Brent petrol vadeli kontratları 4 sent düşerek varil başına 100,28 dolara gerilerken, ABD Batı Teksas türü ham petrolün (WTI) varil fiyatı yüzde 0,1 azalışla 89,33 dolara indi.
Petrol piyasasında bir yandan Orta Doğu'daki çatışmaların arz kesintisi yaratabileceği endişesi sürerken, diğer yandan Körfez ülkelerinin alternatif güzergahlar üzerinden petrol sevkiyatını devam ettirmesi ve G7'nin stratejik rezervlerden 100 milyon varil petrol ve dizeli piyasaya sürme kararı fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.
KCM Trade Baş Analisti Tim Waterer, petrol fiyatlarının önceki günkü düşüşün ardından büyük ölçüde yatay seyrettiğini belirterek yatırımcıların arz tarafındaki endişelerde yaşanan sınırlı rahatlamayı değerlendirdiğini söyledi.
KÖRFEZ'DE PETROL AKIŞI SAVAŞ ÖNCESİ SEVİYELERE YAKLAŞTI
Standard Chartered'ın değerlendirmelerine göre, İran hariç Körfez bölgesinden ham petrol ve kondensat ihracatı eylülde günlük yaklaşık 16,5 milyon varile ulaştı. Bu rakam savaş öncesi seviyelere büyük ölçüde geri dönüşe işaret etti.
Ancak petrolün taşınma biçimi önemli ölçüde değişti. Savaş öncesinde Körfez ihracatının yüzde 83'ü Hürmüz Boğazı'ndan geçerken, eylülde bu oran yüzde 60'a geriledi.
İhracatçıların petrolü alternatif boru hatları, limanlar ve farklı deniz güzergahları üzerinden piyasaya ulaştırdığı belirtilirken, gemiden gemiye (STS) transferlerin de daha yoğun kullanıldığı ifade ediliyor.
Standard Chartered, petrol akışındaki toparlanmanın normalleşmeden ziyade sistemin dayanıklılığını gösterdiğini belirtiyor. Petrol sevkiyatları devam etse de daha uzun sefer süreleri, yüksek navlun ve güvenlik maliyetleri ile daha düşük lojistik verimlilik ortaya çıkıyor.
SUUDİ ARABİSTAN'IN İHRACATI HIZLA TOPARLANDI
Suudi Arabistan, bölgedeki petrol akışının yeniden şekillenmesinde öne çıkan ülkelerden biri oldu.
Doğu-Batı boru hattında eylül başında meydana gelen hasarın ardından ihracatın doğu kıyısına kaydığı belirtilirken, Standard Chartered'a göre Suudi Arabistan'ın toplam petrol ihracatı ağustostaki günlük 2,45 milyon varilden eylülde yaklaşık 6,9 milyon varile yükseldi.
Doğu-Batı boru hattının yeniden devreye alınması ve Yanbu'dan yüklemelerin başlaması, ülkenin petrolünü piyasaya ulaştırabileceği alternatif bir güzergahı yeniden kullanıma soktu. Ancak boru hattının halen nominal kapasitesinin altında çalıştığı ve yeni saldırılara açık olduğu ifade ediliyor.
Alternatif sevkiyat yöntemlerinin maliyeti de yükseliyor. Umman açıklarında yüklenen petrol kargolarında artan lojistik maliyetlerini karşılamak amacıyla varil başına 9 dolara kadar indirimler yapıldığına ilişkin haberler bulunuyor.
KCM Trade Baş Analisti Tim Waterer da Suudi Arabistan'ın petrol ihracatındaki artışın fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti.
PETROLDE 70 DOLAR TABANI BEKLENTİSİ
ConocoPhillips Yönetim Kurulu Başkanı Ryan Lance ise petrol fiyatlarının orta vadeli görünümüne ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmede bulundu.
Lance, petrol fiyatındaki tabanın varil başına yaklaşık 70 dolara yükselmesini beklediğini, ABD Batı Teksas türü ham petrolü (WTI) için orta döngü fiyatının ise 65-70 dolar aralığında olacağını söyledi.
