Nurdoğan A. ERGÜN
3’ü 1 aradanın açılımında ise uygun finansman maliyeti, girdi maliyetleriyle paralel hareket eden döviz kuru ve dengeli bir enflasyon yer alıyor.
Sanayinin istihdam kaybı 480 bin kişi
Denge bozulduğu için bugün ihracatçının dış kapının anahtarını bulmaya çalıştığını dile getiren Gültepe, “Dış kapının anahtarı da fiyat. İçerde ne yaparsak yapalım anahtarı bulamazsak çıkamayız” dedi. TİM Başkanı, dengenin kurulması ve birkaç yıl önceki rekabet koşullarının yeniden sağlanması halinde, 160 bin ihracatçıyla birlikte yıllık çift haneli büyüme hedeflerine rahatlıkla ulaşılabileceğini ifade etti.
İhracatçının güçlü üretim kapasitesine ve yüksek teslimat esnekliğine rağmen rakip ülkelerle bozulan fiyat dengesi nedeniyle kan kaybettiğini kaydeden Gültepe, PwC Türkiye iş birliğiyle hazırlanan “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” raporundan kesitler sundu. Girdi maliyetlerindeki aşırı artışın fiyatlama kabiliyetini sıfırladığını belirten Gültepe, Türkiye’nin Asya’nın düşük maliyetli üreticileri ile Avrupa’daki yakın rakipleri arasında sıkıştığını vurguladı. Gültepe’nin aktardıklarına göre, Türkiye kalite, hizmet ve esneklikte güçlü olmasına rağmen dolar bazında rakip ülkelere göre yüzde 50- 60 daha pahalı kaldığı için pazar kaybediyor.
Polonya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan gibi ülkeler Türkiye’nin pahalı kalmasını fırsata çevirirken, Polonya, incelenen 9 ana sektörün 7’sinde doğrudan rakip olarak öne çıkıyor. Ayrıca ABD’nin kotaları sonrası Çin’in 350 milyar dolarlık ürün hacmini Türkiye’nin ana pazarlarına kaydırması, pazardaki fiyat baskısını artırıyor. Türkiye’nin küresel ihracattan aldığı payın son iki yılda yüzde 1,08’den yüzde 0,98’e gerilediğine işaret eden Gültepe, imalat sanayiinde sigortalı çalışan sayısının da son 4 yılda 480 bin azaldığını belirtti.
Son 3 yılda girdi maliyetleri ile satış fiyatları arasındaki makasın aşırı açıldığını ifade eden Gültepe, maliyetler 15 kat artarken satışların 9 kat düzeyinde kalmasının hiçbir teknoloji veya verimlilik artışıyla dengelenemeyeceğini söyledi.
“Rakiplerimiz roket hızıyla ilerliyor”
Polonya, Macaristan, Romanya ve Bulgaristan gibi komşu ülkelerin üretim entegrasyonu açısından Türkiye’den daha küçük olmalarına rağmen, Türkiye’nin pahalı kalması sebebiyle pazar paylarını artırdıklarını belirten Gültepe, fiyat dezavantajının devam etmesi halinde Türkiye’nin ana pazarlarını bu ülkelere kaptırma riski taşıdığı uyarısını yaptı. Avrupa Birliği’nin üretimi kendi içinde tutma politikalarını artırdığını, özellikle otomotiv gibi ana ihracat sektörlerin bu korumacı kararlardan etkilendiğini kaydeden Gültepe, “Avrupa, her koşulda üretime dönüp kendi pazarını yaratacak. Önemli olan bu rekabette biz tercih olacak mıyız?” diye konuştu. Gültepe, Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan Orta Koridor’un lojistik açıdan Türkiye üzerinden geçmesinin tek başına yeterli bir avantaj sağlamayacağını da belirtti.
Temel hedeflerinin yalnızca devlet desteği almak olmadığını vurgulayan Gültepe, “Devletin sunduğu mevcut desteklerin ötesinde, biz kendi kaynağımızı kazanıp bu kaynağı rahat bir şekilde yatırıma ve dönüşüme dönüştürmek istiyoruz. Türkiye, fiyat konusundaki problemi çözüp rekabetçiliğini geri kazanabilirse firmalar, yapay zekaya, inovasyona ve Ar-Ge’ye kendi imkanlarıyla çok daha fazla yatırım yapacak. İhracatçının geleceğe yatırım yapabilmesi için önce pazarlarda tutunması gerekiyor. Ancak bugün firmalar ayakta kalmaya çalışıyor. Fiyat rekabetçiliğini sağlayamayan, pazar kaybeden bir firmanın yeşil ve dijital dönüşüme, Ar-Ge’ye veya yapay zekaya kaynak ayırma şansı yok” diye konuştu. İhracatçılar olarak “işimiz üretim” mottosuyla hareket ettiklerini ve sabah akşam “üretim” ilacı aldıkları benzetmesi yapan Gültepe, ancak bugünkü ilaç dozunun artık yetmediğini söyledi.
“Üreterek değil finansal araçlardan kazanç sağlanmaya çalışılıyor”
Raporun tanıtımının ardından soruları cevaplandıran Mustafa Gültepe, kurdaki artışın enflasyonla uyumlu olması gerektiğini, ancak şu anda aradaki farkın 10 puan olduğunu söyledi. Sadece kur politikasına odaklanarak sorunun çözülemeyeceğine vurgu yapan Gültepe, "Yüzde 3 olan döviz dönüşüm desteği yetersiz kalıyor. Zaten çoğu firma mevcut şartları karşılayamadığı için bu desteğin çoğuna erişemiyor. Biz buradaki şartların sadeleştirilmesini ve destek oranının da yüzde 8'e çıkarılmasını talep ediyoruz" diye konuştu. Gültepe, "İnsanlar üreterek kazanmalı ama şu anda herkes finansal araçlardan kazanç sağlamaya çalışıyor. Bu yanlış. Bizim ülkeyi buradan tekrar üretime, fabrika açmaya ve yatırıma döndürmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.
İhracatın yüzde 70’ini yapan 9 ana sektör incelendi
TİM’in PwC Türkiye iş birliğiyle hazırladığı “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” raporunda, 166 milyar dolarla toplam ihracatın yüzde 70’ini gerçekleştiren çelik, demir ve demir dışı metaller, elektrik-elektronik, hazır giyim ve konfeksiyon, kimyevi maddeler ve mamulleri, makine ve aksamları, mobilya, otomotiv ile tekstil ve hammaddeleri sektörleri incelendi.
Sektörlere göre sorunlar ve çözüm önerilerinin de sıralandığı raporda, Türkiye’nin güçlü yönleri üretim kapasitesi, ihracat tecrübesi, coğrafi konum, esnek üretim, lojistik ve navlun olarak sıralanırken, TİM Başkanı Gültepe, “Üretim kapasitemiz hâlâ çok güçlü. İhracat tecrübemiz var. Avrupa’ya ve Orta Doğu’ya yakınız. Esnek üretim ve hızlı teslimat kapasitesine sahibiz. Lojistikte ve navlun maliyetlerinde kısmen avantajlıyız. Ancak bu avantajlarımıza rağmen üretim kapasitemizi küresel rekabet gücüne dönüştüremiyoruz. Çünkü yıllardır üstüne basa basa söylediğimiz gibi sorunun temelinde maliyetler var” değerlendirmesini yaptı.