1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu gereği, uyguladığımız politikalar ve Bankamız faaliyetleri hakkında bilgi vermek için burada bulunuyoruz. Konuşmama enflasyon görünümüne ilişkin genel bir değerlendirme yaparak başlayacağım.
"Jeopolitik gelişmeler dezenflasyon sürecini etkiliyor"
Yıl içinde öne çıkan jeopolitik gelişmelere bağlı belirsizlikler dezenflasyon sürecini etkiliyor. Bu durumun arz yönlü etkilerine rağmen dezenflasyon süreci ivme kaybetmekle birlikte devam ediyor.
Sıkı para politikasına bağlı olarak tüketim talebindeki yavaşlama ve Türk lirasındaki ılımlı seyir, arz yönlü baskılara rağmen temel mal enflasyonundaki artışı sınırladı.
"Küresel tedarik zincirlerinde risk artıyor"
Küresel arz zincirinde aksamalar ve navlun maliyetlerinde artış devam etmektedir. Küresel tedarik zincirlerindeki aksamalar devam ediyor. Küresel enerji arzı açısından kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’na alternatif olan ticaret yollarındaki risklerin de son dönemde arttığını görüyoruz.
Bu durum, ticaret rotalarının uzaması ve sigorta maliyetlerindeki artışlara bağlı olarak navlun maliyetlerinin keskin bir şekilde yükselmesine neden oldu. Bu çerçevede, enerji fiyatları üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğünü değerlendiriyoruz. İthalat fiyatları emtia kaynaklı artmıştır.
Daha genel baktığımızda gerek enerji gerekse enerji dışı emtia fiyatları savaş öncesine kıyasla yüksek düzeylerini koruyor.
"Küresel enflasyonda artış yaşandı"
Manşet enflasyon küresel ölçekte artmıştır. Yüksek seyreden enerji fiyatları, küresel enflasyon ve enflasyon beklentileri üzerinde etkili olmayı sürdürüyor. Ülkeler arası farklılaşmalar olmakla birlikte manşet enflasyonun küresel ölçekte arttığını görüyoruz. Kısa dönem enflasyon beklentileri de ülkelerin büyük çoğunluğunda artış gösterdi.
Çekirdek enflasyon ise şimdilik görece yatay bir seyir izliyor. Bununla birlikte olası ikincil etkiler nedeniyle küresel enflasyon görünümünün daha da bozulması riski bulunuyor.
"ABD ve Avrupa'da faiz beklentileri yükseldi"
ABD ve Avrupa merkez bankalarına dair politika faizi beklentileri yukarı kaymıştır. Bu durum küresel olarak daha sıkı para politikası beklentilerini de güçlendirdi. Nitekim, ABD ve Avrupa Merkez Bankaları son toplantılarında politika faizlerini artırdılar. Söz konusu merkez bankaları için bir önceki Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısının yapıldığı mayıs ayına göre daha yüksek politika faizleri fiyatlanıyor.
Birçok merkez bankasının beklentilerdeki bozulmayı kontrol altında tutmak için savaş öncesine göre daha sıkı bir parasal duruş tercih ettiklerini görüyoruz. Gelişmiş ülkelerin tahvil faizlerinde yükseliş devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil faizleri de artış eğilimini sürdürüyor.
Kamu borç stoklarındaki artış, küresel belirsizlik ve enflasyon beklentilerindeki bozulma bunun önemli sebeplerinden. Gerek savaş gerekse ekonomi politikası belirsizliği nedeniyle tahvil getirilerinin birçok gelişmiş ülkede oldukça dalgalı ve yukarı yönlü bir seyir izlediği görülüyor.
Küresel finansal piyasalar için risk uyarısı
Gelişmiş ülkelerin tahvil faizlerinde yükseliş devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerin uzun vadeli tahvil faizleri de artış eğilimini sürdürüyor. Kamu borç stoklarındaki artış, küresel belirsizlik ve enflasyon beklentilerindeki bozulma bunun önemli sebeplerinden. Gerek savaş gerekse ekonomi politikası belirsizliği nedeniyle tahvil getirilerinin birçok gelişmiş ülkede oldukça dalgalı ve yukarı yönlü bir seyir izlediği görülüyor.
