Mustafa Kutlu bundan yedi yıl önce “Kanaat Ekonomisi”ni yazarken meseleyi bankacılık sistemiyle, faiz oranıyla ya da yeni bir finans kanunuyla sınırlamıyordu. Daha derine iniyordu. İnsanın daha fazlasına sahip olma arzusuna. Daha çok yatırım, daha çok üretim, daha çok tüketim, daha çok kâr ve daha çok büyüme üzerine kurulan bir hayatın sonunda insanı nereye götüreceğini soruyordu. Buna karşı önerdiği “kanaat ekonomisi” ise daha büyük bir fikrin, kendi ifadesiyle “Ahlâk Nizamı”nın parçasıydı. Bugünkü