Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
1 Ekim 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

Hepsi için akılcı, herkes için yıkıcı

Hepsi için akılcı, herkes için yıkıcı

RECEP GÜNDÜZRekabet Hukuku Danışmanı

Geçmişte gazete almayı nasıl bı­raktıysak şimdi internet sitesine girmeyi de öyle bırakıyoruz. Çünkü artık yapay zekâ var. Sağolsun, bi­zim yerimize tüm haber sitelerin­deki haberleri özetliyor. Onlarca yayıncı içeriğini üç satırda önümü­ze seriyor. Haberin de yorumun da fikrin de kaynağı onun özeti oluyor. Ne rahatlık ne özgürlük! Ama ufak bir problem var: Yapay zekâ uzlaşı­lan ekonomik modelin önemli bir bölümünü ortadan kaldırıyor. Ya­yıncıların sitelerindeki tarama sü­rüyor ama artık siteye gelen okur olmuyor.

Rakamlar ne söylüyor?

Reuters Institute ile Chartbe­at'in ortak çalışmasına göre Go­ogle'ın yayıncılara yönlen­dirdiği arama trafiği, Kasım 2025'te küresel ölçekte yıllık yüzde 33, ABD'de yüzde 38 geri­ledi. Google Discover'dan gelen trafik yüzde 21 azaldı. Sohbet ro­botlarının gönderdiği trafik ise yüzde 200'ün üzerinde arttı; ku­lağa telafi gibi geliyor, ama bu ka­lem hâlâ yayıncılara ulaşan top­lam yönlendirmelerin yüzde 1'ini bulmuyor. Türkiye'de verileri bulana aşk olsun. Bireysel tecrü­belerimizden hareketle Türki­ye'de de böyledir diyebiliyoruz.

Bu tablo yapay zekânın, haber piyasasında zaten süren yoğun­laşmayı hızlandıran bir kuvvet olarak çalıştığını gösteriyor.

Britanya'dan ilk cevap

Bu tabloya ilk sert cevap Bri­tanya'dan geldi. Rekabet otori­tesi CMA, Google'ı genel arama hizmetlerinde “stratejik pazar konumu” ile tanımladıktan son­ra 3 Haziran'da dünyada bir ilk olan davranışsal yükümlülüğü yürürlüğe koy­du. Yayıncılar artık gelenek­sel arama sıralamasındaki yerlerini kaybetmeden içe­riklerinin yapay zekâ özet­lerini beslemesini engelle­yebilecek, modellerin ince ayarında kullanılmasından çıkabilecek; Google ise ya­pay zekâ yanıtlarında içe­riği açık bağlantılarla atıf­landırmak zorunda kala­cak. Arkasındaki gerekçeye bakıldığında bunun teknik değil, iktisadi olduğu görü­lüyor: Yayıncıların pazarlık gücünü artırmak.

Oyun teorisi devrede

Aradan iki ay geçti. Press Gazette'in 4 Ağustos'ta ya­yımladığı habere göre Go­ogle, İngiltere'nin büyük ya­yıncılarına gizli anlaşmalar su­nuyor: iki yıllık, gizlilik ve dava açmama şartı içeren, “al ya da bırak” biçiminde masaya konan sözleşmeler. Guardian ve Finan­cial Times imzalayanlar arasın­da. Haberde sektörden bir kayna­ğın stratejiyi “böl ve yönet” diye tanımladığına; bir başkasının da anlaşmaların ürün değil, yalnız­ca barış satın aldığını söylediğine yer veriliyor.

Bu anlaşmaları peşinen kötü­lemek kolaycılık olur. Ödenen paralar gerçek: yapay zekâ şir­ketlerinin dünya genelinde ya­yıncılarla imzaladığı lisans söz­leşmeleri yüz milyonlarca dola­rı buluyor, İngiltere'deki Google anlaşmalarının yıllık tek haneli milyon sterlin getirdiği belirtili­yor. Kaybolan trafiğin bir bölü­mü de gazetecilik değil, yalnızca arama motoru için üretilmiş em­tia içerikti. Yine de imzalayanla­rın anlatısı dikkat çekici: Kimse bunu bir fırsat olarak tarif etmi­yor, kaçınılmaz bir zarar azaltma hamlesi olarak anlatıyor.