Bu durum küresel finansal piyasalar açısından da risk oluşturuyor. Artan jeopolitik belirsizlik nedeniyle gelişmekte olan ülkelere yönelik portföy hareketleri de dalgalı bir seyir izliyor.
Savaş döneminde gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından çıkışlar, tahvil piyasalarına ise girişler gözledik. Savaşın neden olduğu arz şoku büyüme ve enflasyon ödünleşmesine yol açarak küresel para politikasına dair belirsizliği artırdı. Jeopolitik gelişmelerin yanı sıra, gelişmiş ülke merkez bankalarının atacağı adımlar da portföy hareketleri üzerinde etkili olma potansiyeli taşıyor.
"İkinci çeyrekte büyüme yüzde 2,3 oldu"
İkinci çeyrekte büyüme iç talep öncülüğünde yavaşlamıştır. Bu yılın ikinci çeyreğinde büyüme yıllık yüzde 2,3 oranında gerçekleşerek yavaşladı.
Diğer taraftan, sıkı para politikamızın hedeflenen bir sonucu olarak, talep kompozisyonu dengeli bir görünüm sundu. Nitekim nihai yurt içi talep belirgin şekilde ivme kaybederken net ihracat yıllık büyümeye pozitif katkı verdi. Temmuz ayında hizmet üretimi artarken sanayi üretimi gerilemiştir.
"Sanayi üretimi geriledi"
Yılın üçüncü çeyreğine dair göstergelere bakacak olursak; 2026 yılının ikinci çeyreğinde kuvvetli artış gösteren sanayi üretiminin, temmuz itibarıyla üçüncü çeyrekte azaldığını görüyoruz.
Oynaklığı yüksek sektörler dışlandığında da benzer şekilde gerilediğini görüyoruz. Diğer yandan, hizmet üretiminin temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte arttığını izliyoruz.
Kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamaların altında seyretmektedir. Kapasite kullanım oranı tarihsel ortalamasının altındaki seyrini sürdürüyor. Nitekim, yılın ikinci çeyreğinde sınırlı olarak arttıktan sonra üçüncü çeyrekte geriledi.
"İç talepteki yavaşlama sürüyor"
İşgücü piyasası manşet işsizlik oranının ima ettiğine kıyasla daha az sıkıdır. Üçüncü çeyrekte manşet işsizlik oranının yataya yakın seyrettiğini görüyoruz. İşsizlik oranı geçmiş dönem ortalamalarının oldukça altında olsa da geniş tanımlı göstergeler yüksek seviyesini koruyor. Bununla birlikte, ilan başına başvurulara dair derlediğimiz veriler de yüksek seyrediyor.
Göstergeler iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir. Talep koşullarına gelirsek, altın hariç bakıldığında temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte perakende satışların büyümesinin yavaşladığını görüyoruz. Trendinden arındırıp baktığımızda ise perakende satışlardaki ivme kaybı daha belirgin. Kart harcamalarındaki çeyreklik artışın sınırlı kalması da talepteki yavaşlamayı teyit ediyor.
"Dış ticaret açığında ılımlı seyir"
Göstergeler iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir. Talep koşullarına gelirsek, altın hariç bakıldığında temmuz ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte perakende satışların büyümesinin yavaşladığını görüyoruz.
Trendinden arındırıp baktığımızda ise perakende satışlardaki ivme kaybı daha belirgin. Kart harcamalarındaki çeyreklik artışın sınırlı kalması da talepteki yavaşlamayı teyit ediyor. Jeopolitik gelişmelere rağmen dış ticaret açığı ılımlı seyretmektedir. İktisadi faaliyet kapsamında, dış ticaret gelişmelerinden de bahsetmek isterim.
Küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen, artan lojistik maliyetleri ve tedarik sorunları kaynaklı olarak Türkiye’ye yönelen ilave talebin de etkisiyle ihracat ikinci çeyrekte arttı.
