Uluslararası bilim insanlarının BioScience dergisinde yayımladığı "The 2026 State of the Climate Report: Challenges and Opportunities" başlıklı rapor, küresel iklim krizinde kritik eşiklere yaklaşıldığına dikkat çekiyor. Raporun çarpıcı analizlerinin ardından, iklim krizine karşı atılması gereken adımlar da gündeme geldi. Su Politikaları Derneği, raporun bulgularından hareketle su yönetimi, enerji, gıda güvenliği ve iklim politikalarına ilişkin önerilerini paylaştı.
İKLİM VE SU POLİTİKALARI BÜTÜNLEŞTİRİLMELİ
Su Politikaları Derneği'ne göre iklim ve su politikaları birbirinden bağımsız ele alınmamalı. Su, enerji, gıda ve ekosistemler arasındaki karşılıklı bağımlılıkları esas alan Su-Enerji-Gıda-Ekosistemler Bağlantısı Yaklaşımı yaygınlaştırılmalı.
Kuraklık ve taşkın risklerinin yönetimi de güçlendirilmeli. Havza bazında erken uyarı sistemleri, su ölçümü, izleme çalışmaları, talep yönetimi ve iklim koşullarına dayanıklı altyapı yatırımlarına öncelik verilmeli.
DOĞAL ALANLAR KORUNMALI, İKLİM FİNANSMANI ARTIRILMALI
Derneğin önerileri arasında doğa temelli çözümler de önemli yer tutuyor. Sulak alanların, taşkın ovalarının, ormanların ve su toplama havzalarının korunması, iklim değişikliğine uyum politikalarının ayrılmaz bir parçası haline getirilmeli.
İklim finansmanı ise daha adil ve erişilebilir olmalı. Özellikle suya erişim, tarımsal kuraklıkla mücadele ve kırılgan toplulukların korunmasına yönelik projelere daha fazla kaynak ayrılmalı.
FOSİL YAKITLARDAN ÇIKIŞ HIZLANDIRILMALI
Su Politikaları Derneği, fosil yakıtlardan çıkışın hızlandırılması gerektiğini de vurguluyor. Yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği ve sera gazı emisyonlarının mutlak olarak azaltılması birlikte ele alınmalı.
Sınır aşan sularda iş birliğinin geliştirilmesi de öneriler arasında bulunuyor. İklim değişikliğinin artırdığı hidrolojik belirsizlikler karşısında ortak veri paylaşımı, havza ölçeğinde planlama ve karşılıklı faydaya dayalı su diplomasisi güçlendirilmeli.
COP31 İKLİM KRİZİYLE MÜCADELE İÇİN ÖNEMLİ FIRSAT
Derneğe göre iklim krizi artık yalnızca emisyon azaltım hedefleriyle yönetilebilecek bir sorun değil. Aynı zamanda su güvenliği, gıda güvenliği, ekosistem bütünlüğü ve sosyal adalet krizi olarak da ele alınmalı.
Kasım 2026'da Antalya'da düzenlenecek COP31, bilimsel uyarıların somut, finansmanı sağlanmış ve uygulanabilir politikalara dönüştürülmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Su Politikaları Derneği, iklim krizinin etkilerine uyum sağlamanın tek başına yeterli olmayacağını da vurguluyor. Derneğe göre krizin derinleşmesini önlemek için üretim, tüketim ve doğal kaynak yönetimi anlayışının da değiştirilmesi gerekiyor.