Londra'da düzenlenen Energy Intelligence Forum'da konuşan Lance, bu yılki Orta Doğu çatışması nedeniyle küresel petrol sisteminin zorlandığını ancak sistemin ayakta kaldığını belirtti.
Lance, küresel petrol talebinin mevcut krizden toparlanmasının 2028 veya 2029'a kadar sürebileceğini, ancak sonrasında talebin artmaya devam etmesinin önünde bir engel bulunmadığını ifade etti.
ConocoPhillips'in şu anda orta akım petrol yatırımlarından ziyade üretim faaliyetlerine odaklandığını belirten Lance, "The real strategic question for companies like mine is where is the conventional (production) going to come from to satisfy that growing demand," dedi.
G7'DEN 100 MİLYON VARİLLİK REZERV HAMLESİ
Petrol arzına ilişkin endişeleri azaltan gelişmelerden biri de G7 ülkelerinin stratejik rezervlerini kullanma kararı oldu.
G7, acil durum rezervlerinden 100 milyon varil dizel ve ham petrolü piyasaya sürme kararı aldı. Ülkeler ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'ın baskısının ardından enerji ihracatına kısıtlama getirmeme sözü verdi.
Bu hamlenin, piyasadaki arz endişelerini kısa vadede hafifletmesi ve petrol fiyatlarındaki yükselişi sınırlaması bekleniyor.
Bununla birlikte fiziksel petrol akışlarındaki toparlanma, piyasadaki en sert arz açığı senaryolarının gerçekleşme ihtimalini azaltırken, petrolün daha yüksek maliyetlerle taşınması nedeniyle savaş öncesindeki risk seviyelerine tam anlamıyla dönüş sağlanmış değil.
İRAN'IN İHRACATI NEREDEYSE SIFIRLANDI
Bölgedeki gelişmeler petrol ihracatçıları arasındaki dengeleri de değiştirdi. İran'ın deniz yoluyla ham petrol ihracatının eylülde neredeyse sıfıra gerilediği belirtiliyor. Savaş öncesinde İran'ın deniz yoluyla petrol ihracatı günlük yaklaşık 1,7 milyon varil seviyesindeydi.
ABD'nin deniz ablukasının Tahran'ın Hürmüz üzerinden petrol taşıma kapasitesini ciddi biçimde kısıtlaması, İran'ın petrol akışları üzerindeki etkisini azalttı.
İran ise Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalacağı yönündeki tutumunu sürdürüyor. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD'nin haziran ayında varılan geçici anlaşmada yer alan yedi koşulu yerine getirmesine kadar boğazın yeniden açılmayacağını söyledi.
Arakçi ayrıca Tahran'ın son teklifinin Washington tarafından kabul edilmesi halinde Hürmüz Boğazı'nın yedi gün içinde yeniden açılabileceğini ifade etti.
HUSİLERİN SALDIRI AÇIKLAMASI ARZ RİSKİNİ GÜNDEMDE TUTUYOR
Suudi Arabistan ile İran destekli Yemen'deki Husiler arasındaki çatışmaların devam etmesi de petrol arzına ilişkin riskleri canlı tutuyor.
Husiler pazartesi günü Suudi Arabistan'daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, Rabigh'deki Aramco rafinerisi ve Abha Havalimanı dahil olmak üzere birçok noktaya saldırı düzenlediklerini açıkladı.
Suudi Arabistan tarafından ise söz konusu saldırılara ilişkin henüz resmi bir doğrulama yapılmadı.
ABD ile İran arasındaki görüşmelerde de henüz ilerleme sağlanamadı. Piyasalar, Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler başta olmak üzere Orta Doğu'daki çatışmaların petrol arzına etkisini yakından izliyor.
Mevcut tablo, petrol piyasasında iki farklı eğilimin öne çıktığını gösteriyor: İhracatçıların alternatif yollarla petrol akışını sürdürmesi fiyatlardaki arz primini sınırlarken, yüksek lojistik maliyetleri ve yeni saldırı riski petrol fiyatlarının savaş öncesindeki risk primlerine tamamen dönmesini engelliyor.