Türkiye sanayisi, üretim kapasitesini artırmanın ötesinde yüksek teknoloji geliştiren ve küresel tedarik zincirlerine ürün satan bir üretim gücü olma hedefiyle yeni bir rekabet dönemine giriyor. Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, sanayide sınıf atlamanın temelinin yatırım, verimlilik ve teknoloji olduğunu belirterek, Türkiye’nin özellikle yüksek teknolojili ürünlerde üretim ve ihracat kapasitesini artırması gerektiğini ifade etti.
ANKARA, TÜRKİYE ORTALAMASININ ÜZERİNDE
Ardıç, Türkiye’nin sanayide küresel üretim yarışındaki konumunun artık yalnızca üretim hacmiyle ölçülemeyeceğini belirtti. Teknoloji düzeyi ve katma değerin belirleyici hale geldiğini ifade eden Ardıç, 2026’nın ilk yedi ayında yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayisi ihracatındaki payının yüzde 3,7’de kalırken ithalattaki payının yüzde 12,1 olduğunu söyledi. Ankara’nın yüksek teknolojili ürün ihracatında yüzde 13’ü aşan payıyla Türkiye ortalamasının üzerine çıktığını aktaran Ardıç, “Yani yüksek teknolojiyi sattığımızdan çok daha yoğun biçimde satın alıyoruz” dedi. Ardıç, sanayinin hedefinin yalnızca daha fazla üretmek değil, daha yüksek teknoloji ve daha yüksek katma değer üretmek olması gerektiğini vurguladı.
NÜKLEER SANAYİ ŞİRKETLERİ BİR ÜST LİGE TAŞIYACAK
Türkiye’nin teknoloji üretme hedefinde nükleer enerjinin stratejik bir alan olduğunu belirten Ardıç, nükleer sektörün yalnızca elektrik üretimi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti. Nükleer tedarik zincirinin mühendislikten özel çeliğe, vana ve pompadan kaynak teknolojilerine, yazılımdan kalite sistemleri, test ve belgelendirmeye kadar geniş bir sanayi ekosistemi oluşturduğunu dile getiren Ardıç, “Nükleer tedarik zincirine dahil olmak, sanayimiz açısından bir üst lige çıkmaktır” dedi. ASO olarak 2017’de NÜKSAK’ı kurduklarını hatırlatan Ardıç, kümelenme üzerinden firmaların uluslararası kalite ve belgelendirme standartlarına ulaşmasını ve küresel tedarik zincirlerine erişmesini hedeflediklerini söyledi.