Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde düzenlenen Tezhip atölyesinde gençler, geleneksel Türk süsleme sanatının inceliklerini uygulamalı olarak öğrenme fırsatı buldu. Türk Altın’ın kurumsal sosyal sorumluluk desteğiyle Tophane Kasrı’nda gerçekleştirilen atölyede, katılımcılara tezhip sanatının yanı sıra altın ezme tekniği de uygulamalı olarak gösterildi.
Prof. Dr. Münevver Uçar ve Öğretim Üyesi Dr. Atilla Yusuf Turgut’un rehberliğinde gerçekleştirilen çalışmada gençler, geleneksel motifleri uygularken tezhipte kullanılan altının hazırlanış sürecini de deneyimledi.
GENÇLERİN BU SANATI GÖRMESİ GEREKİR
Tezhip sanatının köklerinin Orta Asya’daki Uygur Türklerine kadar uzandığını belirten Prof. Dr. Münevver Uçar, altın ve boyaların birlikte kullanıldığı geleneksel bir süsleme sanatı olduğunu söyledi. Uçar, doğadan alınan bitki ve hayvan motiflerinin 8. ve 9. yüzyıllardan itibaren stilize edilerek tezhip sanatında kullanıldığını ifade etti.
Tezhibin öğrenilmesi ve uygulanmasının sabır gerektirdiğini belirten Uçar, gençleri bu sanatla tanışmaya davet ederek, “Tezhip zor bir sanat. Yapımı da öğrenmesi de zor. Öte yandan saatlerce başında kalsanız bile yorulmazsınız; o kadar zevkli bir sanat” dedi.
Geleneksel sanatların daha geniş kitlelere ulaştırılmasında üniversitelerin yanı sıra özel sektörün desteğinin de önemli olduğunu vurgulayan Uçar, yetenekli ancak çeşitli nedenlerle üniversitelerde eğitim alma imkânı bulamayan gençlere ulaşılması gerektiğini söyledi. Uçar, “Görmediğiniz bir şeye ilgi duyamazsınız” diyerek atölyelerin gençlerin geleneksel sanatlarla tanışmasındaki rolüne dikkat çekti.
MALZEMEYİ TANIMAK ÖNEMLİ
Atölyede altın ezme uygulamasını gerçekleştiren Dr. Atilla Yusuf Turgut ise altının tezhip sanatındaki temel malzemelerden biri olduğunu belirtti. Günümüzde hazır altın kullanılabilse de öğrencilerin altını kendilerinin hazırlamasının sanatın malzemesini tanımaları açısından önemli olduğunu ifade etti.
Turgut, iyi bir müzehhibin yalnızca desen ve uygulama yapmasının yeterli olmadığını, kâğıt ve murakka hazırlamadan kâğıdı renklendirmeye, altın ezmeden kullanılan diğer malzemelerin hazırlanmasına kadar üretim sürecinin bütününe hâkim olması gerektiğini söyledi.
Atölyede ezilen altının yaklaşık bir gün bekletildikten sonra süzülerek kullanılabilir hâle getirildiğini aktaran Turgut, bu tür çalışmaların geleneksel sanatların sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu kaydetti.