AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, Habertürk'te Faruk Aksoy'un canlı yayınında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin dış politikada ittifaklarını çeşitlendirdiğini belirten Yalçın, Bedir ve Mekke mutabakatları üzerinden yeni işbirliği modellerini anlattı. Türkiye'nin farklı aktörlerle kurduğu ilişkiler sayesinde uluslararası ittifaklar ağının merkezinde konumlandığını ifade eden Yalçın, muhalefetin dış politika yaklaşımını da eleştirdi.
"TÜRKİYE BÜTÜN İTTİFAK AĞLARININ MERKEZİNDE"
Türkiye'nin dış politikada ittifaklarını mümkün olduğunca çeşitlendirdiğini belirten Yalçın, Bedir Mutabakatı'nın daha çok savunma sanayisini, Mekke Mutabakatı'nın ise savunma işbirliğini öngördüğünü söyledi.
Kanada Başbakanı'nın Türkiye'ye gelerek anlaşma imzaladığını hatırlatan Yalçın, Avrupalıların da aynı dönemde Kanada'ya Avrupa Birliği üyeliği olmaksızın özel ilişkili ortaklık statüsü teklif ettiğini dile getirdi.
Avrupa Birliği'nin kendisini hala uluslararası ilişkilerin merkezi olarak görmesini eleştiren Yalçın, devletler arasındaki işbirliğinin karşılıklı güven üzerine kurulması gerektiğini vurguladı.
Yalçın, "Türkiye adeta bütün örümcek ağlarının merkezinde kendini konumlandırıyor. Mekke İttifakı'nda ondan farklı iki aktör, Bedir'de ondan farklı bir aktör var" ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin farklı ittifakların merkezinde yer alarak çok yönlü bir dış politika izlediğini belirten Yalçın, bu stratejinin uluslararası ilişkilerde yeni işbirliği imkanları oluşturduğunu anlattı.
"MUHALEFETTEN BU PERSPEKTİFİ ANLAMALARINI BEKLEMİYORUM"
Türkiye'nin oluşturduğu ittifaklar ağının muhalefet tarafından doğru değerlendirilemeyeceğini savunan Yalçın, muhalefetin meseleyi asker gönderme tartışmasına indirgeyeceğini söyledi.
Yalçın, "Türkiye'nin böylesi ittifaklar ağı kurup onun merkezine kendini konumlandırıp bunun üzerinden dış politika perspektifini anlamalarını muhalefetten beklemiyorum. 'Türkiye asker mi gönderecek?' sığlığına dayanacaklarını tahmin ediyorum" dedi.
NATO'nun işleyişi üzerinden örnek veren Yalçın, Rusya'nın Baltık ülkelerinden birine saldırması ihtimalini değerlendirerek şu ifadeleri kullandı:
"NATO yarın öbür gün, ummayalım, inşallah olmaz da, Rusya Baltık ülkelerinden herhangi birine saldırsa bu otomatik olarak Türkiye'nin savaşa gireceği anlamına mı geliyor? Ama NATO'nun da savaşa gireceği anlamına geliyor. NATO bir caydırıcılık, güvence sağlıyor mu? Sağlıyor."
Yalçın, olası gelişmelerin sonuçlarını bugünden kesin biçimde değerlendirmeye çalışmanın doğru bir yaklaşım olmadığını belirterek ittifakların güvence ve caydırıcılık boyutuna dikkati çekti.
"TOP ARTIK ÖRGÜTÜN KUCAĞINDA"
Terör örgütünün silah bırakma sürecine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Yalçın, TBMM'de çerçeve yasanın 467 oyla kabul edildiğini belirterek bunun Cumhuriyet tarihinin en yüksek desteklerinden biri olduğunu söyledi.
Konunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın uzun yıllardır gündeminde bulunduğunu ifade eden Yalçın, sürecin bir inisiyatif olarak ortaya konulduğunu ve Meclis tarafından büyük çoğunlukla desteklendiğini dile getirdi.
Yalçın, "Meclisimiz elinden gelen imkanlarla çerçeve yasayı onaylayarak topu örgütün kucağına atmıştır. Örgüt kendini feshedip silahları bıraktığında çerçeve yasa devreye girer" dedi.
Silah bırakma sürecinin tamamlanmasının öncelikli koşul olduğunu vurgulayan Yalçın, izlenmesi gereken aşamaları şöyle anlattı:
"Önce silahı bıraktığınız netleşsin, MGK örgütün silah bıraktığı onayını versin, altı ay sonra çerçeve devreye girsin, ondan sonra hukuki ve demokratik olarak konuşalım."
Sürecin dikkatle ve hassasiyetle yürütülmesi gerektiğini belirten Yalçın, kendilerinin de bir an önce tamamlanmasını istediklerini söyledi. Yalçın, öncelikli meselenin örgütün silahlarını bırakması olduğunu yineledi.
"İSRAİL'İN YAYILMACI POLİTİKASI NETANYAHU İLE SINIRLI DEĞİL"
İsrail'in Orta Doğu'daki politikalarına da değinen Yalçın, bölgedeki sorunların yalnızca Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yönetimiyle sınırlı olmadığını savundu.
İsrail'de başbakanların ve cumhurbaşkanlarının değişmesine rağmen bölgesel politikaların sürdüğünü ifade eden Yalçın, "İsrail'in yayılmacı politikası Netanyahu ile sınırlı değil. Tarih boyunca başbakanlar gelir gider, cumhurbaşkanları değişir. Daha insani pozisyona geçiyormuş gibi yapar, iki adım ileri bir adım geri politikasını yürütür" dedi.
İsrail'in bölgedeki gerilimi artıran bir aktör olduğunu belirten Yalçın, "İsrail bu coğrafyaya baştan başa ateş sıçratmaya çalışan aktör. Netanyahu'nun dışında da İsrail, Orta Doğu'da her zaman sorun olmaya devam edecek" ifadelerini kullandı.
Netanyahu'nun politikalarına sert eleştiriler yönelten Yalçın, "Netanyahu soykırım meselesinde hiç kimseyi aratmayacak şekilde zirve yaptı" diye konuştu.
"SEÇİMDEN SONRA DAHA SALDIRGAN OLABİLİRLER"
İsrail'deki seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yalçın, Netanyahu'nun seçimleri kazanıp kazanamayacağı konusunda kesin bir öngörüde bulunmadıklarını söyledi.
Yalçın, "Seçimi alıp alamayacağını şu an tahmin etmiyoruz. Seçimi alabilir de. Orta Doğu'daki devlet terörünün Netanyahu ile sınırlı olmadığını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.
İsrail'in seçimlerin ardından bölgedeki politikalarını daha da sertleştirebileceğini savunan Yalçın, "Seçim geçtikten sonra daha da saldırgan pozisyona gireceklerini öngörüyoruz" dedi.
ABD'deki seçimlerin olası sonuçlarına da değinen Yalçın, ABD Başkanı Donald Trump'ın seçimleri kaybetmesi durumunda daha gerilimli bir siyaset izleyebileceğini ifade etti.