Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
3 Ekim 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

İzmir demek, biraz da Homeros demek-1

İzmir demek, biraz da Homeros demek-1

Dünya edebiyatının başlangıcında anıtlaşmış bir ozan duruyor.

Adı Homeros.

Yaklaşık 2.800 yıldır insanlar onun anlattığı savaşları, kahramanları, tanrıları, denizleri, fırtınaları ve eve dönmeye çalışan insanları okuyup dinliyor.

İlyada ve Odysseia...

İki büyük destan.

İlyada 24 bölüm ve 15.693 dizeden, Odysseia yine 24 bölüm ve 12.109 dizeden oluşuyor. İkisi birlikte yaklaşık 27.800 dize.

İspanyolca ve Çince Homeros’un Odysseia kitapları

 Her ikisi de eski Helen/Yunan şiirinin geleneksel ölçüsü olan daktil heksameterle söylenmiş.

“Daktil” bir ölçü ayağının adıdır; temel biçimi bir uzun, iki kısa hecedir (– ∪ ∪). “Heksameter” ise bir dizenin altı ölçü ayağından oluşmasıdır. Homeros’ta bu daktil ayaklarının yerini zaman zaman iki uzun heceden (- -) oluşan ayaklar da alır.

Türk ve Osmanlı şiirinde şiirin bu tür ritmik ölçüsüne “vezin” denir.

Homeros'un dizelerinde kafiye yoktur. Eski Yunan şiiri ritmi kafiyeyle değil, hecelerin uzunluğuyla kurardı.

Ama Homeros'u ölümsüzleştiren yalnızca anlattığı öyküler değildir.

Sözcüklerini dolaştırdığı yerler arasında Akdeniz çevresinin, Batı Anadolu'nun coğrafyası vardır. 

Bu topraklarda yaşayan halklar, kentler, gelenekler...

Ve hatta dönemin gündelik yaşamına ilişkin pek çok ayrıntı.

Anlattığı olayların arkasına baktığınızda karşınıza bir bilge çıkar.

Ama “O” öncelikle eşsiz bir ozandır.

Çünkü bazı sesler çağları aşar; Ege’nin rüzgârları binyıllardır aynı dizeleri fısıldar denize.

Söylediği sözler yüzyılları geride bırakır:

“Gül parmaklı şafak...”

“Şarap renkli deniz...”

“Kara gövdeli gemi…”

“Koca karınlı gemiler…”

“Bulut devşiren Zeus...”

Homeros büstü. İ.S. 2. yüzyıl Roma kopyası; İ.Ö. 2. yüzyıla ait Hellenistik bir özgülden. Baiae, İtalya. British Museum, Londra

“Ak kollu Hera...”

“Baykuş gözlü Athena...”

“Ayağı tez Akhilleus...”

“Kurnaz Odysseus...”

“Miğferi parlak Hektor...”

“Kanatlı sözler...”

Bu ifadeler yaklaşık üç bin yıldır insan belleğinde yaşamayı sürdürüyor.

Peki bu sözleri söyleyen Homeros kimdi?

Asıl ilginç olan da burada başlıyor.

Çünkü dünyada adı Homeros kadar çok bilinen, ama yaşamı hakkında bu kadar az şey bilinen başka kaç büyük ozan vardır?

Antik Çağın insanları bile bu soruya kesin bir yanıt veremiyordu.

Proklos adıyla bilinen bir Antik Çağ yazarının yaptığı derleme Homeros'un doğum yeri olarak Kolophon (İzmir-Menderes-Değirmendere), Khios (Sakız Adası), İos (Kiklad Adaları’ndan), Kyme (İzmir-Aliağa) ve Smyrna (İzmir-Bayraklı-Bornova) gibi farklı kentlerin adlarının söylendiğini aktarır. (Proklos, Chrestomathia; akt. Photios, Bibliotheka, Cod. 239)

Ama Homeros'a sahip çıkanlar bunlarla sınırlı değildi. Atina, Argos, Rodos, Salamis, Pylos, İthaka ve Kıbrıs da bu sahiplenme çemberi içindedir. 

Homeros olarak yorumlanmış mermer heykel. Herculaneum, Villa dei Papiri. Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi. Homeros olarak teşhisi kesin değildir.

