Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
8 Ekim 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

Türkiye'de hayata tutunan Gazzeli Gaziler ve aileler Yeni Şafak'a konuştu: Ailemden 50 kişiyi şehit verdim

Türkiye'de hayata tutunan Gazzeli Gaziler ve aileler Yeni Şafak'a konuştu: Ailemden 50 kişiyi şehit verdim

7 Ekim’den bu yana İsrail soykırımında çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 74 binden fazla sivilin katledildiği, 175 bini aşkın insanın yaralandığı Gazze’de yıkımı bedenlerinde taşıyan aileler Yeni Şafak’a konuştu. Protez organlarla, vatanından uzakta hayata tutunmaya çalışan gaziler, öğretmenler ve anneler; otel odalarında geçen zorlu süreçleri, kaybettikleri canları ve bölünmüş ailelerin feryadını anlattı:

Direniş gazisi Muhammed el-Hatip: "Hiçbir ülke Türkiye'nin desteğini sunmadı"

Tüm omurga ve bacaklarında platinlerle yaşamak zorunda kalan 36 yaşındaki savaş gazisi Muhammed el-Hatip, Mayıs 2025’te eşi ve iki küçük çocuğuyla Türkiye’ye getirildi. Uzun süre hastane ve otel odalarında mahremiyet ve istikrar mücadelesi verdikten sonra Etimesgut’a yerleşen Hatip, Türk halkının ve devletinin kucaklayıcı tavrına dikkat çekiyor:

Gazzeli öğretmen Hind Al Asgari: "28 Yakınımı kaybettim, eşim tekerlekli sandalyeye mahkum"

Ailesinin yarısının Gazze'de çadırlarda yaşam mücadelesi verdiğini söyleyen acılı anne şu çağrıda bulunuyor:

"Babamı, amcalarımı, kuzenlerimi; toplam 28 yakınımı kaybettik. Oğlum futbol oynarken yaralandı, eşim tekerlekli sandalyeye mahkûm ve boynunda platinle çadırda yaşıyor. Biz hayatı ikiye bölünmüş şekilde yaşıyoruz; yarımız Türkiye'de, yarımız Gazze'de... Sayın Cumhurbaşkanımızdan ve Türk halkından tek bir istirhamımız var: Eşlerimiz ve çocuklarımızla yeniden bir araya gelebilmemiz için sesimizi duysunlar."

Samah Awaja: "Yeğenim katliamdan tek sağ kurtulan kişi oldu"

Sosyal İşler Bakanlığı’nda Müsteşar Büro Müdürü olarak görev yaparken, evlerinin bombalanması sonucu tüm ailesini kaybeden ve ailesinden tek hayatta olan yeğeni Mustafa'ya refakat etmek için Türkiye'ye gelen Samah Awaja, yaşadıkları ağır travmayı aktardı.

Yeğeninin omurga kırığı ve ağır yanıklarla enkazdan tek sağ çıkan kişi olduğunu belirten Awaja, Türkiye'deki misafirperverlikten güç aldıklarını fakat Gazze'deki çadır şartlarının eşinin hastalığını ağırlaştırdığını dile getirdi:

"Gazze’deki ailelerimiz çadırlarda insanlık dışı koşullarda. 58 yaşındaki eşim ağır bir cilt hastalığıyla çadır kirliliği içinde mücadele ediyor. Türk Devleti’nin ve halkının misafirperverliği bize geniş bir aile gibi kucak açtı. Tek dileğimiz, çadırlardaki ailelerimizin tahliye edilip yanımıza getirilmesidir."

Gazzeli öğretmen Sondos Zakout: "Ailemi ve ayağımı kaybettim ama umudumu asla"

İsrail’in sığındıkları evi vurması sonucu tüm ailesini ve sağ ayağını kaybeden, sol gözünde görme kaybı oluşan 30 yaşındaki İngilizce öğretmeni Sondos Zakout, Bilkent Şehir Hastanesi ve İstanbul’daki protez tedavi süreçlerinin ardından Ankara’da yeniden hayata tutunmaya çalışıyor.

Protez ayağıyla yürümeyi öğrenen Zakout'un hikayesi, Gazze halkının bükülmez iradesini gözler önüne seriyor:

"Tüm ailemi kaybettim, sağ ayağımı kaybettim, sol gözümü kaybettim... Dışarı çıktığımda yüzümdeki yaralardan utanıp odamdan günlerce çıkmadığım oldu. Ama pes etmek istemiyorum. Yeniden yürümek, mesleğime dönmek ve kendi ayaklarımın üzerinde durmak istiyorum. Bize yalnız olmadığımızı hissettiren Türk halkına ve devlet yetkililerine minnettarım. Gazze benim için sadece bir haber değil; çocukluğum, evim ve kaybettiğim ailem demek."

