Enerjide yerli kaynakların payını artıran Türkiye, yerin altındaki büyük potansiyeli de daha fazla ekonomiye kazandırmaya hazırlanıyor. Özellikle konutlarda ısınmanın büyük ölçüde doğal gaza dayanması, jeotermalin doğrudan kullanımını stratejik hale getiriyor. Mevcut kaynakların niteliği ve bölgesel ısıtma altyapısı, jeotermalin yalnızca elektrik üreten bir kaynak değil, şehirlerin ısınma ihtiyacını karşılayabilecek yerli bir enerji gücü olarak daha fazla değerlendirilmesine imkân sağlıyor.
19 SİSTEM DEVREDE
Türkiye'de jeotermal kaynak kullanan 19 bölgesel ısıtma sistemi bulunuyor. Bu sistemler özellikle jeotermal hareketliliğin yüksek olduğu Batı Anadolu'da yoğunlaşırken mevcut bölgesel ısıtma kapasitesi 3 bin 500 MW seviyesine ulaşmış durumda. Sistemlerden yaklaşık 336 bin konut eşdeğeri yararlanıyor. Türkiye'nin sahip olduğu kaynakların yaklaşık yüzde 90'ının düşük ve orta sıcaklıkta olması ise önemli bir avantaj sunuyor. Bu özellik, kaynakların doğrudan ısıtmada değerlendirilmesine uygun bir yapı ortaya koyarken yeni yerleşimlerin de jeotermal enerjiyle buluşturulabilmesine kapı aralıyor.
DOĞAL GAZIN YANINA KATKI
Jeotermalin yaygınlaşması, Türkiye'nin konutlardaki enerji tüketiminde doğalgaz ağırlığını azaltabilecek seçeneklerden biri olarak öne çıkıyor. Konutlarda alan ısıtma talebinin yüzde 71'i doğal gazdan karşılanırken kömürün payı yüzde 15, biyoenerjinin payı ise yüzde 8 seviyesinde bulunuyor. Binaların toplam enerji tüketiminde jeotermalin doğrudan kullanım payı ise yüzde 4,2 düzeyinde. Mevcut tablo, özellikle jeotermal kaynaklara yakın şehirlerde bölgesel ısıtma sistemlerinin genişletilmesiyle yerli enerjinin kullanım alanının büyütülebileceğini gösteriyor.