Aynı dönemde, ithalatta ise daha düşük oranlı bir artış oldu. Yükselen fiyatlar nedeniyle enerji ithalatı artarken, altın ithalatı geriledi. Altın ve enerji hariç ithalatta ise düşüş gerçekleşti.
"Turizm gelirleri toparlanıyor"
Eylül ayı itibarıyla veriler, mevsimsellikten arındırılmış dış ticaret açığında ikinci çeyrekte görülen gerilemenin üçüncü çeyrekte de devam ettiğine işaret ediyor. Bu dönemde, ihracat ikinci çeyrekteki seviyesi korudu.
Enerji ithalatı önceki çeyreğe göre gerilese de yüksek seyretti. Altın ithalatı belirgin azalırken, altın ve enerji hariç ithalat da önceki çeyreğin altında gerçekleşti. Öte yandan, tüketim malı ithalatı yılın ilk yarısında geriledikten sonra üçüncü çeyrekte bir miktar arttı. Buna rağmen halen geçtiğimiz yıldaki seviyelerinin altında bir seyir söz konusu.
Seyahat gelirleri önceki yıl seviyesinin sınırlı üzerindedir. Hizmet gelirlerinin önemli bir bileşeni olan turizme geçersek, savaşın etkisinin beklenildiği kadar olumsuz olmadığını görüyoruz. Ocak-temmuz döneminde, ülkemize gelen toplam ziyaretçi sayısı bir önceki yıla göre sınırlı geriledi.
Söz konusu gerilemenin büyük ölçüde, savaşın etkilerinin daha yoğun olduğu ikinci çeyrekte olduğunu, temmuz ayında başlayan toparlanmanın güçlenerek devam ettiğini görüyoruz. Diğer taraftan, ortalama turizm harcamalarındaki güçlü seyir ile birlikte toplam ziyaretçi sayısındaki azalış seyahat gelirlerine yansımadı. Böylelikle, seyahat gelirleri, önceki yılın aynı döneminin bir miktar üzerinde gerçekleşti.
"Cari açıkta sınırlı artış bekleniyor"
Cari açık ikinci çeyrekte olumsuz dış koşullara rağmen gerilemiştir. Enflasyon görünümüne geçmeden önce, cari işlemler dengesi gelişmelerine de kısaca değinmek istiyorum. İkinci çeyrekte cari açık millî gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında bir seyir izledi.
Jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine rağmen, enerji hariç dış ticaret dengesindeki iyileşme, bu dönemde 12 aylık birikimli cari açığın sınırlı olarak gerilemesinde rol oynadı.
Olumsuz dış koşullara rağmen, üçüncü çeyrekte cari açıktaki artışın daha sınırlı düzeyde olacağını tahmin ediyoruz. Söz konusu görünümde, ılımlı seyrini sürdüren dış ticaret açığı ve turizm gelirlerindeki toparlanma etkili olacak.
Jeopolitik risklerin devam etmesi nedeniyle enerji fiyatları yüksek seyrini sürdürüyor. Bu ise hem artan enerji ithalatı hem de zayıflayan dış talep görünümü kanallarından dış ticaret açığı üzerinde yukarı yönlü risk taşıyor. Diğer taraftan, iç talepteki yavaşlama ve altın dış ticaret dengesindeki iyileşme cari dengeyi destekliyor. Bu gelişmeler doğrultusunda, 2026 yılında cari açığın millî gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz.
"Enflasyon yüzde 29,7 seviyesinde"
Dezenflasyon süreci arz yönlü baskılarla yavaşlamıştır. Eylül ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu yüzde 29,7 seviyesinde gerçekleşti.
Bu yıl şubat ayı sonunda başlayan jeopolitik gelişmeler, başta enerji olmak üzere arz yönlü baskılar yoluyla dezenflasyon sürecinde ciddi ivme kaybına neden oldu. Buna rağmen sizlerle bir önceki buluşmamıza kıyasla, tüketici enflasyonu nisan ayındaki yüzde 32,4 seviyesinden 2,6 puan geriledi.
