Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
6 Ekim 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

Moda ayakkabıdan da vazgeçti

Moda ayakkabıdan da vazgeçti

The Dog Stars filminin ge­çen hafta Londra’daki dünya prömiyerinde Ja­cob Elordi, Josh Brolin, Marga­ret Qualley gibi yıldızlar kırmızı halıdaydı. Ama gecenin sonun­da gözler Qualley’nin ayakların­daydı. Oyuncu, Chanel’in Resort 2027 koleksiyonundan “barefoot sandal”larıyla gelmişti. Ayakka­bı dediğimize bakmayın; topukta küçük bir deri parçası, bilekte iki ince bağ var, gerisi yok. Parmaklar dışarıda, taban doğrudan yerde. Kısacası Qualley, Chanel giyerek kırmızı halıda çıplak ayak yürüdü.

Aslında ayakkabıyla ilk karşı­laşmamız Qualley sayesinde ol­madı. Matthieu Blazy, Chanel Re­sort 2027 koleksiyonunu 28 Ni­san’da Biarritz’de gösterdiğinde herkesin gözü modellerin aya­ğındaydı. Blazy, Biarritz’in sahil kültüründen yola çıkarak deniz­den yeni çıkmış, çıplak ayakla do­laşan kadın hissini yakalamak is­temişti. Ortaya da ayağı kapatan bir ayakkabıdan çok, topuğu ve bileği saran bir tür takı çıktı.

Podyumda fikir anlaşılırdı. So­nuçta Biarritz; deniz var, kum var, tatildesiniz. Ama moda severle­rin aklına hemen aynı soru gel­di: Bunu gerçek hayatta kim gi­yecek? Vogue modeli “non-shoe”, yani kabaca “ayakkabı olmayan ayakkabı” diye tarif etti. Dört ay sonra cevabı aldık: Margaret Qu­alley giyecekmiş.

Biarritz başka, Londra kaldırımı başka

Üstelik Qualley modeli bir mo­da çekiminde değil, Londra’da kırmızı halıda giydi. Chanel’in romantik sahil hikâyesiyle gün­lük hayatın ayrıldığı yer de tam burası. Biarritz sahilinde çıplak ayak yürümek başka, Londra kal­dırımı başka.

The Cut’ın yorumu durumu gü­zel özetliyordu: Umarız biri halıyı süpürmüştür. Çünkü ayakkabı­nın birkaç bin yıldır değişmeyen temel bir görevi var: Ayağımız­la yer arasına girmek. Chanel bu görevi müşteriye bırakmış du­rumda. Qualley ise hiç oralı de­ğilmiş gibi yürüdü. Siyah, V ya­kalı, püsküllü Chanel elbisesini aynı renkteki tabansız ayakkabı­larla tamamladı. Elbisenin bilek­te bitmesi de tesadüf değil­di. Ayakların görülmesi ge­rekiyordu. Ve görüldü.

Sosyal medyanın beklediği an geldi

Sosyal med­ya bu ayakkabıyla aslında nisan­dan beri uğraşıyor. Model podyu­ma çıkar çıkmaz ev yapımı versi­yonları ortaya çıktı. Remi Bader karton ve ip kullanarak kendi çif­tini hazırlayıp New York sokak­larında dolaştı. Angelica Hicks ise siyah yüz maskelerini ayağı­na bağlayarak kendi Chanel yoru­munu yaptı.

Qualley ayakkabıyı kırmızı halı­ya taşıyınca tartışma yeniden baş­ladı. Tasarımı sevenler vardı ama “Hijyenik değil”, “Bununla sokak­ta nasıl yürünecek?” diyenler da­ha yüksek ses çıkarıyordu. Cam kı­rığı, çivi, kir, yağmur… İnsanların aklı ister istemez yere gitti.

Ama galiba mesele tam da bu­rada. Bu ayakkabının rahat ol­ması ya da herkes tarafından se­vilmesi gerekmiyor. Kimsenin konuşmadığı güzel bir siyah san­dalet yerine dört aydır dalga ge­çilen, tartışılan ve şimdi Qual­ley’nin ayağında yeniden haber olan bir modeliniz var. Moda açı­sından hiç fena sonuç değil.

Neden Margaret Qualley?

Chanel’in bu ayakkabıyı kırmızı halıda Margaret Qualley’ye giydir­mesi de tesadüf değil. 31 yaşında­ki oyuncu 2020’den beri markay­la çalışıyor, Chanel defilelerinde yürüdü, 2023’teki düğününde de Chanel giydi. Üstelik Qualley’nin tarzı kusursuz Hollywood şıklığın­dan biraz uzak durmayı seviyor. Daha kişisel, zaman zaman tuhaf seçimlerden çekinmiyor. Dolayı­sıyla aylardır “Bunu gerçek hayat­ta kim giyecek?” diye konuşulan modeli kırmızı halıya çıkaracak bi­ri aranıyorsa Qualley gayet doğru adres. Sonuç ortada. Gala gecesi­nin ardından moda basınının man­şetlerinde filmin konusundan çok Qualley’nin ayakları vardı.

Naked dress yetmedi

Asıl mesele tek bir Chanel ayak­kabısından daha büyük. Son bir­kaç yıldır moda üzerimizdekileri adım adım azaltıyor. Önce “naked dress”ler geldi. Ardından şeffaf ayakkabılar, file babetler ve ayağı mümkün olduğunca açıkta bıra­kan sandaletler… Şimdi Chanel işi mantıklı –ya da mantıksız– sonu­cuna ulaştırdı: Madem ayağı gös­tereceğiz, ayakkabıyı neden ara­dan çıkarmıyoruz? “Naked shoe” denilen eğilimin özü biraz bu. Ayakkabı giderek görünmez olu­yor, tasarım iddiası ise büyüyor. Üstelik Chanel artık yalnız değil.

Daha satışa çıkarmadan benzeri geldi

Chanel’in modeli henüz genel satışa çıkmadan Jeffrey Camp­bell kendi “barefoot heel” yoru­munu piyasaya sürdü. Onun mo­delinde de topuk ve bilek sarılı­yor, ayağın altı açıkta kalıyor. Sosyal medyanın tepkisi tanıdık: “Bu ayakkabı değil”, “Hijyen ne olacak?”, “Bununla gerçekten dı­şarı mı çıkacağız?”

Yani birkaç ay önce Chanel pod­yumunda moda şakası gibi görü­nen fikir gerçek bir trende dönü­şebilir. Moda tarihi de “Asla giy­mem” cümlesi konusunda fazla iddialı olmamamız gerektiğini de­falarca gösterdi. Crocs’a güldük, Ugg’ları çirkin bulduk, babetlerin öldüğünü ilan ettik; geri geldiler. Parmak arası topuklulara “Bir da­ha asla” dedik. Düşük belli panto­lonları gömdük; mezardan çıktı­lar. O yüzden bugün Chanel’in ta­bansız ayakkabısına bakıp “Bunu kim giyecek?” derken çok emin olmayalım. Moda böyle soruları sever. Sonra cevabı birkaç sezon sonra hepimizin ayağında verir.

Haber Orijinal Kaynağı