“Fon krizi” olarak kayıtlara geçen hadisenin daha ilk günden itibaren dinî kavramlarla tanımlanması oldukça sorunlu bir yaklaşımadır. Benzer yaklaşımlar daha önce de birçok defa karşımıza çıkmıştı. Bu türden yaklaşımların bir sonucu olarak fon krizinde de ahlaki veya ideolojik yozlaşma ve çürüme gibi kavramlar gündeme geldi. Aslında ekonomik açıdan yıkıcı gücü göz önünde bulundurulduğunda daha ilk andan itibaren ahlaki veya ideolojik yargıların öne çıkarılması şüphe uyandırmalıydı. Çünkü hadisenin