15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla hastalığın tanı ve tedavisindeki gelişmeleri değerlendiren Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinharib Çitgez, prostat kanserinde her hastaya aynı tedavi yaklaşımının uygulanmadığını, tanı yöntemlerindeki gelişmeler sayesinde hastalığın daha ayrıntılı değerlendirilebildiğini söyledi. Çitgez, uygun hastaların ameliyat olmadan yıllarca güvenle takip edilebildiğine, yeni nesil görüntüleme ve tedavilerin ise hastalıklı dokuyu daha hassas hedefleyebildiğine dikkat çekti.
CERRAHİDE HASSAS DÖNEM
Cerrahide önemli bir dönüşüm yaşandığına işaret eden Çitgez, “Açık ameliyatlardan laparoskopik ve cerrahın yönettiği robotik sistemlere geçişle daha küçük kesilerden, daha hassas müdahaleler mümkün hale geldi. Gelişmiş görüntüleme ve hareket kabiliyeti, sinirlerin ve idrar kontrolünü sağlayan yapıların korunmasına yardımcı olabiliyor” dedi. Çitgez, Retzius koruyucu cerrahi ve 'Hood' tekniği gibi yöntemlerin idrar kontrolü ve cinsel fonksiyonların korunması açısından avantaj sağlayabileceğini belirtti.
HASTAYA GÖRE TEDAVİ
Prostat kanserinde en büyük dönüşümün her hastayı aynı kalıba sokmamak olduğunu belirten Çitgez, “Günümüzde prostat MR’ında görülen şüpheli alanlardan MR-ultrason füzyon biyopsisiyle doğrudan örnek alabiliyoruz. Hastalığın yayılımını değerlendirmede ise PSMA PET teknolojisi sayesinde hücre düzeyinde haritalama ve tüm vücut taraması yapabiliyoruz. Ayrıca kan ve idrarda bakılan yeni nesil biyobelirteçler ile genetik testler, tümörün ne kadar agresif seyredeceğini öngörmemizi sağlıyor. Temel amaç yalnızca ‘Prostat kanseri var mı?’ sorusuna yanıt aramak değil; ‘Bu kanser nasıl davranacak ve bu hastanın gerçekten tedaviye mi yoksa takibe mi ihtiyacı var?’ sorularına doğru cevap vermektir. Tedavide de artık prostat kanseri tanısı almak otomatik olarak ameliyat masasına yatmak anlamına gelmiyor. Uygun düşük riskli hastalarda aktif izlemle yıllarca herhangi bir tedavi uygulanmadan güvenli takip mümkün olabiliyor. Hatta seçilmiş bazı orta riskli hastalar da aktif izlem için değerlendirilebiliyor” bilgisini verdi. Uzun dönemli araştırmalarda uygun düşük riskli ve seçilmiş orta riskli hastalarda aktif izlemin 10-15 yıllık süreçte ameliyat kadar güvenli sonuçlar verdiğini belirten Çitgez, mutlaka yakın takip gerektiğini vurguladı.