UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Ani Ören Yeri, Türklerin Anadolu’daki ilk dönemine ilişkin dikkat çekici arkeolojik bulgulara ev sahipliği yapıyor. Fethin 962. yılı münasebetiyle Ani tarihi ve medeniyeti hakkında konuştuğumuz Ani Ören Yeri Kazı Başkanı Doç. Dr. Muhammet Arslan, Sultan Alparslan’ın 1064’teki fethiyle Ani’nin Türklerin Anadolu’ya açılan ilk kapısı olduğunu belirtti. Kazılarda ortaya çıkarılan kaya mescidi, erken Türk-İslam mezarlığı ve suda doğumda kullanıldığı değerlendirilen taş küvet ise kentin az bilinen tarihine ışık tutuyor.
FETHİYE CAMİİ İLK AYASOFYA
Ani’nin fethinin Malazgirt Zaferi’nden yedi yıl önce gerçekleştiğine dikkat çeken Arslan, kentin Türklerin Anadolu’ya girişinde özel bir konuma sahip olduğunu belirtti. Fethin ardından kentin en büyük yapılarından Katedral’in camiye dönüştürülmesiyle oluşturulan Fethiye Camii’nde 16 Ağustos 1064’te ilk cuma namazının kılındığını aktaran Arslan, “Türklerin Anadolu’ya açılan kapısı olarak 1071 yılındaki Malazgirt Zaferi öne çıkarılsa da aslında Türklerin Anadolu’ya ilk kez Ani’den giriş yaptığı apaçık ortada. Ani’deki Fethiye Camii, tabiri caizse Anadolu’nun ilk Ayasofyası kabulündedir. Burası aynı zamanda Anadolu’daki ilk şehrimizdir. Dolayısıyla Türk-İslam medeniyetinin başlangıç noktası olarak ilk camimiz, ilk mescidimiz ve ilk mezarlığımız gibi birçok eseri bünyesinde barındırıyor. Bu bakımdan Ani, yalnızca askeri bir fetih alanı değil; aynı zamanda Anadolu’da yeni bir medeniyet tasavvurunun inşa edilmeye başlandığı ilk merkezdir” dedi.
SURLARDA ASLAN KABARTMASI
Ani’de Türklerin bölgedeki varlığını belgeleyen en önemli buluntulardan biri ise kuzey dış surlarında bulunan kûfî kitabe. Fethin ardından surların onarımı sırasında yerleştirilen dört satırlık kitabede, Büyük Selçuklu Devleti’nin sembollerinden ‘aslan’ kabartması da bulunuyor. 2021’de Fethiye Camii’nin güneybatısında başlatılan kazılarda ise yaklaşık 1500 metrekarelik bir mezarlık alanı ortaya çıkarıldığını dile getiren Arslan, “Sekizgen gövdeli kümbet kalıntısı, sanduka biçimli mezar taşları ve akıt tipi mezar odalarının bulunduğu alan, Anadolu’daki erken Türk-İslam mezarlıklarından biri olarak değerlendiriliyor. Eski fotoğraflar, burada aynen Ahlat’taki Selçuklu mezarlığında olduğu gibi tezyinatlı mezar şahidelerinin varlığını da ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.