Akün, zabıtanın kendisine izinsiz olan yerleri indirmesi gerektiğini söylediğini aktararak, "Kentsel Tasarım Müdürlüğüne gittiğimde de bana dediler ki, 'Üst makamda imzada yazılarınız.' Bunun üzerine piyasadan duyuyordum zaten, hani 'Medya A.Ş'ye gitmen lazım, daha gitmedin mi?' İlk önce Kültür A.Ş, sonra Medya A.Ş'ye geçti, bu bizim sektörle alakalı olan konu." diye konuştu.
Çapraz sorgusunda sanık Akün'e Medya A.Ş'ye gittiğinde kiminle ve ne için görüştüğü soruldu.
"Sizi arayan bu firmalar ne diye iletişime geçti sizle mesela?" sorusunun ardından Akün, "Sadece Emrah Bağdatlı kanalından aradık, 'Bir fatura keseceğiz size, bu faturaları öderseniz, işiniz yani normal izinleriniz gelecek.' dendi." cevabını verdi.
Mecburen para gönderdiğini iddia eden Akün, ondan sonra işlemlerinin yoluna girdiğini öne sürdü.
Tutuksuz sanıklardan iş insanı Hüsnü Akhan, savunmasında, "46 No'lu eylem kapsamında benim bir 10 milyon dolar lafı dolaşıyor, bir rüşvet verdiğim ve buna aracılık ettiğim söyleniyor. Bu iddiaları kesinlikle kabul etmiyorum. Çünkü iddianamede adı geçen kişilerin hiçbiriyle en ufak bir temasım, en ufak bir iletişimim, yazılı veya sözlü bir iletişimim olmadı." diye konuştu.
"Hatay'daki konteyner alımında rüşvete aracılık ettiği veya belgelediği" iddiasıyla ilgili Akhan, Asoy'la inşaat işlerini yüklenmek üzere bir sözleşme yaptıklarını belirterek, "Onun öncesinde Asoy İnşaat'la herhangi bir şekilde şahsi ve ticari hiçbir ilişkimiz olmadı. Hatta iddianameden gördüğüm, ismini Adem Soytekin (sanık) olarak öğrendiğim kişiyle dahi en ufak bir irtibatım yoktur. Sokakta bile görsem tanıyabileceğim bir kişi değildir. Bu ödemeleri de bağış olarak yaptık ve bunlar da faturalı ödemelerdir, banka kanalıyla yapıldı. İddianameden gördüğüm Adem Soytekin de bu ödemelerin bir bağış olduğunu ifade etmiştir. Hatay'a toplamda 174 milyon dolar gibi bir deprem yardımımız oldu ki iddiaya söz konusu olan, suçlamaya söz konusu olan rakam bunun yanında son derece cüzi bir rakamdır. Yaklaşık 4 milyon dolar civarında bir rakamdır." dedi.
Akhan, savunmasında şunları söyledi:
"Bu 10 milyon dolar lafı nereden geliyor diye baktığımızda bizim Galataport inşaatında karşımızda Peninsula Oteli'nin karşısında bir katlı otopark vardı. Biz bu katlı otoparkın yıkılması, oranın yeşil alana dönüştürülmesi ve katlı otoparktaki sayı olarak aynı kapsamda otoparkın da aşağıya alınması konusunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile bir protokol yaptık ki bu konu daha rahmetli Kadir Topbaş zamanına kadar uzanan bir konudur. İBB ile yaptığımız protokol çerçevesinde tahmini olarak bir 10 milyon dolarlık bütçesi olan bir konudur. Ancak orada kazıya başladıktan sonra bir tarihi yapı olarak Ceneviz duvarı çıktı. Anıtlar Yüksek Kurulu yapının devam etmesini durdurdu ve ileri incelemeler, tarihi başka bir eser veya buluntu olur mu diye baktı. Şu anda orası da yapılmayan bir alan olarak durmakta."
Duruşma savcısı, Akhan'a çapraz sorgusu sırasında, "4 fatura görüyorum 191 milyon lira, hani Asoy'a bağış adı altında verilen para. Bu bağışlara karşılık yapılan işleri takip ettiniz mi, bilginiz var mı?" sorusunu yöneltti.
Bunun üzerine Akhan, "Yapılan iş 201 prefabrik konut, konteynerlerden oluşan ve bunların çevre düzenlemesi, altyapı işleri. 201 konut da Aşağı Ekinci Mahallesi 24 No'lu parselde tamamen de yapıldı, bitirildi." cevabını verdi.
Ekrem İmamoğlu'nun, "Geçici konut projesinde, sizin de ifadenizle ben tabii rakamları hatırlamıyorum ama 3-4 milyon dolar civarında bir yatırıma destek olduğunuzu ifade ettiniz. Olan budur değil mi Hüsnü Bey?" sorusunun ardından Akhan, "Aynen budur Sayın Başkan ve bunun yanında Hatay'da örneğin İl Özel İdaresinden, valilikten, belediyeden gelen birtakım talepleri de yine kendi sosyal sorumluluk anlayışımız çerçevesinde yerine getirdik." dedi.
*Haberin görselleri AA tarafından servis edilmiştir.