Nitekim, söz konusu arz yönlü baskıların etkilerini görece dışlayan B ve C gibi göstergelerde enflasyon manşet rakama kıyasla daha düşük seyretti.
"Enflasyonun ana eğilimi yeniden geriledi"
Bildiğiniz üzere, yıllık enflasyon son 12 aydaki fiyat değişimlerini içeriyor. Bu nedenle enflasyonun yakın dönemdeki seyrini anlayabilmek amacıyla ana eğilim göstergelerine bakıyoruz.
Savaşın etkilerinin belirginleştiği mart-haziran döneminde, üç aylık ortalamalar ana eğilimde yükselişe işaret ediyordu. Temmuz ayından itibaren ise ana eğilimde yeniden gerileme gördük.
Yıllıklandırılmış olarak baktığımızda, savaş döneminde yüzde 30’lar seviyesine yükselen ana eğilim, eylül itibarıyla yüzde 23,7 seviyesine işaret ediyor. Bu seviye, mevcut yıllık enflasyonun yaklaşık 6 puan altında.
Ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyretmesi, arz yönlü baskılar sönümlenirse, dezenflasyonun önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor. Bu gelişmeyi, sıkı para politikası duruşumuzun talep ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkilerinin bir yansıması olarak değerlendiriyoruz.
"Enflasyonda enerji fiyatları öne çıkıyor"
2026 yılında enflasyonun seyrinde enerji fiyatları öne çıkmaktadır. Yıllık enflasyon birçok alt grupta da geriledi. Nitekim, eylül ayı itibarıyla alt gruplara baktığımızda, savaşın olumsuz etkilerinin belirgin olduğu enerji grubu dışındaki tüm gruplarda yıllık enflasyon geçen yıla kıyasla geriledi.
Hizmet grubunda yıllık enflasyon yüzde 44,7’den yüzde 37,7’ye gerilerken, kira gibi geçmiş dönemde ataleti yüksek seyreden kalemlerdeki yavaşlama bu görünümü destekliyor.
Son iki aya kadar yüksek seyrederek dezenflasyon sürecindeki yavaşlamada etkili olan gıda ve alkolsüz içecekler grubunda da yıllık enflasyon geçen yılki yüzde 36,1 seviyesinden yüzde 27,6’ya geriledi. Geçen yıl olumsuz hava koşullarından etkilenen tarımsal üretimdeki toparlanma bu görünümü desteklerken, küresel tarımsal emtia fiyatları ve iklim koşullarına ilişkin riskleri yakından takip ediyoruz.
Jeopolitik gelişmeler kaynaklı maliyet artışlarına rağmen temel mal enflasyonunun ılımlı seyri, zayıf talep koşullarının maliyet geçişkenliğini sınırladığına işaret ediyor. Enerji grubunda yıllık fiyat artışı yüzde 46,1 ile geçen yılın yaklaşık 11 puan üzerinde gerçekleşti.
Dolayısıyla, bu yıl dezenflasyon sürecindeki ivme kaybının esas olarak jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki etkisinden kaynaklandığını değerlendiriyoruz.
Akaryakıt ve doğal gaz fiyatları yükseldi
Enerji fiyatları jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yüksek seyretmektedir. Bu çerçevede, enerji fiyatlarına daha detaylı değinmek istiyorum.
Şubat ayı sonunda Orta Doğu’da başlayan gerilim, enerji arzına ilişkin riskleri artırarak yurt içi enerji fiyatlarını doğal gaz, akaryakıt ve tüp gaz kalemleri öncülüğünde yükseltti.
Doğal gazda, maliyet artışlarına bağlı tarife güncellemelerinin yanı sıra, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmesi de fiyat artışında etkili oldu.
Son aylarda ise başta motorin olmak üzere akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş belirginleşti. Bu gelişmede, ham petrol fiyatlarının yanı sıra küresel rafineri marjlarındaki yükseliş de önemli rol oynuyor.