Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında kurulan savunma iş birliğinde kritik bir gelişme yaşandı. Üç ülkenin stratejik savunma komiteleri, Suudi Arabistan’da yaşanan güvenlik gelişmeleri ve bölgedeki tehditleri değerlendirmek üzere 5 Ekim’de Riyad’da olağanüstü toplandı.
Toplantının ardından yayımlanan ortak açıklamada, üç ülke arasındaki ortak savunma taahhütlerinin fiilen uygulanmasına geçilmesi kararlaştırıldı.
MSB'den yapılan açıklamada "toplantıda; bölgesel gelişmeler ve kolektif savunma tedbirleri ele alınmış, Sekretaryanın başlangıç yapılanması belirlenmiş, savunma sanayi iş birliğinin geliştirilmesine yönelik çerçeve görüşülmüş ve İttifakın kurumsallaşması yönünde önemli ilerleme sağlanmıştır." Sözlerine yer verildi.
Dışişleri bakanı Hakan Fidan ise Türkiye, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında tesis edilen "Mekke Anlaşması"nın bölgesel bir saldırı misyonu taşımadığı; aksine bir savunma ve ortak caydırıcılık paktı olduğu vurguladı.
Yeni süreçte Türkiye’nin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’daki kritik tesislerin korunmasına yönelik hava savunma desteği vermesi planlanıyor.
Özellikle alçak ve orta irtifadan gelebilecek tehditlere karşı kullanılabilecek Türk hava savunma sistemlerinin bölgede görev yapması gündemde. Türkiye’nin kaç asker göndereceği ve Türk birliklerinin hangi noktalarda konuşlandırılacağı ise henüz netlik kazanmış değil.
Suudi Arabistan’da Türk askerî üssü kurulması da değerlendirilen seçenekler arasında bulunuyor.
Söz konusu planın hayata geçirilmesi halinde Türk Silahlı Kuvvetleri, yaklaşık 110 yıl sonra yeniden Hicaz bölgesinde görev üstlenmiş olacak.
Osmanlı döneminin ardından Türk askerinin bölgedeki olası yeni görevi, Türkiye’nin Körfez ve Kızıldeniz hattındaki askerî varlığı açısından da önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Ancak savunma anlaşmasının fiilen uygulanabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayı gerekiyor.
Fidan konuyla ilgili "Anlaşmanın Meclis'e gönderilmesi için gerekli çalışmalar nihayete ermiş durumda. Dün Cumhurbaşkanımıza da nihai arzımızı bu konuda yaptık. Bunu en kısa sürede Meclis'e sevk etme yönünde kararımız var." Açıklamalarında bulundu.
Üçlü savunma iş birliğinde Yemen başlığı da öne çıkıyor. Ankara’nın Yemen’de doğrudan çatışmaya girmek yerine, yerel güçlerin askerî kapasitesinin artırılmasına yönelik bir model üzerinde çalışabileceği belirtiliyor.
Bu kapsamda Yemen ordusunun kapasitesinin geliştirilmesi ve Husilere karşı sahadaki dengelerin değiştirilmesi hedefleniyor.
Türkiye’nin bölgedeki rolünün yalnızca askerî personel gönderilmesiyle sınırlı kalmaması bekleniyor.
İHA ve SİHA sistemlerinden hava savunma sistemlerine, elektronik harp teknolojilerinden askerî eğitim ve danışmanlığa kadar Türk savunma sanayisi ürünlerinin bölgede daha fazla kullanılması gündemde.
Atılması planlanan adımların hayata geçirilmesiyle Ankara’nın Körfez ve Kızıldeniz hattındaki askerî ve stratejik ağırlığının daha da artabileceği değerlendiriliyor.