Habere adını veren benzet­me oyun teorisinden geliyor: Mahkûm ikilemi. Tek tek her ya­yıncı için imzalamak akılcı. Raki­biniz imzalamışsa ve siz dışarıda kalıyorsanız, nakdi de az miktar­daki trafiği de o alıyor; direnme­nin bireysel getirisi yok. Ama her­kes aynı akılcı seçimi yapınca, dü­zenleyicinin iki ay önce verdiği hak kullanılmadan tükeniyor.

Buradan çıkan ders iktisadi ba­kımından can alıcı: Bireysel ola­rak feragat edilebilen bir hak, hak değil, pazarlık kozudur. Alıcı ta­rafta tek bir güç varsa o koz tek tek ve ucuza toplanır. Düzenleyi­ci, satıcılar arasındaki koordinas­yon sorununu çözmeden onlara kaldıraç verdiğinde, sonuç çoğu zaman kaldıracın el değiştirmesi olur. Google'ın 2020'de 1 milyar dolar taahhüt ettiği News Show­case programında ödemelerin en cömert olduğu ülkenin, yasal düzenleme baskısının en sert ol­duğu Avustralya olması tesadüf sayılmıyor. Bugünkü yapay zekâ anlaşmaları aynı oyun kitabının ikinci perdesi gibi duruyor. Za­man baskısı da açık: Google tüke­tici yapay zekâ pazarını kesin bi­çimde kazanırsa, birkaç yıl sonra kimseye ödeme yapmak zorunda kalmayacak.

Meclis'te bekleyen iki teklif

Türkiye bu tartışmanın neresin­de? Meclis'te bekleyen iki kanun teklifi var. Dijital Telif ve Çevrimi­çi Haber İçerikleri Hakkında Ka­nun Teklifi, Avustralya ve Kanada modellerinden esinlenerek büyük platformlara iyi niyetli pazarlık zorunluluğu getiriyor; anlaşmaz­lık halinde bedeli BTK bünyesin­de kurulacak bir kurul belirliyor; yıllık toplam telif için platfor­mun Türkiye kaynaklı brüt di­jital hizmet gelirinin yüzde 1'i taban olarak konuyor ve telif talep eden yayıncının görü­nürlüğünün algoritmik ola­rak düşürülmesi açıkça ya­saklanıyor. Her iki teklif de milletvekili teklifi ve hâlâ komisyon aşamasında.

Bu metinlerin yanıtsız bıraktığı bir soru var ve doğ­rudan rekabet hukukunu il­gilendiriyor. Britanya dene­yiminin gösterdiği şey, birey­sel pazarlığın işe yaramadığı. Ama yayıncıların tek bir alıcıya karşı fiyatta birlikte hareket etme­si, 4054 sayılı Kanun'un 4. madde­si bakımından alım tarafında bir kartel görünümü taşır. Avustralya bu sorunu toplu pazarlığa açık ya­sal muafiyetle çözmüştü. Türki­ye'de benzer bir istisna kurulmaz­sa, medyayı korumak için tasarla­nan düzenlemenin önündeki en büyük engel rekabet hukukunun kendisi olabilir.

Rekabet hukuku demişken, Re­kabet Kurulu bugüne kadar Google başta olmak üzere büyük platform­lar hakkında çok sayıda soruştur­ma yürüttü ve milyarlarca TL'yi bulan para cezaları kesti. Ancak haber içeriği ile pazarlık gücü ara­sındaki ilişki ya da arama alanın­daki gücün yapay zekâ alanına ak­tarılmasına yönelik bugüne kadar Rekabet Kurulu'nun en azından kamuoyuna yansıyan hiçbir ince­lemesi olmadı. Kurum'un nisanda başlattığı yapay zekâ sektör ince­lemesi de temel modeller, veri ve hesaplama gücü ekseninde tanım­landı; içerik girdisi bu çerçevede açıkça sayılmıyor.

İnternet haber ekonomisinde trafik çağının bittiğini kabul et­mek artık zor değil. Zor olan, ar­dından gelen soruyu doğru sor­mak. Mesele yalnızca yayıncı­ların gelirinin nereden geleceği değil; kurgulanacak modelin ha­bercilik açısından sürdürülebilir bir yapı tesis edip etmeyeceği. Da­ha genel tehlike ise dijitalde oku­yacaklarımızın gerçekten haber mi yoksa malumat mı olacağı.

Haber Orijinal Kaynağı