Küresel ekonomik krizlerde yatırımcıların güvenli limanı olarak görülen ABD doları, bu kez yapay zekâ sektöründeki gelişmeler nedeniyle risk altında olabilir.
Reuters'ın analizine göre, son yıllarda ABD'li teknoloji şirketlerine akan milyarlarca dolarlık yabancı sermaye, doların değer kazanmasına önemli katkı sağladı. Ancak yapay zekâ yatırımlarının beklenen kazancı sağlayamaması halinde bu paranın hızla ülkeden çıkabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, böyle bir senaryoda doların geçmiş krizlerde olduğu gibi güçlenmek yerine değer kaybedebileceği uyarısında bulunuyor.
YAPAY ZEKÂ NASIL ETKİLİYOR?
Yapay zekâ sektöründeki büyüme beklentileri, dünyanın dört bir yanından yatırımcıları ABD piyasalarına çekiyor.
Başta büyük teknoloji şirketleri olmak üzere veri merkezleri, enerji altyapısı ve şirket tahvillerine yoğun sermaye girişi yaşanıyor.
Bu yatırımlar, Amerikan ekonomisinin güçlü büyümeye devam edeceği beklentisini artırırken doları da destekliyor.
Ancak önemli bir sorun bulunuyor: ABD'ye gelen yabancı sermayenin büyük bölümü, uzun vadeli yatırımlardan ziyade hisse senetleri ve tahvillere yöneliyor.
Bu tür yatırımlar, piyasalardaki beklentiler değiştiğinde hızla başka ülkelere kayabiliyor.
Wells Fargo'nun küresel döviz stratejileri başkanı Erik Nelson, bu hareketli sermayeyi gelişmekte olan ülkelerde görülen sıcak para akımlarına benzetiyor.
DOLAR YERİNE YEN VE FRANK
Doların güvenli liman özelliğinin zayıflayabileceğine ilişkin ilk işaretler geçen hafta ortaya çıktı.
Yapay zekâ şirketlerinin yüksek piyasa değerleri sorgulanmaya başladığında yatırımcılar, dolar yerine Japon yeni ve İsviçre frangına yöneldi.
Nomura'nın döviz stratejileri başkanı Dominic Bunning, yapay zekâ yatırımlarında yaşanabilecek büyük bir çözülmenin dolar açısından geçmiş krizlerden farklı sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
Bunning'e göre böyle bir durumda doların eskisi gibi güçlenip güçlenmeyeceği artık kesin değil.
DOLAR ÜZERİNDEKİ ÜÇ BÜYÜK RİSK
Reuters'ın analizine göre yapay zekâ sektöründe yaşanabilecek ciddi bir gerileme, doları üç farklı yönden etkileyebilir.
Birinci risk, faizlerin düşmesi. Yapay zekâ yatırımlarının azalması ABD ekonomisini yavaşlatabilir. Bu durumda ABD Merkez Bankası (Fed) faiz indirimlerine gidebilir. Daha düşük faizler, doların yatırımcılar açısından cazibesini azaltabilir.
İkinci risk, büyümenin zayıflaması. Teknoloji yatırımlarındaki gerileme, Amerikan ekonomisinin diğer ülkelerden daha güçlü büyüyeceği beklentisini sarsabilir.
Üçüncü risk ise yabancı sermayenin çıkışı. Yatırımcıların Amerikan hisse senetlerini ve şirket tahvillerini satması, dolar üzerinde ek baskı oluşturabilir.
Bu üç gelişmenin aynı anda yaşanması, ABD ekonomisindeki sorunların küresel piyasalara yayılmasına neden olabilir.
2000 KRİZİ TEKRARLANIR MI?
Uzmanlar, bugünkü gelişmeleri 2000 yılında internet şirketlerinin hisselerinde yaşanan büyük çöküşle karşılaştırıyor.
O dönemde Nasdaq endeksindeki sert düşüşe rağmen dolar yaklaşık iki yıl boyunca güçlü kalmıştı. Amerikan para birimi, daha sonra ABD kredi piyasalarındaki sorunların derinleşmesiyle değer kaybetmeye başlamıştı.
Ancak bugünkü koşullar farklı.
Yapay zekâ yatırımları büyük ölçüde ABD'de yoğunlaşırken yabancı sermaye de Amerikan hisse senetleri ve şirket tahvillerinde birikiyor.
Üstelik ABD, 2000 yılındaki bütçe fazlasının aksine bugün yüksek bütçe açıkları veriyor. Bu durum, olası bir ekonomik krizde hükümetin ekonomiyi destekleme imkânlarını sınırlayabilir.