Müthiş bir adanmışlık hikayesiydi Kemal Kelleci’ninkisi. Kendi şahsına özgü haliyle elbette bir daha tekrarlanmayacak bir hikâye. Ama imanın, aşkın, dostluğun her zaman üretebileceği bir hikâye. Kendisi de zaten kendisinde kalması için yaşamıyordu yaşadıklarını. İnancını, derdini, aşkını başkalarına da ulaştırmaya, bulaştırmaya çalışıyordu. Belki tam da bu yüzden başka bir adanmışlık kahramanı olarak Seyyid Kutub ve Fî Zılâli’l-Kur’an ile karşılaşması tam anlamıyla birbirini bulan bir “ seçmeli