Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında ağustos ayında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, onay sürecinin başlatılması amacıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne (TBMM) sunuldu.
Taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış sayılmasını öngören anlaşma, üç ülke arasında yeni bir savunma mekanizması kurulmasını hedefliyor.
Reuters'ın ulaştığı anlaşma metni ve Türk yetkililerden edinilen bilgiler ise Ankara'nın üstlenmesi beklenen askerî rol, karşılıklı savunma yükümlülükleri ve Suudi Arabistan'a olası personel gönderilmesine ilişkin dikkat çekici ayrıntılar içeriyor.
"ÖNCE TEKNİK PERSONEL, SONRA..."
Ajansa konuşan ismi açıklanmayan bir AKP milletvekili, anlaşmanın onaylanmasının ardından Suudi Arabistan'a askerî personel gönderilmesine izin verecek bir tezkerenin TBMM'ye sunulmasının planlandığını öne sürdü.
Reuters'ın 21 Ekim tarihli haberine göre AKP milletvekili, olası görevlendirmenin ilk aşamasında hava savunma sistemleri, elektronik harp teknolojileri ve diğer savunma kabiliyetleri alanlarında görev yapacak teknik personel ve uzmanların gönderilmesinin öngörüldüğünü söyledi.
Milletvekili, anlaşma kapsamında başka ülkelere gönderilebilecek Türk askerî personelinin saldırı operasyonlarına katılmayacağını ifade etti.
Bununla birlikte söz konusu açıklamalar, askerî personel gönderilmesine ilişkin kesinleşmiş bir karar veya tamamlanmış bir görevlendirme anlamına gelmiyor.
ANLAŞMANIN İLK İKİ MADDESİ
Reuters'ın 20 Ekim'de yayımladığı haberde, ajansın incelediği anlaşma metninin ilk iki maddesine ilişkin ayrıntılar da yer aldı.
Birinci maddeye göre taraflar, birbirlerinin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve uluslararası alanda tanınmış sınırlarına yönelik tehditlerin ortadan kaldırılması için gerekli araçları kullanmayı taahhüt ediyor.
İkinci madde ise taraflardan birinin başka bir devlet veya devletler grubu tarafından silahlı saldırıya ya da askerî saldırganlığa maruz kalması halinde diğer tarafların mevcut karşılıklı yardım imkânlarını kullanarak derhal destek sağlamasını öngörüyor.
NATO Antlaşması'nın 5. maddesiyle benzerlik taşıyan düzenleme, Birleşmiş Milletler Şartı'nın bireysel ve kolektif meşru müdafaa hakkını düzenleyen 51. maddesine atıfta bulunuyor.
Ancak anlaşmaya göre sağlanacak desteğin kapsamı ve niteliği, yardım ihtiyacının değerlendirilmesinin ardından taraflarca belirlenecek. Bu nedenle düzenleme, her saldırı durumunda belirli bir askerî kuvvetin otomatik olarak konuşlandırılmasını öngörmüyor.
İSTİHBARAT VE SİLAH SİSTEMLERİ
Reuters'a konuşan ve kimliği açıklanmayan bir Türk yetkili de Ankara'nın anlaşma kapsamındaki katkısının askerî teçhizat, istihbarat paylaşımı ve silah sistemleriyle sınırlı kalmasının beklendiğini belirtti.
Yetkili, açıklamasının yapıldığı tarihe kadar ittifak kapsamında başka türde bir askerî konuşlanma gerçekleştirilmediğini ifade etti.
Üç ülke, ekim ayında Riyad'da düzenlenen toplantıda Suudi Arabistan'a askerî kuvvet ve kabiliyetlerin hızlı biçimde konuşlandırılmasını sağlayacak düzenlemeler üzerinde de uzlaştı.
Bununla birlikte söz konusu uzlaşı, Türk askerî personelinin Suudi Arabistan'a fiilen gönderildiğini göstermiyor.
HENÜZ ONAY SÜRECİNDE
Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi, 21 Ekim'de TBMM Başkanlığına ulaştı.
TBMM'nin resmî kayıtlarına göre 2/3961 esas numaralı teklif, Dışişleri Komisyonu'na esas, Millî Savunma Komisyonu'na ise tali komisyon olarak havale edildi. Teklifin mevcut kayıtlı durumu 'komisyonda' olarak görünüyor.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 92. maddesi, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine ilişkin TBMM'nin yetkisini ve bu yetkinin istisnalarını düzenliyor.
Reuters'a konuşan AK Partili milletvekilinin açıklaması ise anlaşmanın onaylanmasından sonra askerî personel görevlendirmesi için ayrı bir tezkere sunulmasının planlandığını gösteriyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Mekke Anlaşması'nın saldırı amaçlı olmadığını belirterek Türkiye'nin başka bir ülkenin topraklarında saldırı düzenlemek amacıyla asker göndermeyeceğini ifade etmişti.
Üçlü anlaşma, karşılıklı savunma, istihbarat paylaşımı, lojistik destek, savunma sanayisi işbirliği ve terörizmle mücadele alanlarında ortak hareket edilmesini öngörüyor.