Zihnin, vücudun içinden gelen kalp atışı, nefes darlığı, açlık ve ağrı gibi fiziksel sinyalleri algılama yeteneği olarak tanımlanan "interosepsiyon" (iç algı) üzerine yürütülen bilimsel araştırmalarda yeni bir döneme girildi. Aarhus Üniversitesi bilim insanları liderliğinde gerçekleştirilen ve Nature Mental Health dergisinde yayımlanan araştırma, interosepsiyon yeteneğinin depresyon, kaygı, DEHB ve otizm gibi psikiyatrik durumların bir göstergesi olmadığını ortaya koydu. Geçmişte yapılan araştırmaların aksine gelişmiş fizyolojik ölçüm yöntemlerini kullanan bilim insanları, önceki verilerin metodolojik hatalar ve güvenilmez test teknikleri nedeniyle yanıltıcı sonuçlar verdiğini belgeledi.
KALP ATIŞI VE SOLUNUM TESTLERİ PSİKİYATRİK SEMPTOMLARLA EŞLEŞMEDİ
Araştırma ekibi, genel nüfustan seçilen yüzlerce katılımcı üzerinde kardiyak (kalp atışı) ve solunumsal iç algı testleri uyguladı. Deneklerin dinlenme anındaki kalp ve akciğer sinyallerini ne derece hassasiyetle hissettikleri laboratuvar ortamında hassas cihazlarla ölçüldü. Aynı zamanda katılımcıların depresyon, anksiyete, DEHB ve otizm spektrum belirtileri detaylı incelemeye alındı.
Yapılan Bayesyen ve ağ tabanlı veri analizleri sonucunda, bireylerin organ sinyallerini doğru veya hassas hissetme yetenekleri ile psikolojik hastalık semptomları arasında hiçbir doğrusal ya da istatistiksel bağ bulunamadı.
ÖZ-BİLDİRİM ANKETLERİNDEKİ METODOLOJİK YANILMA TESPİT EDİLDİ
Çalışmanın birinci yazarı Leah Banellis, daha önceki araştırmaların sıklıkla kişilerin kendi beyanlarına dayanan anketlerle yürütüldüğüne dikkat çekti. Anketlerde çıkan sonuçların kişinin gerçek organ algısını değil; beden imajı, sağlık kaygısı ve genel duygusal stres gibi tamamen farklı alanlardaki inançlarını yansıttığı belirlendi.
Laboratuvarda elde edilen somut fizyolojik performans ile kişilerin kendi beden farkındalıklarına dair anketlerde verdikleri yanıtların örtüşmediği kanıtlandı. Bu durum, tıp literatüründe "iç algı bozukluğunun ruhsal hastalık yaratacağı" yönündeki yaygın kabulün bilimsel temelden yoksun olduğunu gösterdi.
PSİKİYATRİDE İNTEROSEPSİYON ÖLÇÜMLERİNE YENİ STANDARTLAR GETİRİLİYOR
Aarhus Üniversitesi araştırmacıları, psikiyatri ve nöroloji alanında iç algı ölçümlerinin sil baştan kurgulanması gerektiğini bildiriyor. Dinlenme halindeki laboratuvar testleri yerine, bireylerin stres, fiziksel uyarılma veya doğal duygusal kriz anlarındaki organ algılarının ölçülmesinin daha dinamik veriler sunacağı ifade ediliyor.
Tıp uzmanları ayrıca, kalp, akciğer ve sindirim sisteminin birleşik tek bir "iç algı" mekanizmasıyla değil, her organın kendine özgü süreçleriyle ayrı ayrı incelenmesinin şart olduğunu vurguluyor.