Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
12 Ekim 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

Şarkılarım direksiyon başında doğdu: Maher Zain Yeni Şafak'a konuştu

Şarkılarım direksiyon başında doğdu: Maher Zain Yeni Şafak'a konuştu

World Tour 2026” kapsamında İstanbul’a gelen Lübnan asıllı İsveçli müzisyen Maher Zain, 12 Eylül akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda kapalı gişe konser verdi. Türkçe öğrenmeye çalıştığını “Çok zor, saçlarım döküldü” sözleriyle esprili bir dille anlatan Zain, gecede “Insha Allah”, “Ya Nabi Salam Alayka”, “Free Palestine” ve “Qalbi Fil Madinah”ın da aralarında bulunduğu sevilen eserlerini seslendirdi. Sanatçının bağlama eşliğinde söylediği Çanakkale Türküsü’ne Harbiye’yi dolduran binlerce kişi hep bir ağızdan eşlik etti. İstanbul’un kendisi için özel bir şehir olduğunu söyleyen Zain, “İstanbul konseri kapsamında Hayat+’a verdiği özel röportajda” çocukluğunda dinlediği Türk müziğinden şarkılarının ortaya çıkış hikâyelerine, Türkçe eserleri nasıl çalıştığından gözlerden uzak yaşamına kadar merak edilenleri anlattı.

Çocukken İbrahim Tatlıses dinlerdim

Evet, elbette. Harbiye’yi daha önce birçok kez duymuştum. Aslında pek çok kişinin bilmediği bir şey var: Bu konser için uzun zamandır hazırlık yapıyoruz. Burası neredeyse her gün dolu olduğu için çok önceden rezervasyon yaptırmamız gerekiyordu. Sanırım yıllar öncesinden planlamıştık.

Ve sonunda buradayız. Gerçekten çok heyecanlıyım. İstanbul benim için çok özel bir şehir. Burada arkadaşlarım da var, ailemden insanlar da. Bu yüzden İstanbul’daki konserlerin benim için ayrı bir yeri, ayrı bir sevgisi var.

Galiba o şarkıyı söylememeliyim… Söylesem mi? Yok, yok, yok! Bence söylemeyeyim. Ama evet, Türk müziğini çok dinlerdim. Büyüdüğüm dönemde okulumda çok sayıda Türk arkadaşım vardı. Sürekli Türkçe şarkılar açarlardı. Özellikle İbrahim Tatlıses’i çok dinlerdik.

Şimdi İbrahim Tatlıses’in sesini ya da bir şarkısını duyduğumda bir anda yıllar öncesine dönüyorum. Yirmi yıl… Hatta neredeyse yirmi beş yıl öncesine. Sübhanallah.

İsveççe okuyup Türkçe söylüyorum

Bu kararı ekibimle birlikte aldık. Farklı dillerde şarkı söylemek insanlara ulaşmanın güzel ve aslında stratejik bir yoluydu. Ama mesele sadece daha fazla insana ulaşmak değil; onlarla bağ kurabilmekti.

Çünkü bazı insanlar İngilizce bilmiyor, bazıları Arapça bilmiyor ama Türkçe konuşuyor. İnsanlara kendi dillerinde seslendiğinizde onlarla çok daha farklı bir bağ kurabiliyorsunuz. Bu yüzden doğru bir karar verdiğimizi düşünüyorum.

Şarkıları nasıl çalıştığıma gelirsek… İsveççe bilmek bana bu konuda çok yardımcı oldu. İsveççede Å, Ä ve Ö gibi kendine özgü harfler ve sesler var. Türkçede de bunlara yakın sesler olduğu için bu benim için büyük bir avantaj oldu.

Türkçe şarkıları kaydederken bütün sözleri kendim için İsveççe okunuşlarıyla yazıyordum. Yani Türkçe söylerken önümdeki sözler, nasıl telaffuz etmem gerektiğini anlayabileceğim biçimde İsveççe harflerle yazılmış oluyordu. Bu yöntem bana çok yardımcı oldu.

Popüler şarkılarımı tır şoförlüğü yaparken yazdım

Elbette. Mesela “Qalbi Fi Al Madinah” böyle ortaya çıktı. Stüdyodaydık ve aslında o gün bu şarkıyı yapmak gibi bir planımız yoktu. Başka bir şey üzerinde çalışıyorduk.

Sonra Harris’le konuşurken daha önce bana gönderdiği bir fikir aklıma geldi. “O fikri bir açalım” dedim ve şarkı oradan gelişti. Bazen böyle oluyor. Bazen de hiçbir şey yokken sıfırdan bir melodi ya da şarkı ortaya çıkarıyoruz.

Bir de yıllar önce kamyon şoförlüğü yaptığım bir dönem vardı. Günde yaklaşık sekiz saat tek başıma araç kullanıyordum. 2004-2005 yıllarından bahsediyorum. “Insha Allah”, “Open Your Eyes”, “Raditu Billahi Rabba” gibi birçok şarkının fikri o yolculuklarda ortaya çıktı. Arabada tek başıma giderken melodiler geliyordu.

Hatta “Free Palestine” da öyle doğdu. Daha dün bunu yeniden hatırladım. O dönem arabada kaydettiğim eski bir ses kaydı hâlâ duruyor. Benim için ilham her yerde olabilir. Bir insan, bir yer, bir an… Her şey ve herkes bir şarkıya ilham verebilir.

Mühendislik eğitimi almış

Umarım dönmek zorunda kalmam. Şimdiye kadar elhamdülillah çok güzel bir yolculuk nasip oldu. Yaptığım işi seviyorum. Üstelik bu iş sadece sevdiğim bir şeyi yapmakla sınırlı değil; bir anlamı var ve insanların hayatında bir karşılık bulabiliyor.

Bunun için şükrediyorum. İnşallah Allah da yaptıklarımızı kabul eder ve bu çalışmaların ahirette de bir karşılığı olur. Temennim bu.

Beni yakından tanıyan herkes bilir; aslında son derece normal bir insanım. Gerçekten çok sıradan bir hayatım var. Çok fazla dışarı çıkan, sürekli bir yerlere giden biri değilim. Sakin bir hayatı seviyorum. Denizi seviyorum, doğayı seviyorum. Kalabalıkların içinde çok fazla göremezsiniz beni.

Zaten sosyal medyada yaratıcı olmakta zorlanmamın sebeplerinden biri de bu. Ne paylaşacağımı bilmiyorum çünkü gün içinde paylaşacak kadar çok şey yapmıyorum. Ailemle ve çok iyi tanıdığım birkaç yakın arkadaşımla sakin, huzurlu bir hayat yaşamayı seviyorum. Gerçekten çok sade bir insanım.

Haber Orijinal Kaynağı