Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
Google AdSense

Wide Skyscraper
(160x600)
BIST 100 9.874,20 +1.42%
DOLAR 32,845 -0.08%
EURO 35,638 +0.18%
ALTIN 2.622,40 +0.65%
4 Ekim 2026 | --:--:--
İstanbul --°C
Ankara --°C
İzmir --°C
Bursa --°C
Antalya --°C
Adana --°C
Trabzon --°C
Erzurum --°C
Gaziantep --°C
Eskişehir --°C
Voltah Haber
Google AdSense | Responsive Leaderboard Banner (728x90)

Yılda 33 bin ağaç dikmeliler

Yılda 33 bin ağaç dikmeliler

Gündelik hayatımızda en çok ilgilendiğimiz konuların başında hava durumu geliyor. Bilindiği üzere hava durumu; güneş ışığı miktarı, sıcaklık, nem ve rüzgâr gibi çevresel faktörler aracılığıyla beyin kimyasını, uyku düzenini ve günlük davranışları doğrudan etkileyerek insan psikolojisinde değişiklikler oluşturuyor.

Değişen hava sıcaklıklarına uyum sağlama sürecimizle beraber bedenimiz ve psikolojimiz bu süreçte farklı tepkiler verebiliyor. Bu tepkiler; depresyon, öfke, iştah problemleri, duygusal dalgalanmalar, motivasyon düşüşü, yorgunluk, isteksizlik ve uyku düzeninde bozulma biçiminde kendini gösteriyor. Tüm bu değişimler genellikle ani sıcaklık dalgalanmalarının yaşandığı kısa vadeli süreçlerde ortaya çıkıyor.

Peki uzun vadede değişen, yani bedenimiz ve psikolojimiz iklim değişikliğine nasıl tepkiler verecek?

Araştırmalara göre ister büyük bir şehirde yaşasın isterse kırsalda, iklim değişikliğinin olumsuzlukları insanlar üzerinde fiziksel ve psikolojik olarak benzer etkiler bırakıyor. Aynı şekilde artan kronik sıcaklıklar, kuraklık tehdidi ve çevre kaygısı; bireylerde geleceğe yönelik belirsizlik hissini tetikleyerek uzun vadede iklim kaygısı ve kronik tükenmişlik sendromunu kalıcı hale getirebiliyor.

Bu nedenle iklim krizi küresel ölçekte her daim gündemde kalmaya devam ediyor. 23 Eylül'de Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, iklim eylemini hızlandırmak ve adil bir enerji geçişini ilerletmek için hükümet, iş dünyası, finans, sivil toplum ve diğer sektörlerden liderleri bir araya getirdi. Liderler, kanıtlanmış çözümlerin daha hızlı uygulanması, temiz enerjiye geçiş, iklim finansmanının artırılması, daha güçlü direnç, insanları ve geçim kaynaklarını korumak için yenilenmiş uluslararası iş birliği çağrısında bulundu. Aynı şekilde küresel sermayenin ve uluslararası finans kuruluşlarının yeşil dönüşüm projelerine sağlayacağı fonlar, sadece ekolojik bir zorunluluk değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirliğin de ana şartı haline geliyor.

Hafta içinde iki ünlünün özel jeti gündeme geldi.

Biri dünyanın en zengin şarkıcısı olan Taylor Swift'in 3 motorlu 16 yolcu kapasiteli özel jeti. Swift, neredeyse gün aşırı olmak üzere özel jetini yılda 170 kez kullanıyormuş.

Diğer ünlü ise Cristiano Ronaldo...

Taylor Swift'in serveti 2 milyar, Cristiano Ronaldo'nun serveti ise 1,5 milyar dolar. Ne Swift'e ne de Ronaldo'ya "Özel jetinin yerine tarifeli uçak kullan" diyecek değiliz. Servet onların, keyif onların...

Ne var ki;

İklim krizinin insan kaynaklı etmenleri arasında özel jetlerin ürettiği sera gazı bir hayli büyük rol oynuyor. Özel jetler, ticari uçuşlara oranla saatlik bazda çok daha yüksek karbon salımı yapıyor. Ortalama bir özel jetin tek bir uçuşu 4,46 ton CO₂ yayıyor.

Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi'nin verilerine göre, özel jetler dünya genelinde yılda yaklaşık 15,6 milyon ila 19,5 milyon ton (Ortalaması 17,5 milyon ton) sera gazı üretiyor.

Küresel çapta yaklaşık 24 bin özel jet olduğuna göre ürettikleri sera gazının iklim krizinde ne kadar büyük pay sahibi oldukları gözler önüne seriliyor.