Hatta Batı Karadeniz kıyısındaki Amastris'in (Amasra) Roma Dönemi sikkelerinde Homeros'un portresi ve ‘Amastrislilerin Homeros'u’ anlamına gelen bir yazı yer alır. (Fatma Bağdatlı Çam, “Amastris’li Homeros”, Çeşm-i Cihan: Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları E-Dergisi, Cilt 1, Sayı 2, 2014)

Öylesine büyük, saygın bir ozandır ki Homeros, kentler onu kendi evlatları saymak için adeta yarışmıştır.

 Çünkü Homeros, yalnızca adını bıraktığı bir coğrafyanın değil; insanlığın ilk ortak belleğidir.

Bu kentlerden biri Kolophon’dur.

Kolophon, bugünkü İzmir'in Menderes ilçesine bağlı Değirmendere yakınlarında bulunan, Antik İonia'nın önemli kentlerinden biridir.

Kolophon'un Homeros'u. İ.Ö. 1. yüzyılda Kolophon'da basılmış bronz sikke. Bir yüzünde elinde tomarla oturan Homeros, diğer yüzünde kithara taşıyan Apollon yer alıyor

Yakınındaki Klaros (Ahmetbeyli), Apollon'un ünlü kehanet merkezlerinden biriydi; burada Apollon'un kâhinleri geleceğe ilişkin sorulara tanrı adına yanıt veriyordu.

Denizden içeride kurulmuş Kolophon’un kıyıyla bağlantısını Notion kenti sağlıyor; Klaros ise ikisinin arasında bulunuyordu.

Kolophon’un Homeros’a sahip çıkmasının arkasında, Homeros’un Kolophon’da öğretmenlik yaptığı, bu sırada şiir üretmeye başladığı ve ilk eseri Margites’i burada yazdığı iddiasıdır. (Evelyn-White'ın Loeb çevirisi: Hesiod, the Homeric Hymns and Homerica, "The Margites", s. 537–539)

Margites, Homeros'a atfedilen, her şeyi bildiğini sanan ama hiçbir işi doğru dürüst beceremeyen Margites adlı bir adamı konu alan komik bir destandı.

Aristoteles’e göre İlyada ve Odysseia tragedyanın ilkleri ise Margites komedyanın öncülüydü. (Aristoteles, Poetika 1448b–1449a)

Günümüze parçalar halinde ulaşan Margites şiirinin başlangıcında, Kolophon’a gelen “yaşlı, tanrısal bir ozandan” söz edilir.

Bu ozanın sanat perileri olan Musaların ve ışığın tanrısı Apollon'un hizmetkârı olduğu ve elinde “tatlı sesler çıkaran bir lir” taşıdığı anlatılır.

Klaros’ta bulunan ve Homeros olarak tanımlanan heykel. İzmir Kültür Sanat Fabrikası içindeki Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde

İ.Ö 5.–4. yüzyıllarda yaşamış Kolophonlu ozan ve Homeros araştırmacısı Antimakhos da Homeros’un Kolophonlu olduğunu savunuyordu. (Vita Homeri VI (Anonymous Life of Homer ve livingpoets.dur.ac.uk)

Antik gelenek de bu ozanı Homeros'la özdeşleştirerek Homeros'un Kolophon'da şiir söylediği/yazdığı anlatısını geliştirmiştir.

Bu bağlantının Kolophon’un Homeros üzerinde hak iddia etmesinin başlıca dayanaklarından biri olduğu düşünülür.

Homeros’a sahip çıkan bir diğer yer Khios (Sakız) Adası’dır.

Khios, Ege Denizi'nin doğusunda, Anadolu kıyılarının hemen karşısında, İzmir'in Çeşme ve Karaburun yarımadalarının batısında bulunan günümüzde Yunanistan’a bağlı bir adadır.

Sakız’ın Homeros’u kendine ait sayması, Kolophon’unkinden daha güçlü ve birkaç ayrı antik geleneğe dayanıyor.

En önemlisi Homeridai’dir. 

