Şirketlerin teknoloji yatırımlarında giderek büyüyen bir maliyet kalemi ortaya çıktı. Yazılım şirketlerinin belirlediği güncelleme takvimleri, lisans değişiklikleri ve eski sistemlere verilen desteğin sona ermesi, işletmeleri kendi tercihleri dışında harcama yapmaya yöneltiyor. ABD ve İngiltere'de gerçekleştirilen yeni bir araştırma, bu harcamaların milyonlarca dolara ulaştığını ve şirketlerin yeni teknolojilere ayırabileceği kaynakları azalttığını gösterdi.
20 Ekim'de açıklanan araştırmaya göre büyük işletmeler, yazılım bütçelerinin önemli bir bölümünü mevcut sistemlerini çalışır durumda tutabilmek için kullanıyor. Daha da dikkat çekici olan, teknoloji yöneticilerinin büyük çoğunluğunun fayda sağlamayacağını düşündüğü değişikliklere de ödeme yapmak zorunda kaldığını belirtmesi. Bu tablo, yazılımı satın alan şirketlerin kullandıkları teknoloji üzerinde ne ölçüde söz sahibi olabildiği sorusunu gündeme getiriyor.
Yazılım bütçesinin yüzde 28'i şirketlerin tercihine bağlı değil
Yazılım bakım ve destek hizmetleri sunan Origina'nın Thinkers50 iş birliğiyle hazırladığı araştırma, ABD ve İngiltere'deki büyük şirketlerde görev yapan 2 bin 18 üst düzey teknoloji yöneticisi ve karar vericisinin yanıtlarına dayanıyor. Censuswide tarafından gerçekleştirilen çalışmada, işletmelerin yazılım harcamaları ve teknoloji sağlayıcılarıyla ilişkileri incelendi. Sonuçlar, satın alma kararından sonra ortaya çıkan maliyetlerin şirket bütçeleri üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu gösterdi.
Araştırmaya göre işletmeler, yazılım bütçelerinin ortalama yüzde 28'ini kendilerinin özellikle talep etmediği güncellemelere, farklı sistemlere geçiş işlemlerine ve lisans değişikliklerine ayırıyor. Başka bir ifadeyle yazılıma harcanan her 100 doların yaklaşık 28 doları, doğrudan işletmenin geliştirmek istediği projeler yerine teknoloji sağlayıcılarının yönlendirdiği değişikliklere gidiyor. Bu oran toplam şirket harcamalarının veya bütün bilgi teknolojileri bütçesinin değil, yalnızca yazılım bütçesinin payını gösteriyor.
Araştırmada bu harcamalar, işletmelerin katlanmak zorunda kaldığı ek bir yazılım maliyeti olarak değerlendiriliyor. Şirketler, kullandıkları sistemlerden memnun olsalar bile yazılım sağlayıcısının desteği sona erdirmesi veya yeni bir sürüme geçişi ticari koşul haline getirmesi nedeniyle harcama yapabiliyor. Böylece teknolojinin yenilenmesi her zaman işletmenin kendi büyüme ihtiyaçlarından kaynaklanmıyor.
Yüzde 95'i olumsuz sonuç beklediği halde ödeme yaptı
Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, teknoloji yöneticilerinin güncellemelerden bekledikleri sonuçlarla ilgili oldu. Katılımcıların yüzde 95'i, şirketlerinin sonuçları kötüleştirebileceğini düşündükleri ve yazılım sağlayıcısı tarafından yönlendirilen en az bir değişiklik için ödeme yaptığını belirtti. Bu sonuç, her güncellemenin gerçekten zarara neden olduğunu değil, yöneticilerin harcama kararı sırasında olumsuz sonuç beklediklerini gösteriyor.
Peki şirketler, kendilerine fayda sağlamayacağını düşündükleri bir değişikliği neden kabul ediyor? Araştırmada katılımcıların yüzde 80'i, büyük bir yazılım sağlayıcısıyla çalışmayı bırakmanın şirket faaliyetlerini ciddi ölçüde aksatacağını söyledi. Mevcut sistemlerin başka yazılımlara bağlı olması, veri taşıma işlemleri ve çalışanların yeniden eğitilmesi gibi ihtiyaçlar, sağlayıcı değiştirmeyi zorlaştırabiliyor.
Katılımcıların yüzde 78'i, kullandıkları temel kurumsal yazılımlarda değişikliklerin zamanını ve koşullarını büyük ölçüde hizmet sağlayıcısının belirlediği görüşünde. Yüzde 76'sı ise yazılım sağlayıcılarıyla yapılan ticari görüşmelerde kendi şirketlerinin pazarlık gücünün sınırlı olduğunu belirtti. Böylece işletmeler, başlangıçta özgürce seçtikleri bir teknolojiyi kullanmaya devam ederken ilerleyen yıllarda aynı ölçüde karar verme esnekliğine sahip olmayabiliyor.
Çalışan cihazlar da erkenden değiştiriliyor
Yazılım değişikliklerinin maliyeti yalnızca yeni lisans satın almakla sınırlı kalmıyor. Bir programın eski sürümüne verilen teknik desteğin sona ermesi, o programla çalışan sunucuların veya diğer bilgi işlem ekipmanlarının değiştirilmesini de gerektirebiliyor. Bu durum, ekonomik ömrünü henüz tamamlamamış donanımlar için yeni yatırım yapılması anlamına geliyor.
