Hiç bir konuda yeterince bilgisi olmadığı hâlde tartışmayı kazanacağından emin olan biriyle karşılaştınız mı? Ya da bir işi ilk kez deneyip birkaç dakika içinde o işin inceliklerini tamamen çözdüğünü düşünen birini gördünüz mü? Hatta bazen insan, bir konu hakkında ne kadar az şey bildiğini fark etmeden en kesin yargılara varabiliyor. Psikolojide Dunning-Kruger etkisi olarak anılan kavram, tam da bu çelişkiye odaklanıyor. Peki, kişi bilmediğini neden fark edemiyor? Kendine güvenmekle gerçekten yetkin olmak arasındaki fark ne?
DUNNİNG-KRUGER ETKİSİ NEDİR?
Dunning-Kruger etkisi, kişinin belirli bir alandaki bilgi ve becerisini gerçekte olduğundan daha yüksek değerlendirmesiyle ilişkilendirilen bir bilişsel yanılgıdır. Kavram, psikologlar David Dunning ve Justin Kruger'ın 1999 yılında yayımladığı araştırmayla tanındı.
Araştırmacılar, katılımcıların mantık yürütme, dil bilgisi ve mizah değerlendirme gibi alanlardaki performanslarını inceledi. Bulgular, bazı düşük performans gösteren katılımcıların kendi başarılarını olduğundan yüksek tahmin ettiğini ortaya koydu.
Bu durumun olası açıklamalarından biri, bir işi değerlendirmek için gereken bilgi ve becerilerin, kişinin kendi eksiklerini fark etmesinde de rol oynamasıdır. Başka bir deyişle, bir konuda yeterince deneyimi olmayan kişi, hangi ayrıntıları bilmediğini anlamakta da zorlanabilir.
Ancak Dunning-Kruger etkisi, her bilgisiz insanın kendine aşırı güvendiği ya da uzmanların mutlaka kendilerinden şüphe ettiği anlamına gelmez. Araştırmacılar, etkinin nasıl ortaya çıktığı ve büyüklüğü konusunda farklı sonuçlara da ulaşmıştır.
DUNNİNG-KRUGER ETKİSİNİN GÜNLÜK HAYATTAN 5 ÇARPICI ÖRNEĞİ
Dunning-Kruger etkisini anlamanın en kolay yollarından biri, günlük hayatta karşılaşılabilecek durumlara bakmaktır. Aşağıdaki örnekler kavramı açıklamak için hazırlanmış varsayımsal senaryolardır.
1. Bir video izleyip kendini uzman sanan kişi
Bir kişi internette birkaç video izleyerek yatırım yapmayı öğrenmeye çalışır. Ardından piyasanın nasıl hareket edeceğini tamamen çözdüğünü düşünerek çevresine tavsiyeler vermeye başlar.
Oysa finansal piyasaları anlamak; riskleri, ekonomik gelişmeleri, belirsizlikleri ve kişinin kendi mali durumunu birlikte değerlendirmeyi gerektirir. İlk bilgilerini edinmiş olmak, uzmanlık kazanmakla aynı şey değildir.
Buradaki temel yanılgı: Bir konuya aşina olmayı, o konuda yetkin olmakla karıştırmak.
2. Her tartışmada haklı olduğunu düşünen kişi
Arkadaş ortamında ekonomi, sağlık veya teknoloji hakkında bir tartışma açıldığını düşünün. İçlerinden biri, konuya ilişkin birkaç bilgiye dayanarak kesin hükümler verir. Karşısındaki kişiler kaynak gösterse bile fikrini değiştirmez.
Bu örnekte kişi, sahip olduğu bilgilerin sınırlı olabileceğini hesaba katmıyor olabilir. Tartışmada yüksek sesle ve kararlı konuşmak, ileri sürülen görüşün doğru olduğunu göstermez.
Buradaki temel yanılgı: Kendinden emin olmayı, haklı olmanın kanıtı saymak.
3. İşe yeni başlayıp deneyimli çalışanları küçümsemek
Bir çalışan yeni başladığı işte ilk görevlerini kolayca tamamlar ve işin bütün inceliklerini öğrendiğini düşünür. Yıllardır çalışan kişilerin uyarılarını gereksiz bulur.
Ancak deneyim kazandıkça işin yalnızca görünen kısmını değil, istisnaları, riskleri ve beklenmedik sorunları da anlamaya başlar.
Buradaki temel yanılgı: İlk başarıları, bütün işi öğrenmiş olmanın göstergesi kabul etmek.
4. Sosyal medyada birkaç bilgiyle kesin teşhis koymak
Bir kişi internette okuduğu birkaç paylaşımın ardından karmaşık bir sağlık sorununun nedenini bildiğine inanabilir. Başkalarına kesin ifadelerle önerilerde bulunabilir.
