Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
16 Ekim 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

‘İzmir duruşu’na gölge düştü!

‘İzmir duruşu’na gölge düştü!

Kurtuluşun ve kuruluşun kenti İzmir, yine önemli bir dönemeci yaşıyor. Çeyrek asırdır hemen her seçimde iktidar karşıtı duruş sergileyen ve iktidar partilerine-adaylarına geçit vermeyen İzmir, şimdi yeni bir durumla karşı karşıya kaldı. Büyükşehir, Çiğli ve Foça’nın muhalif belediye başkanları iktidar saflarına transfer oldular.

Üstelik bu savruluşu yaparken kendilerine oy ve destek vermiş muhalif seçmenin görüşüne-onayına da başvurmadılar. Birer rozet takarak, iktidara ve liderine övgüler dizerek saf değiştirdiler. Oysa geçtiğimiz yerel seçimlerde, iktidar karşıtı olduklarını ifade ederek muhalif seçmenin oyunu desteğini istemişlerdi. Muhalif seçmen de ağırlıklı olarak onların isimlerine değil, siyasi aidiyetlerine, muhalif duruşlarına oy vermişti.

İZMİRLİYİ ALDATMAK 

Yakalarına iktidar rozeti takarak bir günde saf değiştirenler, seçimlerde savundukları çizginin tam karşısına savruldular. Bu tutumlarıyla da İzmir’i, İzmirliyi aldatmış oldular. Ama aslında kendilerini ve gittikleri yerleri de aldattılar. Daha önce yaptıkları bütün söylemleri, halka-seçmene verdikleri sözleri çiğnemiş oldular. 

Cumhuriyetin, demokrasinin ve Aydınlanmanın kenti İzmir’de yaşanan son siyasi transferler; İzmir’in, İzmirlinin yıllardır devam eden tarihi muhalif duruşuna gölge düşürmüştür. Aynı zamanda, bu transferlerle İzmirli seçmenin iradesi gasp edilmiştir! İzmir’in seçimde yaptığı tercihler, yok sayılmıştır. Bu durum, hiçbir biçimde savunulamaz ve kabullenilemez! 

İZMİR BUNU UNUTMAZ 

İzmir ve İzmirli, kendi iradesinin yok sayılmasını, rafa kaldırılmasını hiçbir biçimde kabullenmez, kabullenmiyor. Her fırsatta tepkilerini de gösteriyor. Şimdi burada en önemli görev kentin yerel siyasetçilerine ve özellikle de muhalif başkanlara-belediye meclis üyelerine düşüyor. Hiç olmazsa onlar, seçmenin kendilerine verdiği emanete özenle sahip çıkmalıdırlar. Transferlerin diğer muhalif başkanlara ve meclis üyelerine uzanmaması için çok sağlam durmalıdırlar. 

Kente ve kentliye yönelik hizmetler için daha fazla çalışmalı, dayanışmalı ve ortaklaşmalıdırlar. Seçilirken başkanlarla birlikte seçmene verdikleri sözlerin, hazırladıkları projelerin takipçisi olmalıdırlar. Doğal olarak, şimdi büyükşehir ve ilçe meclislerinde onlara daha büyük görevler-sorumluluklar düşüyor. 

‘İZMİR DURUŞU’ KORUNMALI 

Aslında yaşanan bu gelişmeleri, başta muhalefet olmak üzere tüm siyasal ve toplumsal çevrelerin çok yönlü değerlendirmesi gerekiyor. Başta siyasetçiler olmak üzere, kentine ve ülkesine duyarlı olan herkes buradan ders çıkarmalıdır. Özellikle kendini muhalif olarak tanımlayan ve muhalefet çevrelerinde siyaset yapanlar, İzmir’in tarihi duruşuna sahip çıkmalıdır. 

Bu duyarlılığı gösterenlerin ortak hedefi, tarihi İzmir duruşuna sahip çıkmak ve ona daha fazla gölge düşürmemek olmalıdır. Bu bağlamda; kentin ve ülkenin gündemine, ihtiyaçlarına koşut yeni politikalar geliştirilebilir. Geleceğe yönelik hazırlıklar ve araştırmalar yapılabilir. Parti ve örgüt ayrımı yapmaksızın siyasal ve toplumsal muhalefetin en geniş kesimleri ortaklaştırılabilir. Böylesi kritik bir süreçte, İzmir’in tarihi duruşunun korunması ve daha fazla gölgelenmemesi gerektiğini düşünüyoruz. İzmir’in ilerici-yurtsever güçlerine, böyle anlamlı bir görev ve sorumluluk düşüyor.

Üzümcünün ve zeytincinin isyanı

Ege’de hasat dönemi, bin bir sorunla ve zorlukla yaşanıyor. Başta üzüm ve zeytin olmak üzere Ege’nin geleneksel tarım ürünlerinde, üretici çok büyük mağduriyet yaşıyor. Bu sezon yaşanan onca maliyet artışına ve yüksek enflasyon oranına karşın; önceki yıllarda ürününü sattığı fiyatları bile piyasada bulamıyor. 

