Küresel ticarette üretim fazlası ve ucuz ihracat tartışması G20 ülkelerini böldü. ABD’nin Milwaukee kentinde yapılan G20 Ticaret Bakanları Toplantısı’nda ülkeler gıda ticaretinin ekonomik baskı aracı olarak kullanılmasına karşı ortak tutum alırken, sanayi üretim fazlasına karşı ortak metin üzerinde anlaşamadı.
ABD ve Avrupa tarafı özellikle Çin’in yüksek üretim kapasitesinin küresel pazarlarda fiyatları ve yerli sanayileri baskıladığı görüşünü öne çıkarırken, Pekin bu suçlamaları korumacılığı gerekçelendirmek için kullanılan bir yaklaşım olarak değerlendiriyor.
Gıda ticaretinde uzlaşma sağlandı
Toplantıda ortak tutum sağlanan başlıklardan biri gıda ve tarım ürünlerinin ticari baskı aracı olarak kullanılması oldu.
G20 ticaret bakanları, gıda ürünleri ile tarımsal girdilerin ihracatının siyasi veya ekonomik baskı amacıyla kısıtlanmasına karşı ortak açıklama yapılması konusunda uzlaştı.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, bu tür uygulamaların yalnız hedef alınan ülkeleri değil, küresel gıda arzı ve fiyatları üzerinden diğer ekonomileri de etkileyebileceğini savundu.
Gıda ticaretindeki uzlaşma, toplantının üzerinde ortak metin çıkarılabilen sınırlı başlıklarından biri oldu.
Ancak toplantının en tartışmalı konusu olan sanayi üretim fazlasında aynı sonuç elde edilemedi.
Üretim fazlasında ortak metin çıkmadı
ABD tarafı, özellikle devlet destekleriyle iç talebin çok üzerinde üretim yapılmasının küresel pazarlara düşük fiyatlı ihracat olarak yansıdığını ve diğer ülkelerdeki üreticileri baskıladığını savunuyor.
Greer, toplantıya katılan ülkelerin büyük bölümünün üretim fazlasının önemli bir sorun olduğu konusunda aynı görüşte bulunduğunu ancak çözüm yöntemi konusunda uzlaşma sağlanamadığını söyledi.
ABD yönetiminin açıklamalarında özellikle Çin’in çelik, otomotiv ve diğer sanayi ürünlerindeki yüksek üretim kapasitesi öne çıkıyor.
Avrupa Birliği de son dönemde Çin kaynaklı üretim fazlasının Avrupa sanayisi üzerindeki etkisini daha sık gündeme getiriyor. Özellikle çelik ve otomotiv sektörleri tartışmanın merkezinde bulunuyor.
Buna rağmen G20 üyeleri üretim fazlasını kınayan veya ortak önlem çağrısı yapan bir metinde birleşemedi.
Çin ise Batılı ülkelerin üretim fazlası eleştirilerini reddediyor. Pekin yönetimi, Çin sanayisinin rekabet gücünün sübvansiyonlardan değil verimlilik, teknoloji yatırımları ve güçlü tedarik zincirlerinden kaynaklandığını savunuyor.
Çin ayrıca üretim fazlası söyleminin yeni gümrük vergileri ve ticaret engelleri için gerekçe olarak kullanılmasına karşı çıkıyor.
Zorla çalıştırılan iş gücü konusunda da anlaşma yok
G20’nin uzlaşamadığı ikinci önemli alan küresel tedarik zincirlerinde zorla çalıştırılan iş gücü oldu.
ABD yönetimi, zorla çalıştırma kullanılarak üretilen malların dünya piyasalarında yapay fiyat avantajı yarattığını savunarak G20 ülkelerinden bu ürünlerin ithalatına karşı daha güçlü önlemler istedi.
Ancak üyeler bu konuda da ortak açıklama yayımlayacak düzeyde uzlaşamadı.
ABD son dönemde ticaret ortaklarına, zorla çalıştırılan iş gücüyle üretildiği belirlenen malların ithalatının engellenmesi yönünde daha sert kurallar uygulamaları için baskı yapıyor.
Washington yönetimi, bu konudaki düzenlemeleri yalnız insan hakları başlığı altında değil, aynı zamanda uluslararası rekabet koşullarını etkileyen bir ticaret meselesi olarak ele alıyor.
Toplantıda bazı ülkeler konuya destek verirken bütün G20 üyelerinin üzerinde anlaşabileceği ortak bir metin oluşturulamadı.
Dünya ticaret sisteminin temel kuralı da tartışmaya açıldı
ABD toplantıda Dünya Ticaret Örgütü sisteminin temel taşlarından biri olan “en çok kayrılan ülke” ilkesinin de yeniden değerlendirilmesini istedi.
Bu sistem, Dünya Ticaret Örgütü üyesi bir ülkeye tanınan gümrük tarifesi avantajının diğer üyelere de uygulanmasını temel alıyor.
ABD yönetimi ise mevcut sistemin devlet destekleri, sanayi üretim fazlası ve farklı ekonomik modeller karşısında ülkelerin hareket alanını daralttığını savunuyor.
Washington bu nedenle ülkelerin ticarette karşılaştıkları yapısal bozulmalara daha farklı gümrük tarifeleriyle karşılık verebilmesini istiyor.
Ancak bu konuda da G20 düzeyinde ortak karar alınmadı.
Toplantının ardından ortaya çıkan tablo, küresel ticaret sistemindeki görüş ayrılığının artık yalnız ABD ile Çin arasındaki gümrük vergileriyle sınırlı olmadığını gösteriyor.
Sanayi üretim fazlası, devlet destekleri, zorla çalıştırma ve farklı tarife uygulamaları önümüzdeki dönemde küresel ticaret politikalarının başlıca gerilim alanları arasında kalmaya devam edecek.