Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
1 Ekim 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

Her şey reklam ama artık reklam olduğunu bile anlamıyoruz.

Her şey reklam ama artık reklam olduğunu bile anlamıyoruz.

Bir sosyal medya fenomenini düşünün: Sabah kalkıyor, kahvesini hazırlıyor, spor yapıyor, çocuğuyla vakit geçiriyor ,akşam arkadaşlarıyla bir restorana gidiyor. Arada yaşadığı sorunlardan, ilişkilerinden, belki de ruh halinden söz ediyor. Siz de zaman içinde bu yaşamın ayrıntılarını öğreniyorsunuz.

Evinin salonunu tanıyorsunuz. Hangi kahveyi içtiğini, nereye tatile gittiğini, nasıl beslendiğini, hangi ürünleri kullandığını biliyorsunuz. Sonra bir gün size çok sevdiği bir kremden söz ediyor.

TANIMADIĞIMIZ TANIDIKLAR

Sosyal bilimlerde “parasosyal ilişki” olarak isimlendirilen ilginç bir durum var. Bir insanı hiç tanımadığımız halde, uzun süre takip ettiğimiz için onu tanıyormuşuz gibi hissedebiliyoruz.

Televizyon yıldızlarıyla da benzer ilişkiler kuruluyordu ancak sosyal medya bu mesafeyi olağanüstü ölçüde küçülttü.

Bir oyuncuyu yalnızca oynadığı karakterle tanırdınız. Bugün takip ettiğiniz kişinin kahvaltısını, annesini, sevgilisini, evini, tatilini, hastalandığı günü, hatta bazen ağladığı anı görebiliyorsunuz, ortaya tuhaf bir yakınlık çıkıyor.

Aradaki fark küçük görünebilir ama önemli. Çünkü ikinci durumda satın alma kararının içine ürünün özelliklerinden başka bir şey daha giriyor: Güven.

SATILAN ŞEY ÜRÜN DEĞİL

Bunun sonucunda gündelik yaşamın eskiden ticari kabul edilmeyen alanları da giderek ekonomik değer üretmeye başlıyor. Bir yemek tarifi alışveriş bağlantısına dönüşüyor, Bir tatil, otel iş birliğine, spor rutini spor ürününe... Cilt bakım rutini kozmetik ürünlerine.

Çünkü bir insanın evi, ilişkisi, bedeni, alışkanlıkları ve hatta mahremiyeti içerik haline geldiğinde aynı zamanda ekonomik değer de üretebiliyor. Belki de burada sosyal medyanın yarattığı en büyük dönüşümlerden biriyle karşı karşıyayız.

Yakın gelecekte aynı ürünün iki farklı insana tamamen farklı hikâyeler üzerinden satılması sıradanlaşabilir.

Birine ekonomik olduğu anlatılır, bir başkasına çevreci olduğu, bir diğerine statü sağladığı. Ürün aynı kalır. Hikâye değişir.

Daha rahatsız edici bir soru da var: Tüketici olduğumuz anı hâlâ fark edebiliyor muyuz?

Açık konuşayım, bu eğilimin tersine çevrilebilir olduğuna pek inanmıyorum. Sanırım maruz kaldığımız bu ticari döngüde giderek belirsizleşen sınırlar içinde yaşamayı sürdüreceğiz.

Bu açıdan bakınca influencer ile takipçisi arasındaki sınır da sandığımız kadar kesin değil. Biri bunu meslek olarak yapıyor, diğeri gündelik yaşamının doğal bir parçası olarak. Ama ikisi de giderek aynı dili öğreniyor: Görünür ol, dikkat çek, arzulanabilir bir yaşam göster.

Haber Orijinal Kaynağı