Araştırmaya katılan yöneticilerin yüzde 91'i, son üç yıl içerisinde yazılım sağlayıcılarının destek süreleri nedeniyle hâlâ çalışır durumdaki donanımlarını kullanım dışına çıkardıklarını bildirdi. Değiştirilen ekipmanların ortalama 1,65 yıllık kullanılabilir ömrünün kaldığı belirtildi. Böylece yazılımın destek takvimindeki bir değişiklik, fiziksel cihazların da planlanandan önce yenilenmesine yol açtı.
Bu sonuç özellikle büyük veri merkezleri, finans kuruluşları ve karmaşık bilgi işlem altyapısına sahip işletmeler açısından önem taşıyor. Yeni donanım alımı, cihaz bedelinin yanında kurulum, sistemlerin taşınması ve mevcut uygulamalarla uyumluluk testleri gibi ek maliyetler oluşturabiliyor. Henüz kullanılabilir durumdaki ekipmanların erken devreden çıkarılması, elektronik atık ve kaynak tüketimi açısından da ayrı bir sorun yaratıyor.
Yapay zekâ projelerine ayrılan kaynak azalıyor
Şirketlerin yazılım sağlayıcılarına bağımlılığı, yeni teknolojilere yönelik yatırım planlarını da etkiliyor. Araştırmada katılımcıların yüzde 84'ü, deneyimli mühendislerin sıklıkla yazılım sağlayıcılarının yönlendirdiği değişikliklerle uğraştığını belirtti. Bu durum, teknik ekiplerin yeni ürünler geliştirmek veya işletmenin kendi ihtiyaçlarına yönelik projeler üzerinde çalışmak için daha az zaman ayırmasına neden olabiliyor.
Etkinin önemli olduğu alanlardan biri de yapay zekâ yatırımları. Araştırmada yöneticilere son kez yavaşlatılan, ertelenen veya iptal edilen yapay zekâ ya da veri projesi soruldu. Katılımcıların yüzde 34'ü yazılım sağlayıcılarından kaynaklanan maliyetlerin bu kararda büyük etkisi olduğunu, yüzde 56'sı ise orta düzeyde etkili olduğunu söyledi.
Bu sonuçlar, yapay zekâ yatırımlarındaki her gecikmenin yazılım güncellemelerinden kaynaklandığını göstermiyor. Ancak şirketlerin sınırlı teknoloji bütçelerini mevcut sistemlerin devamlılığı ile yeni projeler arasında paylaştırmak zorunda kaldığını ortaya koyuyor. Kurumsal yazılımlara ayrılan kaynakların artması, özellikle yeni veri altyapısı ve yapay zekâ uygulamaları için finansman bulmayı zorlaştırabiliyor.
Tek değişikliğin yıllık maliyeti 12,87 milyon dolar
Araştırma, şirketlerin bu süreçte karşılaştığı parasal yükü de hesapladı. Katılımcıların bildirdiği en son yazılım sağlayıcısı kaynaklı değişikliğin yıllık ortalama maliyeti 12,87 milyon dolar oldu. Yaklaşık 13 milyon dolara ulaşan bu tutar, büyük işletmelerde tek bir teknoloji değişikliğinin ne kadar geniş kapsamlı harcamalar oluşturabildiğini gösteriyor.
Ancak söz konusu rakam, araştırmaya katılan bütün şirketlerin her yıl aynı tutarda kayıp yaşadığı anlamına gelmiyor. Bu değer, yöneticilerin bildirdikleri son büyük değişikliğe ilişkin ortalama yıllık maliyeti ifade ediyor. Ayrıca yazılım güncellemelerinin tamamı gereksiz değil; güvenlik açıklarının kapatılması, yasal yükümlülüklerin karşılanması ve yeni işlevlerin kullanılabilmesi için bazı değişiklikler zorunlu olabiliyor.
Origina Üst Yöneticisi Tomás O'Leary, kritik sistemlerde teknik desteği kaybetme ihtimaliyle karşılaşan şirketlerin istemedikleri güncellemeleri kabul etmesinin anlaşılabilir bir karar olduğunu belirtti. O'Leary'ye göre asıl sorun, şirketlerin bu tercihi yaparken karşılarında sınırlı sayıda uygulanabilir seçenek bulunması. Araştırmanın sonuçları da yazılım tedarikçisini seçme aşamasında sözleşme koşullarının, uzun vadeli destek süresinin ve başka bir sisteme geçiş maliyetinin önemini ortaya koyuyor.
Türkiye'deki büyük işletmeler açısından da benzer riskler söz konusu olabilir. Bankacılıktan üretime, perakendeden lojistiğe kadar birçok sektörde kullanılan kurumsal yazılımlar, işletmelerin günlük faaliyetlerine doğrudan bağlı bulunuyor. Ancak araştırma yalnızca ABD ve İngiltere'deki yöneticilerin yanıtlarını kapsadığı için aynı oranların Türkiye'deki şirketler için de geçerli olduğu söylenemiyor.
Çalışma, kurumsal yazılım bakım ve destek hizmeti satan bir şirketin desteğiyle hazırlandığından sonuçların bu ticari bağlamla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Bununla birlikte veriler, teknoloji bütçelerinde yalnızca yeni yazılımın satın alma fiyatının değil, yıllar boyunca oluşabilecek güncelleme ve sistem değiştirme maliyetlerinin de önem taşıdığını gösteriyor. Şirketlerin önündeki temel sorun, mevcut sistemlerin güvenliğini korurken yeni yatırımlar için yeterli kaynak ayırabilmek olacak.