Lama el-Hac: "Ailemden 50 kişiyi şehit verdim"

Evlerinin bombalanması sonucu yaralanan ve tedavi için Ankara'ya getirilen 20'li yaşlarındaki Lama el-Hac, soykırımın yıkımını en ağır şekilde yaşayanlardan biri. Ankara Üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimine başlayan ve ailesinden yaklaşık 50 kişiyi şehit veren el-Hac, yaşadıkları tarifsiz kayıpları şu sözlerle aktardı:

"Gazze’de evimiz bombalandı. Ailemden birinci derece neredeyse hiç akrabam kalmadı, yaklaşık 50 yakınımızı şehit verdik. Yeğenim Aya, kafatası kırığı ve beyin kanaması geçirdiği için konuşamıyor, yürüyemiyor. Nişanlım hâlâ Gazze'de ve kayınvalidemin iki bacağı da ampute edildi. Bize burada kiralık evler sağlandı, vatandaşlık ve insani imkânlar sunuldu. Türkiye'de Filistinli olduğumu söylemekten asla korkmuyorum; aksine insanlar o gururu bana sonuna kadar hissettiriyor."

Huda en-Najjar: "Gazze'de ailemden geriye hiç kimse kalmadı"

20 yıllık Arapça öğretmeni Huda en-Najjar, kanser hastası eşinin kemoterapi ve hastane tedavileri için 5 çocuğuyla birlikte Türkiye'ye sığındı. Aylarca otel odalarında yaşadıktan sonra kiralık bir eve geçen Najjar, ailesinin tamamen yok olduğunu dile getirdi:

"Ailemin bir kısmı şehit oldu, bir kısmı başka ülkelere dağıldı, bazıları ise hâlen yaralı. Gazze'de ailemden geriye tek bir kişi bile kalmadı. Türkiye'de gördüğümüz bu ilgi ve cömertlikle gurur duyuyoruz. Artık Gazze meselesi sadece bir haber değil; vicdan sahibi tüm insanların ve bütün dünyanın ortak davasıdır."

İslam Gurab: "Annem, babam ve kardeşim şehit oldu"

Henüz 20 yaşında olan İslam Ğurab, Gazze'deki ağır bombardıman sonucu annesini, babasını ve bir kardeşini kaybetti. Yaralanması nedeniyle ağabeyiyle birlikte Türkiye'ye getirilen ve bir yıllık otel konaklamasının ardından Ankara'da kiralık eve yerleşen genç gazi, zihinsel bölünmüşlüğünü şu sözlerle ifade etti:

"Annemi, babamı ve kardeşimi bombardımanda şehit verdim. Türkiye'de tedavi oluyoruz ama bu süreç bizim için zihinsel bir bölünme demek: Bedenimiz burada ama aklımız, kalbimiz ve ruhumuz Gazze’de. Birkaç saniyelik bir ses mesajı duyabilmek için günlerce telefon başında bekliyoruz. Türk halkı ve yetkililer bize bir yabancı gibi değil, ortak bir acının paydaşı gibi yaklaştı. Ancak dünyadaki halkların çığlığına rağmen uluslararası hükümetlerin bu soykırımı durduramaması büyük bir öfke yaratıyor."

Soykırım gölgesi olmadan özgürce yaşamak

Türkiye’de sağlanan insani ve toplumsal destek Gazze’den gelen yaralı aileler için adeta bir can suyu olsa da, Gazze'deki insanlık dramı her geçen saniye ağırlaşarak sürüyor. Çadırlarda yaşam mücadelesi veren siviller için yaklaşan kış şartları, açlık ve hastalıklar her gün yeni bir tehdit oluşturmaya devam ediyor. Bedenleri Türkiye’de tedavi görseler de ruhları hala bombaların hedefindeki aileleri ve sevgiklerinden olan olan Gazzeliler için İsrail'in uyguladığı soykırım bitmiş değil. Dünyanın sağır edici sessizliği karşısında Gazzelilerin tek feryadı ise net: Akan kanın durması, parçalanan ailelerin birleşmesi, adaletin tecelli etmesi ve özgürlüğüne kavuşmuş Gazze topraklarında soykırım gölgesi olmadan özgürce yaşamak.

Gazze'de tıbbi hizmet durdu

Abluka altındaki Gazze Şeridi'nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı'nda bulunan El-Avde Hastanesi, jeneratörleri çalıştırmak için gereken yakıtın tükenmesi ve yedek parçanın bulunmaması nedeniyle tıbbi hizmetlerini durdurduğunu açıkladı.

Sınır kapılarının kapalı olması nedeniyle bölgeye yeterli yakıt girişinin sağlanamaması ve yedek parçaların girişine izin verilmemesi hastanede tedavi gören onlarca hasta ve yaralının sağlık hizmetlerine erişimini ciddi şekilde tehdit ediyor.

Haber Orijinal Kaynağı