Oysa sağlıkla ilgili değerlendirmeler; kişinin öyküsü, belirtileri, muayenesi ve gerektiğinde testleri birlikte ele almayı gerektirir. İnternette bilgi edinmek yararlı olabilir ancak profesyonel değerlendirmeyle aynı değildir.
Buradaki temel yanılgı: Sınırlı bilgiyi, karmaşık bir konuyu açıklamak için yeterli görmek.
5. Hatasını kabul etmek yerine herkesi suçlamak
Bir proje başarısız olduğunda kişi, kendi kararlarını değerlendirmek yerine bütün sorumluluğu ekip arkadaşlarına veya koşullara yükleyebilir. Kendi yaklaşımının da hatalı olabileceğini düşünmek istemez.
Elbette başarısızlık her zaman kişinin kendi hatasından kaynaklanmaz. Ancak olası nedenleri incelemeden bütün sorumluluğu başkalarına yüklemek, kişinin kendini doğru değerlendirmesini zorlaştırabilir.
Buradaki temel yanılgı: Kendi performansını tarafsız biçimde değerlendirmek yerine yalnızca kendini doğrulayan açıklamalara odaklanmak.
DUNNİNG-KRUGER ETKİSİ NEDEN ORTAYA ÇIKAR?
Bir insanın kendi bilgi ve becerisini yanlış değerlendirmesinin tek bir nedeni yoktur. Araştırmalarda öne çıkan açıklamalardan biri, kişinin hem bir görevi yerine getirmek hem de o görevde ne kadar başarılı olduğunu değerlendirmek için benzer becerilere ihtiyaç duyabilmesidir.
Örneğin bir konuda temel kavramları bilmeyen kişi, yaptığı hataların neden hata olduğunu da fark etmeyebilir. Konuya ilişkin bilgisi arttığında ise daha önce gözden kaçırdığı ayrıntıları görmeye başlayabilir.
Bunun yanında aşırı özgüven, kişinin kendi performansını olduğundan yüksek değerlendirmesi, çevresinden gelen geri bildirimleri dikkate almaması ve deneyimsizliği nedeniyle riskleri yeterince öngörememesi de rol oynayabilir.
Bununla birlikte, bilimsel literatürde Dunning-Kruger etkisinin büyüklüğü ve bazı araştırmalarda gözlenen sonuçların istatistiksel yöntemlerden ne ölçüde etkilenmiş olabileceği tartışılmaktadır. Bu nedenle kavramı herkes için geçerli, değişmez bir psikoloji kuralı gibi değerlendirmemek gerekir.
DUNNİNG-KRUGER ETKİSİ İLE AŞIRI ÖZGÜVEN ARASINDAKİ FARK NE?
Aşırı özgüven, kişinin kendi yeteneklerine, bilgisine veya kararlarının doğruluğuna gereğinden fazla güvenmesi anlamına gelir. Dunning-Kruger etkisi ise özellikle belirli bir alandaki gerçek performans ile kişinin bu performansa ilişkin değerlendirmesi arasındaki uyumsuzluk üzerinden ele alınır.
Bu iki kavram birbiriyle ilişkili olsa da aynı değildir. Bir insan bir konuda yetkin olduğu hâlde riskleri küçümseyebilir. Başka biri ise yeterli bilgiye sahip olmadığı için eksiklerini fark edemeyebilir.
Üstelik bir kişinin kendine güvenmesi, tek başına Dunning-Kruger etkisini yaşadığını göstermez. Bunu söyleyebilmek için kişinin belirli bir alandaki gerçek performansıyla kendi değerlendirmesi arasındaki farkı dikkate almak gerekir.
ÇOK BİLEN İNSANLAR NEDEN BAZEN DAHA TEMKİNLİ KONUŞUR?
Bir konuda derinlemesine bilgi sahibi olmak, o konunun ne kadar karmaşık olduğunu da gösterebilir. Uzmanlar farklı olasılıkları, istisnaları ve belirsizlikleri bildikleri için bazı sorulara kesin cevap vermekten kaçınabilir.
Örneğin konuya yeni başlayan biri, bir ekonomik gelişmenin tek bir sonucu olacağını düşünebilir. Deneyimli bir uzman ise aynı gelişmenin farklı koşullarda farklı sonuçlar doğurabileceğini bilir.
Ancak bu, uzmanların her zaman haklı olduğu veya mutlaka daha az özgüvenli davrandığı anlamına gelmez. Önemli olan, kişinin güven düzeyinin bilgi ve kanıtlarla ne kadar örtüştüğüdür.