ÖZEL JET SAHİPLERİNİN AĞAÇ DİKMESİ YASALLAŞTIRILMALI

Dünyada özel jet sahiplerinin yasayla yürütülen bir ağaç dikme sorumluluğu bulunmuyor.

Oysa bulunmalı...

Çünkü 17,5 milyon ton sera gazını bir yılda absorbe etmek için yaklaşık 800 milyon ağaç gerekiyor. Her özel jet sahibi yılda 33 bin ağacın dikilmesini sağlarsa özel jetlerinin ürettiği sera gazı absorbe olur.

33 bin ağacın dikim masrafı ise dikilecek alan ve fidan türüne göre 30 bin dolar ila 132 bin dolar arasında değişiyor. Bu paralar, özel jet sahipleri için devede kulak bile değil.

Tabii kimsenin günahını almayalım. Belki de ağaç dikme ve ormanları koruma çalışmalarına katılanlar oluyordur. Örneğin Cristiano Ronaldo, 2013'te Endonezya'daki Mangrov Ormanları'nı Koruma Forumu'nun çevre elçisi olmasının yanı sıra ağaç dikilmesine yönelik yüklü miktarlarda bağış yapması da birkaç kez kamuoyuna yansımıştı.

KÜRESEL ORTALAMA SICAKLIK 25 YILDA 0,7 °C ARTTI

İklim krizini sayısal verilerle ifade edince alınacak önlemler için bir hayli hızlı davranılması gerektiği ortaya çıkıyor.

1901–2000 arasında küresel ortalama sıcaklık 13,9 °C idi.

2001-2025 arasında ise küresel ortalama sıcaklık, 0,7 °C artışla 14,6 °C'ye yükseldi.

Sadece son 5 yıl içinde İsviçre'deki buzul hacmi yaklaşık yüzde 20 oranında azaldı.

İklim değişikliğini ülkemize indirgeyecek olursak durumun hiç de iç açıcı olmadığını görüyoruz. Ülkemizde 1970-1980 dönemiyle 2014-2025 dönemi arasında 'En Yüksek Sıcaklık Ortalaması', 'En Düşük Sıcaklık Ortalaması' ve 'Ortalama Sıcaklık' kategorilerindeki artış, bir hayli çarpıcı seviyelerde bulunuyor. Sıcaklık artışları, ülkemizin içinde bulunduğu ısınma krizinin boyutlarını rakamsal olarak gözler önüne seriyor.

1970-1980 dönemiyle 2014-2025 dönemi arasındaki 'En Yüksek Sıcaklık Ortalaması'nın artışı tam 2 °C olarak gerçekleşti.

1970-1980 dönemiyle 2014-2025 dönemi arasındaki 'En Düşük Sıcaklık Ortalaması'nın artışı ise 1,7 °C olarak gerçekleşti.

1970-1980 dönemiyle 2014-2025 dönemi arasındaki 'Ortalama Sıcaklık'a bakacak olursak artışın 1,7 °C olduğu görülüyor.

İklim değişikliğinin vahim sonuçlarını en çok dile getiren ülkelerin başında bulunan Türkiye, 9-20 Kasım 2026 arasında Antalya'da düzenlenecek olan COP31 İklim Zirvesi'ne ev sahipliği yapacak. COP31 İklim Zirvesi küresel ısınma ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek amacıyla 2015'te kabul edilen, yasal olarak bağlayıcı uluslararası bir iklim antlaşması olan Paris Antlaşması'nın uygulanmasını hızlandırmak ve iklim finansmanını ölçeklendirmek için kritik önem taşıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, iklim krizine bağlı vahim sonuçların ortaya çıkmaması adına iş birliğine dayalı, adil ve sürdürülebilir küresel bir iklim geleceği için yüksek perdeden çağrıda bulunacak.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, COP31 İklim Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada; "İklim değişikliği hızlanırken paylaşılan sorumluluğumuz daha da netleşiyor. Türkiye, müzakereden uygulamaya geçişte dönüm noktasında Antalya'da COP31'e ev sahipliği yapmaktan onur duyuyor. Tüm Tarafları iş birliğini güçlendirmeye ve taahhütleri somut eyleme dönüştürmeye davet ediyoruz" ifadesiyle iklim kriziyle mücadele etmek için ülkelerin iş birliğini güçlendirmesinin elzem olduğunu dile getirdi.

Konu iklim olunca Habertürk TV Meteoroloji Mühendisi Hüseyin Öztel'in iklim değişikliğinin sonuçları üzerine görüşlerine başvurdum. Öztel, iklim değişikliğinin ekonomiye olan zararlarından, insanların fizyoloji ve psikolojisine kadar olumsuz sonuçlarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Haber Orijinal Kaynağı