İnsan zihni süreçleri yönetirken esnekliği sevemez; kurallar koyar ve o kurallara %100 uyulmasını bekler. Diyette yenilen tek bir yasak yiyecek, zihindeki "kusursuzluk" şemasını anında kırar. Siyah-beyaz düşünen beyin için artık ortada iki seçenek kalmıştır: Ya tamamen kusursuz olmak ya da tamamen başarısız olmak.
Küçük bir hatayı "tüm çabanın yok olması" olarak etiketleyen kişi, suçluluk psikolojisiyle havlu atar. Oysa gerçek hayatta başarı, çizgisel bir kusursuzluk değil; yapılan hataların ardından hemen kaldığı yerden devam edebilme esnekliğidir. Bu zihinsel tuzağın farkına varmak, hayatın hiçbir alanında "kusursuzluk" baskısına boyun eğmemek için atılacak en kritik adımdır.