrılmam için tehditler aldım"
A Spor
49 dakika önce
1 Görüntülenme
Bir dönem Fenerbahçe forması giyen Hollandalı futbolcu Gregory Van der Wiel, sarı-lacivertlileri formayı giydiği günlerle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. İşte o sözler... (FB spor haberi)
2016/17 sezonunda Fenerbahçe forması giyen Gregory van der Wiel, çarpıcı açıklamalarda bulundu. Circus Daily'ye konuşan Hollandalı eski futbolcu, sarı-lacivertli takımdaki dönemine dair ses getirecek açıklamalarda bulundu. İşte o sözler...
"FENERBAHÇE'YE PARA İÇİN GİTTİM"
"Fenerbahçe'ye para için gittim. Bu doğru. Başka seçenekler de vardı. Ancak Fenerbahçe'nin finansal şartları iyi olduğu için diğer teklifleri reddettim. Olabildiğince hızlı bir şekilde para kazanıp futbolu bir an önce bırakmak istiyordum. Ancak 3 ay sonra her şey ters gitti. Beni çağırdılar ve 'Sen beş para etmezsin. Hiçbir şey değilsin' dediler. Beni aşağılamaya başladılar.
"DOLANDIRILDIM"
"Fenerbahçe'ye geldikten birkaç ay sonra bir iş insanıyla tanıştım. Ona güvendim ve yatırım yapmak istedim. Kendisini araştırmıştım. Oldukça büyük ve önemli insanlarla bir aradaydı. Ayrıca bana 'Bu adam yatırım konusunda sana yardımcı olur' dediler. Gayrimenkul konusunda ilginç projeleri vardı. 4 ay içinde bize para kazandıracağını söyledi. Ben de yaklaşık 4.5 milyon dolar verdim. Bir süre sonra ses çıkmadı. 'Parama ne oldu?' diye sordum. Bana şöyle bir cevap verdi: '600 bin dolar daha ver ve diğer parayı unut' Beni dolandırdı. Bu da mentalimi ve özel hayatımı çok etkiledi. Fenerbahçe kariyerimi de olumsuz etkiledi. Dolandırıldıktan sonra futbola odaklanmam çok zorlaştı."
"FENERBAHÇE'DE CEHENNEMİ YAŞADIM"
Fenerbahçe'de 6 aydır maaş alamayan takım arkadaşlarım vardı. Başkanın kardeşinin odasına çağrıldığımı hatırlıyorum. Adam oraya geldi ve bana "Sen bir hiçsin, hiçbir şeysin" dedi. Adam orada bana hakaret etmeye başladı. "Kötü bir transferdin, ocak ayında ayrılabilirsin" falan dedi. O noktada kendimi savunmaya başladım: "Bakın, ben bir sağ bek oyuncusuyum. Eğer hücum futbolu oynamıyorsak —ki ben çizgiye inen, orta yapan, çalım atan bir sağ bek olarak tanınırım— oynadığımız maçlarda orta sahayı bile geçtiğimi hatırlamıyorum. Sadece geride koşup savunma yapıyorduk. Bir sağ bek olarak tek başıma işleri değiştiremem" dedim. Bunu ona anlattım ama sadece hakaret uğradım. Amsterdamlı bir çocuk olduğumu, içimde bir hırs ve gurur olduğunu bilerek bir noktada ben de rest çektim: "Bakın, yüzüme bu şekilde hakaret edilmesine ve ocak ayında gidebileceğimin söylenmesine izin vermem" dedim. Bir noktada "Tamam, oraya başka birini koyun o zaman, sorun değil" dedim ve tartışarak odadan çıktım. Bu aslında sonun başlangıcıydı. Sonra Advocaat geldi. Benim için daha da kötü oldu. Üst üste cezalar yemeye başladım. İzin günlerinde herkes ülkesine gidiyordu ama benim en ufak açığımı yakalayıp ceza kesiyorlardı. Ayrılmam için bütün yıl boyunca tehditler aldım. Fenerbahçe'de 9 ay boyunca cehennemi yaşadım. Sonrasında zaten takımdan ayrılmak istedim.",
"BİR ŞEYLER ELDE EDEBİLMEK İÇİN KALACAĞIMI SÖYLEDİM"
Fenerbahçe beni kesinlikle takımdan göndermek istiyordu. O dönemde eski kız arkadaşım da ilk kızıma hamileydi. Bunu onlardan gizlemedim, çünkü Fenerbahçe bunu bilseydi bana karşı kullanırdı tabii ki. Bu yüzden onlarla bir oyun oynadım; orada kalacağımı ve sözleşmemi tamamlayacağımı söyledim, en azından bir şeyler elde edebilmek için.
"BENİ MEDYANIN ÖNÜNE ATTILAR"
İkinci yılımın, yani yeni sezonun başlarında, Fenerbahçe ile kendi stadyumumuzda Cagliari'ye karşı bir hazırlık maçı oynadık. Son beş dakikada oyuna girdim. O zamanlar Cagliari'nin yardımcı antrenörü Michele Santoni'ydi. Ben Ajax'ta oynarken o video analistiydi. Yani onu tanıyordum, "Naber, nasılsın?" filan dedik. "Durumun nasıl?" diye sordu. Biraz durumumu anlattım. O da durumu fark etmişti zaten; çünkü ben o 5 dakika sahaya çıktığımda seyirciden büyük bir ıslık konseri koptu, zira Fenerbahçe beni medyanın önüne atmıştı ve herkesin bana cephe almasını sağlamışlardı.
Durumumu sordu, "Buradan gitmeliyim" dedim. O da "Neden Cagliari'ye kiralık gelmiyorsun?" dedi. Ben de "Cagliari neresi?" dedim. Hemen telefonumu çıkardım ve "Cagliari" diye Google'da arattım. "Neden olmasın?" dedim.
Zor bir yıldan sonra futbol keyfini yeniden bulmak için oraya gitmek iyi olabilirdi. Yeteneklerime hala çok güveniyordum, iyi bir oyuncuydum. Orada bir yıl keyif alırsam, işleri yoluna koyarsam, sonra Serie A'nın zirvesine çıkabilirdim. Bu düşünceyle süreci başlattık ve Cagliari'ye kiralandım. Güzel bir ada, sakin ve tam olarak hamilelik süreci ve kendi akıl sağlığım için ihtiyacım olan şeydi, harikaydı.
"TAKIMDAN AYRI ÇALIŞIRKEN AYAK BİLEĞİ BAĞLARIM KOPTU"
Ancak bu adımı atmadan tam bir hafta önce Fenerbahçe'de takımdan ayrı, yalnız başıma antrenman yapıyordum ve antrenmanın son haftasında tam depar atarken kendi başıma bileğimi burktum. Ayak bileği bağlarım koptu. Tam bir şanssızlık. Bu durum transferi engellemedi ama Cagliari'ye koltuk değnekleriyle gittim. Yeniden form tutmak 5-6 haftamı aldı. Tam bir ay, 5 hafta sonra neredeyse hazır hale gelmiştim ki, beni oraya getiren Hollandalı yardımcı antrenör ve teknik direktör kovuldu. Yerine Uruguaylı bir hoca geldi. İlk günden itibaren onunla çok zorlandık, onun başka planları vardı. Onunla pek anlaşamadık, sürekli çatıştık maalesef. Çoğu zaman dış görünüşümle, oyun tarzımla, tavrımla yargılandığımı hissettim; beni gerçekten tanımadan. Orada da aynısı oldu. Ve kendimi yedek kulübesinde buldum.
Haber Orijinal Kaynağı