"Bir seçenek değil, bağlayıcı bir farzdır"
Şia mezhebinde takiyyenin konumuna dikkat çeken Prof. Dr. Ebubekir Sifil, şu ifadeleri kullandı: "Ehl-i Sünnet'le münasebet kurma noktasında böyle bir ortam oluştuğunda mutlak suretle takiyye ile hareket eder. Takiyye, İmamiye inancında bir seçenek ya da ruhsat değildir; bağlayıcı bir farzdır. Hatta terk ederse dinini terk etmiş sayılır. Bir Şii sizinle konuştuğunda mutlaka takiyye yapar; yapmazsa günahkar olur."
"Takiyyesi olmayanın dini yoktur anlayışı hakim"
İmamiye kaynaklarında İmam Cafer es-Sadık'a dayandırılan ifadelere değinen Sifil, mezhepsel doktrinin dayanaklarını şu sözlerle aktardı: "İmam Cafer'e atfedilen iki önemli düstur vardır. Biri 'Takiyye benim de dinimdir, atalarımın da dinidir' der. İkincisi ise 'Takiyyesi olmayanın dini yoktur' şeklindedir. Bunu bizi izleyen Ehl-i Sünnet kardeşlerimize bir kez daha hatırlatmış olalım."