Homeridai, yani Homeros oğulları Sakız Adası'nda Homeros'un soyundan geldiklerine inanılan, onun şiirlerini söyleyen, aktaran ve yaşatan bir topluluktu. (Pindaros, Nemea 2.1–3)

İçlerinden “rapsod” denilenler, kentten kente dolaşarak Homeros destanlarını ezberden seslendiriyor, şenliklerde geniş kitlelere ulaştırarak bu destanların yayılmasına ve kuşaktan kuşağa aktarılmasına katkıda bulunuyordu. (OUP, Oxford University Press -Academic)

Nysa’da (Aydın–Sultanhisar) eğitim görmüş Amasyalı coğrafyacı Strabon, Sakızlıların Homeros’un kendi yurttaşları olduğunu savunduklarını ve bunun kanıtı olarak Homeridai’yi, Homeros oğullarını gösterdiklerini açıkça söyler. (Strabon Geographika 14.1.35).

Oxford Classical Dictionary de Sakız’ın Homeros üzerindeki iddiasını özellikle Homeridai’ye dayandırdığını belirtir. (OUP, Oxford University Press -Academic)

Rapsod elinde asasıyla destan okuyor. Temsili resim. Yapay Zekâ

Bir insan ölür. Ama söz yaşayabilir.

Yazının henüz bilinmediği veya silinip gittiği o kırılgan çağlarda, insan hafızası o ahenkli sesleri bir tapınak gibi korudu.

O uzun destanları kuşaktan kuşağa taşıyanlar rapsodlardı. (Platon, Ion, 530a–536d).

Ezberden okuyor, kimi zaman müzik eşliğinde söylüyor, kentten kente geziyorlardı. 

Ellerinde bir asa (rhabdos) tutarak destan okuduklarını gösteren antik vazolar vardır.

Saygın kişilerdi Rapsodlar.

O anlattıkları uzun destanlar boyunca asalarını ritmik bir şekilde toprağa, taşa vurur; çıkan o sert sesle hem dinleyicinin dikkatini canlı tutar hem de dizelerin temposunu ayarlarlardı.

Asanın yere her vuruşu, adeta bir kalbin veya zamanın vuruşları gibi o anı mühürlerdi.

Eski Yunancadaki "rhapsoidos" sözcüğü, kabaca "dizeleri birbirine diken kişi" anlamına geliyordu. 

Pindaros da Homeridai'yi "dikilmiş dizelerin ozanları" diye anar. (Pindaros, Nemea 2.1–3)

Atinalı vazo ressamı Kleophrades Ressamı'na (Kleophrades Painter) atfedilen MÖ 490–480 yıllarına ait Attika Kırmızı Figürlü Boyunlu Amfora.  İngiltere, Londra'daki British Museum (Müze Envanter / Kayıt No: 1843,1103.34 / Vase E270 

Sözcük yüzyıllar sonra müziğe geçti. 19. yüzyılda Liszt ve Brahms, 20. yüzyılda Gershwin, farklı ezgileri serbestçe birbirine "diken" eserlerine “rapsodi” adını verdi. (Encyclopaedia Britannica, "Rhapsody")

Belki de İlyada ve Odysseia'nın yaklaşık üç bin yıl sonra hâlâ elimizde bulunmasını biraz da bu gezgin söyleyicilere, rapsodlara borçluyuz.

İkinci önemli dayanak, Homeros’un Sakız’da yaşamış ve şiirlerini orada öğretmiş olduğu anlatısıdır.

Bir başka antik kayıtta, Pseudo-Herodotos’un Homeros’un Yaşamı adlı yapıtında aktarıldığına göre Homeros Sakız Adası’na gelir, burada bir okul kurar ve gençlere ders verir.

Sakız Adasında tarihsel gelenek olarak Homeros’un Kayası olarak anılan yer. Bugünkü arkeolojik yorum ise bunun doğru olmadığını, buranın Kybele ile ilişkili antik bir kutsal alan olduğunu gösteriyor

Sakızlılar ona büyük saygı gösterirler. Homeros burada evlenir ve iki kızı olur; kızlarından biri de Sakızlı bir erkekle evlenir. (Pseudo-Herodotos, Vita Homeri, 17–25; livingpoets.dur.ac.uk)

Üçüncü ve çok önemli bağlantı Homeros’a atfedilen Apollon’a İlahi’ adlı yapıttır. İlahinin ozanı, kendisini yaklaşık olarak “kayalık Sakız’da yaşayan kör adam” diye tanıtır.

Atinalı tarihçi Thukydides (İ.Ö. 460–400) bu dizelerin ozanını Homeros olarak kabul eder. (Peloponnesos Savaşı 3.104).

Dolayısıyla daha İ.Ö 5. yüzyılda Homeros–Sakız ilişkisini destekleyen güçlü bir gelenek vardı.