Bu durumda üzüm ve zeytin üreticisi, adeta yok pahasına ürününü elinden çıkarmak zorunda kalıyor. Kimi üreticiler de Sarıgöl’de ve başka yerlerde görüldüğü gibi, üzümlerini yere keserek ya da römorklarla çöpe dökerek durumu protesto ediyorlar. 

TOPLAMA MALİYETİ 

Üzümde yaşananlara koşut gelişmeler zeytinde de yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde Akhisar Zeytinliova’da bir araya gelen zeytin üreticileri, alım fiyatının toplama maliyetini bile karşılamaktan uzak olduğunu söyleyerek bir hafta zeytin toplamayı ve ürün teslimini durdurma kararı aldılar. “Zeytin dalda, üretici darda” diyen zeytinciler; artan maliyetler ve düşen alım fiyatlarına karşı üreticinin desteklenmesini istediler. 20-50 TL fiyatla alınan zeytinin üreticiyi mağdur ettiğini; bu nedenle devlete alım fiyatı belirleme ve üreticiyi destekleme çağrısı yaptılar. 

ÜZÜMCÜNÜN FERYADI! 

Sezon başından beri TMO’dan ve Tariş’ten bekledikleri desteği göremeyen üzüm üreticisinin tepkisi ve feryadı da sürüyor. Geçtiğimiz salı günü, Manisa-Horozköy’de ve Sarıgöl’de alanlara çıkan bağcılar; üzüme ve üzümcüye sahip çıkılmamasını protesto ettiler. Üzümcüler, on binlerce üretici ailesinin yaşadığı sorunların, “futbolcu Salah” kadar konuşulmadığına dikkat çektiler. 

İlgililer, yetkililer, en önemlisi de ülkeyi yönetmekle sorumlu olan siyasetçiler, üzümcünün, zeytincinin ve mağduriyet yaşayan Egeli üreticinin sesine, feryadına kulak vermelidir. En çok sıkıntının yaşandığı ürünlerde, ivedilikle yeni kararlar alınmalı ve bir an önce yaşama geçirilmelidir. Egeli üretici kendi kaderine terk edilmemelidir!

İthalat bağımlılığı sürüyor

Tarım ve hayvancılık sektörleri günümüzde büyük sıkıntılar yaşıyor. Bu alanlarda uğraşan ve üretim yapmaya çalışan insanların, kurum ve kuruluşların kaybı her geçen gün artıyor. Dolayısıyla, ilgili sektörlerden kaçış ve uzaklaşma yaşanıyor. 

Yaşanan olumsuzluklar, yalnızca bu alanlardaki üreticileri, bu işlerle uğraşan insanları etkilemekle de kalmıyor. Zincirleme tüm tüketicileri ve yurttaşları olumsuz etkiliyor. Bir zamanlar özellikle tarımsal alanda kendi kendine yeterli ülkeler arasında sayılan ülkemiz, hızla bu özelliğini yitiriyor. Bu olumsuzluğun ortaya çıkmasında, ithalat bağımlılığı başat neden ve gösterge oluyor. 

TARIMI VE HAYVANCILIĞI KUŞATIYOR 

İthalat giderek bu sektörlerde temel bir yol-yöntem haline geliyor. Ekonomik sıkıntılar içindeki ülkemiz, kıt kaynaklarını ve özellikle de döviz birikimini bu işlere harcamak zorunda kalıyor. Sonuçta ülkemizin sınırlı kaynakları başka ülkelerin çiftçisine ve üreticisine gidiyor. Bu durum, en başta ülkemiz üreticisini mağdur ediyor. 

Oysa öncelik kendi üreticimizin, sektörlerimizin desteklenmesi olmalı. Bütün dünyada giderek yaşamsal bir önem kazanan gıda ve özellikle de tarımsal gıda üretiminde, yeni planlamalar ve hazırlıklar yapılmalı. 

2027’DE DE HAYVAN İTHALATI 

İlgililer ve yetkililer, bu konulardan söz edildiğinde ithalattan uzaklaşılacağını söylerler. Hele ülkeyi yönetmekle sorumlu olanlar, siyasetçiler, hemen her fırsatta bunu yinelerler. Ama yaşamın gerçekliğinde hiç de öyle olmaz. İşte gelecek yılla ilgili hazırlıklar yapılırken yine öyle oluyor. Hayvancılıkta ithalatın devam edeceği açıklanıyor. 

Tarım ve Orman Bakanlığı, hayvancılık sektöründe, önümüzdeki 2027 yılında 480 bin baş besilik sığır ithalatı yapılacağını açıkladı. Önceki yıllara göre miktardaki küçük azalıştan iyimserce bir yaklaşım çıkarılmaya çalışılıyor. Oysa bu durum, hayvancılıkta ithalatın önemli ölçüde devam edeceği gerçeğinin üstünü örtemiyor. Tarımda ve hayvancılıkta kendi üretimimizi ve üreticimizi önceleyecek politikalara gereksinim var. Bu temel gerçeklik, hiçbir zaman unutulmamalı.

Haber Orijinal Kaynağı