Ancak modern araştırmacılar, bu dizeleri Homeros'un Sakız'da doğduğunun tarihsel bir kanıtı olarak görmezler. 

Bu anlatı daha çok Homeros'u Sakız'a bağlayan eski ve güçlü geleneğin bir göstergesi olarak değerlendirilir. (Barbara Graziosi, Inventing Homer: The Early Reception of Epic, Cambridge University Press, 2002, özellikle s. 62–79.

Homeros Sakız’da öğrencilerine destanlarını anlatırken. Temsili resim. Yapay Zekâ

Homeros’la ilişkilendirilen bir diğer yer İos Adasıdır.

İos, Ege Denizi'nde, Kiklad Adaları arasında, Naksos ile Santorini arasında yer alan küçük bir adadır. Bugün Yunanistan'a bağlıdır.

İos’un Homeros’a sahip çıkmasının en güçlü dayanağı, Ozan’ın bu adada öldüğü ve buraya gömüldüğü geleneğidir. 

İos Adası'nda Homeros'un mezarı olarak kabul edilen yer ve yerel insanlar, 1911. Fotoğraf: Frédéric Boissonnas

Hatta Smyrna, Sakız ve Kolophon’dan farklı olarak İos’un Homeros iddiası esas olarak doğumundan çok ölümü ve mezarı üzerine kuruludur.

Pseudo-Herodotos, Homeros’un İos’a geldiğini, burada hastalanarak öldüğünü ve İos kıyısına gömüldüğünü açıkça anlatır. 

Daha sonra İosluların mezarına, “tanrısal Homeros”u yücelten bir yazıt koyduklarını da aktarır. (Pseudo-Herodotos, Homeros'un Yaşamı (Vita Homeri), 36. bölümü).

Yazıtta: “Burada toprak kutsal başını örter; kahraman insanların yücelticisi, tanrısal Homeros'un.” sözleri yer alır. Pseudo-Plutarkhos'un Homeros'un Yaşamı 1.4. Aristoteles, fr. 76 Rose)

Homeros’un İos adasından ölümü. Temsili resim. Yapay Zekâ

Daha da önemlisi Helen yazar Pausanias (İ.S. 110–180), kehanetin kutsal merkezi Delphi’de Homeros’a verildiği söylenen bir kehaneti aktarır. (Pausanias, Hellas'ın Tasviri, X.24.2.).

Kehanette Homeros’a, annesinin yurdunun İos olduğu ve öldüğünde adanın onu kabul edeceği söylenir.

Pausanias ardından çok açık bir bilgi verir: İoslular kendi adalarında Homeros’un mezarını, başka bir yerde de Homeros’un annesi olduğunu söyledikleri Klymene’nin mezarını gösteriyorlardı. (Pausanias, Hellas'ın Tasviri, X.24.2)

Pseudo-Plutakhos ise Aristoteles'e dayanarak Homeros’un annesinin adının Kritheis ve İoslu olduğunu yazar. (Pseudo-Plutarch, The Life of Homer, I.3. Aristoteles, fr. 76 Rose).

Homeros'un annesinin adı bile kesin değildir. Kaynakların çoğu Kritheis der, İoslular Klymene, bir başka anlatı Hyrnetho. Ama Kritheis adı hepsinden daha sık karşımıza çıkar.

Homeros, İos için zamanla yalnızca bir söylence kahramanı olmadı. Klasik ve Hellenistik dönemlerde adanın bastığı bazı sikkelerin üzerinde Homeros'un başı ve adı yer aldı.

İos'ta bulunan İ.S. 3. yüzyıla ait bir yazıt, adanın takviminde Homeros'un adını taşıyan Homereon adlı bir ay bulunduğunu ve bu ayın 16. gününde kurban sunulduğunu gösteriyor. (Pausanias, Hellas'ın Tasviri, X.24.2)

Yani İos, Homeros bağlantısını kent kimliğinin bir parçası haline getirmişti. 

(Homeros’un Smyrnası İzmir-Bayraklı-Tepekule’deydi.)

Ama bütün bu kentlerin arasında birinin öyküsü ötekilerden daha güçlüdür:

(Haftaya devam edeceğiz)

Sefa Taşkın

03.10.2026

Dikili-Bergama/İzmir

Haber Orijinal Kaynağı